Kardeşim... Hak ve batıl hiç böylesine karışmamıştı
birbirine. Şeytan bu kadar bizdenmiş gibi görünerek yaklaşmamıştı hiç bizlere.
Biliyoruz ki artık sistem değişti. Şanlı bir ecdadın torunlarını topla,
tüfekle, savaşla sindiremeyeceğini bilen İblis in taraftarları metodunu
değiştirdi. Bilal-i Habeşi nin üzerine çöreklenen ve Allah ı inkâr et diyen kâfir
artık bizi birçok yanlışa Allah için yaptığımıza inandırarak sürüklüyor. Ve
bunun için de en sevdiğimiz değerleri, en sevdiğimiz isimleri, güvenimizi ve
kalbimizi kazanmış kimseleri kullanıyor...
Kardeşim... Değişen, değiştirilen değerlerimizi, on-onbeş
yıl içinde inancımızda açılan gediği artık görmek zorundayız. Çok ciddi
boyutlara ulaşan manevi tahribatı kırmızı alarm olarak değerlendirmeli ve
alabileceğimiz tüm önlemler için daha fazla gecikmemeliyiz. Maddi manevi bu
yıkımın sevdiğimiz eller tarafından yapılması da bizi adil bir yargılamadan
alıkoymamalı.
Öyle ya, yakın zamana kadar bankaların önünden geçmeye
korkan bizler, yemiyoruz ama belki tozu bulaşır korkusuyla tir tir titrediğimiz
faize, şimdilerde Bir dünya gerçeğidir diyorsak veya bunu diyenlere destek
veriyorsak bu işte bir yanlışlık var demektir. Çekilen kredilere Helâli hoş
olsun diyorsak veya bunu diyenlere alkış tutuyorsak bu işte bir gariplik var
demektir. Canımız pahasına sevdiğimiz ve herkese rağmen desteklediğimiz
yöneticilerimiz, Allah Rasulü nün ayaklarının altına aldığı faiz belasına
bizleri alıştırdı ve ısındırdı ise bu bizim en büyük gazabımız demektir...
Bir zamanlar ayet ve hadislerde Lut kavminin rezilliği
ile ilgili bilgileri okurken bile içimiz ürperir, kalbimiz hüzün dolarken şimdi
ekranlarımız başında eşcinsel düğünleri izliyorsak ve bu bizim o günümüzü zehir
etmiyorsa... Uluslararası Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transgender ve İnterseks
Birliği (LGBTI) gibi Lut kavmini bile geride bırakan çirkinliklere devlet
eliyle destek veriliyor, büyük bir gururla temsilci gönderiliyor ve biz bunu
hiç mi hiç yadırgamıyorsak, yeni bir Besmeleyle Kutsal Kelamı yeniden
okumalıyız demektir... Her türlü israfı haram sayan bir dinin mensubuyken
yapılan saraylardaki israfları duyduğumuzda yüreğimiz sızlamıyorsa, ülkesindeki
en düşük maaşa göre kendi maaşını belirleyen, en fakir kişinin sofrasındaki
tabağa göre karnını doyuran Halife Ömer i yıllardır hikaye gibi okumuşuz, ona
olan hayranlığımızı kendimize yönetici seçerken kriter olarak kullanmamışız
demektir...
Domuzun adını bile ağzına almaktan imtina eden bir
toplumun market raflarında resmen satışına izin veriliyorsa, kasaplık et
sınıfına alınıp devlet eliyle domuz çiftliklerine kredi veriliyorsa ve biz
bunları yalnızca izliyor gıkımızı çıkarmıyorsak, haramlara gereken titizliği
gösteremiyoruz demektir...
Bundan yüz yıl önce uğruna dedelerimizi feda ettiğimiz
cennet vatanımız şimdi AB uğruna, İsrail in çıkarları uğruna birilerine peşkeş
çekiliyorsa, Sevr de kazanamadıkları üstünlük altın tepsilerde kâfire
sunuluyorsa, biz tarihimizi unutmuşuz ve unutanlarla beraber olmuşuz
demektir...
Dünyanın her yerinde Müslüman kanı akarken, inanan
insanlar yoksulluktan, açlıktan, susuzluktan, işkence ve ambargodan dolayı inim
inim inlerken bizler hâlâ şeytanın müttefikleri ile el sıkışıyor ve İslam
Birliği için tek bir somut adım atmıyorsak, Küfür tek millettir uyarısını
kavrayamamışız demektir...
Kardeşim... Yıllar geldi geçti Ha oldu ha olacak
derken, kimseye vermediğimiz kadar krediyi verdik, kimseye güvenmediğimiz kadar
güvendik ve yüzde yüz destekledik mevcut sistemi. Fakat elini vicdanına koy ve
söyle, artık; One minute deme zamanı gelmedi mi
Yaşanan tüm rezilliklere, ahlâki ve manevi tahribata,
devlet eliyle yapılan ya da olmaması için müdahale edilmeyen her türlü belaya
Dur deme vakti gelmedi mi
Yıllardır Gazze nin, Mescidi Aksa nın kanı akıtılmaya
devam ederken, dünyanın her yerinde kardeşlerimizin namusu kirletilirken tek
derdi hâlâ iktidar olan, tek işi iktidarı için herkese sataşmak olan bu
sistemin karşısında durma zamanı gelmedi mi
Hani nerede İslam Birliği Hani nerede her fırsatta
kocaman kocaman laflar ettiğimiz İsrail düşmanlığımız Hani nerede seçim
malzemesi için kullanmaktan çekinmediğimiz Kur anımıza vefamız Kur an la alay
edenler danışman yapılırken, Kur an ın hükümleri çiğnenip devlet politikası
haline getirilirken, Kur an ın Lanetli dedikleri ile dostane ilişkiler
kurulurken... Onu öpmek mi kurtaracak bizleri... diye sorma ve bu pazar günü
için yüreğimizi vicdanımıza emanet etme vakti henüz gelmedi mi
Kardeşim... Belki de bu son şansımız. Belki de bu ülke
elimizden gitmeden, dinimiz ülkemizden gitmeden elimize geçen son fırsat. Sahte
kuşu, gerçek ve canlı kuşla değiştirebilmemiz için son şansımız belki de. O
halde bu seçim daha fazla mesulüz demektir. Yıllardır bir delikten kaçıncı defa
ısırıldığımızı çok iyi hesaplamalıyız demektir. Ve dişiyle tırnağıyla
kazıyarak, binbir nazla iktidar verdiğimiz Erbakanca bir tavrın hâlâ mevcut
olduğunu, Allah ın izniyle Milli Görüşümüze bir kez daha sarılırsak, bir kez
daha güvenir ve fırsat verirsek yarım kalan her türlü işin nihayete erdirilerek
kaybettiğimiz şeylere kavuşacağımızı, tüm dünyada şanlı tarihimize yakışır bir
isimle anılacağımızı, bilmek, anlamak ve gereğini yapmak zorundayız...