Önemli eksiğimiz ve yayıncı rezaleti!

Abone Ol

FUTBOLUN tekniklerini yazmamdan mutlu olan, hatta bu tip yazıları başuçlarında saklayan okurlarım şimdi yazacaklarımı okuyunca belki de şaşıracaklardır. Böyle bir analizi bugüne kadar hiç okumamış, hiç duymamış olabilirler ki, büyük ihtimalle de böyledir.

Sadede gelelim. Milli Takım, ABD’ye 2–1 kaybetti. Olabilir. Futbol bu, her sonuç ihtimal dâhilindedir. Ancak bu hazırlık maçlarında önemli olan sonuçlar değil, eksikleri görmek, temel yanlışları düzeltmek adına tüyolar almaktır.

Türk futbolunun en ciddi, en önemli, sonuçlar direkt olumsuz etki eden eksikliği ABD karşısında da karşımıza çıktı. Sakın ola ki bunu biz gösterdik sanmayın. Bunu bize, umarım böyle olmuştur, futbola daha dün merak salan Amerikan takımı anlattı. Daha doğrusu anlatabilmiş midir, işte burası önemli.

Biz bu maçta da genelde, topa daha fazla sahip olan, topu daha çok pasla dolaştıran taraf gibiydik. Ama ne var ki, pozisyonlara giren, kaleci Onur’un dikkatine ve reflekslerine takılan ABD takımı idi.

Şimdi eksiğimize, yanlışımıza ve bir türlü tedavi edemediğimiz eksiğimize gelelim. Maçı şöyle bir hatırlayın. Amerikan takımı topu kazandığında, ya da biz kaybettiğimizde, rakibimiz iki veya üç pastan sonra, gelişime göre, belki de birde, topu ileri uçtaki adamlarına uzattılar. Bunlar zaman zaman 20–25 metrelik paslar da oldu. Peki, Amerikalılar bunu yaparken, öndeki hücum oyuncuları ne gibi katkıda bulundular Tabii ki bizim stoperlerden sağa sola kıvrılarak koşular yapıp kendilerini boş göstererek. En azından rakip stoperlerin veya savunmacıların topla aralarına girmelerini engelleyici mesafeler bırakarak. Amerikan pas atıcıları hiç bir topu, buraya dikkat edin lütfen, rahatlıkla öndeki hücumcuların ayaklarına atmadılar. Böylece rakip savunmanın, yani bizim, göbeği sürekli dağıldı. Beklerimiz de biz hücumda olduğumuz sıralarda meydana gelen bu aksiyonlarda uzakta kaldıklarından Onur’a çok iş düştü.

Peki, bu dünkü ABD takımına karşılık biz ne yaptık, yapıyoruz. Örneğin Selçuk topla rahatlamış olarak gelirken, öndeki veya o bölgeye sızmış başka oyuncularımız rakiplerine neredeyse dayanmış olarak top bekliyorlar. Selçuk da ne yapmak zorunda kalıyor Topu onların ayaklarına atmak zorunda kalıyor. Böylece rakip topla bizim oyuncunun arasına hiç güç ve pozisyon kaybetmeden girip atağı kesiyor. Şimdi sizi bir kaç maça götüreyim. Şayet ofsaydı ayarlayabilmiş ise, Burak’ın bazı koşularına aynı Selçuk topu atattığında rakip kaleciler Onur’un durumuna düşmüyorlar mı Burada Selçuk bir örnektir, kimse yanlış anlamasın.

Evet, bizim futbolumuzun en büyük derdi, pas alabilmek adına kendini gösterememek, özellikle de ilerdeki bloklarda rakibe yapışarak oynamaktır. Böyle oynayan takım golü çok zor atar dostlar! Ya da arkadan gelen hiç saha sunamaz. Tabii rakip ABD gibi falan olursa...  Maçı lütfen, imkânınız varsa, yeniden izleyin!

VE YAYINCI KURULUŞ

Diyeceksiniz ki, neremiz doğru. Doğru dersiniz. Ama böyle bir yayıncı kuruluş rezaleti de az yaşanır hani... Milli Takım’ın özel maçlarının yayın hakkını aldıktan sonra bas bas bağıran Habertürk gazetesi, televizyonu ve onun televizyonlarından biri olan Show TV maçı stüdyodan anlattı dostlar. Ayıp be! Melih Gümüşbıçak’ı, hiç olmazsa sadece onu, ABD’ye gönderecek paranız mı yoktu Melih gibi bir usta, Milli Takım’daki devre arası değişiklikleri söylemek için acaba kaç kilo verdi Acaba yılların deneyiminin ne hale geldiğini hücrelerinde nasıl yaşadı Avrupa’yı turladınız da, ABD mi fazla geldi O zaman bu işe soyunmayacaksınız beyler! Siz en iyisi Habertürk gazetesinin yanardöner siyasi yazarlarıyla yetinin! Bakalım bu özel maçlar silsilesinde daha ne kadar stüdyo kirleteceksiniz

Ben de tutmuşum ülke futbolunun en önemli derdine çare aramaya çalışıyorum, ABD takımını göstererek. Çok yerleşerek oynamıyorlar ya... Eh biz de öyle değil miyiz genelde Az kalsın unutuyordum; Nuri’den başka ön libero oynayacak oyuncumuz yok mu