“Onda İşiten Bir Kavim için Ayetler Vardır…” – 4

Abone Ol

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…

İnsanlar temel ihtiyaçlarından fazla kazanmak için çaba gösterdiklerinde yeni işler için yatırımlar yapılır, daha fazla proje gerçekleştirilir ve ekonomik büyüme meydana gelir.

Allah’ın fazlından aramaya engel olan komünizm gibi sistemler bu nedenle çökmüştür.

Kapitalizmde bu serbesttir ama sorun bunun işçilik sistemiyle yapılmasıdır.

İslamiyet’te Allah’ın fazlından ararsınız ama bunu kölelikten daha beter olan işçilik sistemiyle değil, ortaklık sistemiyle yaparsınız. Bu da ekonomi sürekli büyüdüğü halde insanların mutlu hayat yaşamalarıyla sonuçlanır. Oysa işçilik sisteminde insanlar büyük sermayenin sadece işçisi olabilirler. Zamanla küçük işletmeler yok olur ve herkes büyük işletmelerde işçi olmak için çırpınır. Sistem işçiyi korur gibi görünür ama sadece küçük işletmelere karşı işçiyi korur ve küçük işletmelerin yaşamını sürdürmesi zaman içinde imkânsız hale gelir. Büyük işletmeler ise işçileri sömürürler ve zamanla tüm piyasa onların kontrolüne geçer. Böylece ekonomi büyür ama insanlar mutsuzdur ve her an işlerini kaybetme ve gelecek korkusu içinde yaşarlar. Ülke zenginleşir gibi görünür ama çok küçük bir kesim bu zenginliğin sahibidir. İşçi haline gelmiş halk ancak yaşamını sürdürmekte, bir ev almak için bile ömür boyu borçlu bir şekilde yaşamak zorundadır. Borçları olduğundan dolayı da işlerini kaybetmemeleri gereklidir. Ekonomi büyürken köleden daha beter hale gelen halk mutsuz, hasta, yorgun bir şekilde yaşamaktadır. Oysa Allah’ın fazlından ararken ortaklık sistemi ve günümüzdeki sahte zekât müessesesi yerine gerçek zekât müessesesi ile İslamiyet, insanların gelecek korkusu olmadan huzur içinde yaşamalarını sağlar.

İslamiyet’i bir sistem olarak gören bizleri yani Adil Düzen çalışanlarını sapkın olarak görenler ise kapitalist sistemden elde ettikleri kazançların keyfini çıkarttıklarından dolayı sistemin devamını istemektedirler. İslamiyet’i masal ve safsata edebiyatına çeviren zihniyet Kuran’ın bir sistem getirdiğini akıllarına bile getirmez.

Kur’an’ın sosyal ve ekonomik ayetlerini düşünmemektedirler bile. Allah’ın fazlından aramak ekonomik bir ayettir. Allah’ın ayetlerindendir. Uyumamızla beraber zikredilmiştir. Uyurken Allah’ın fazlından arayamayız ama sağlığımızı koruruz. Allah’ın fazlından ararken de uyumayız ama ekonomik faydalar sağlarız. İkisi birbirinin tamamlayıcısıdır.

“Kesinlikle onda işiten bir kavim için ayetler vardır.” Ayet değil, ayetler vardır. Hem de ayetler nekredir. Kavim de nekredir. Hem kavim hem de ayetler her çağda değişecektir.

İşiten kavim ne demek? İnsanlar içinde işitmeyen insan çok azdır. Bu nedenle bu ifadenin kullanılması ilginçtir. Kuran’da işitme ve sağırlık mecazi olarak kullanılmaktadır. “Kesinlikle Allah’ın indinde dabbelerin en şerlisi sağırlar ve akletmeyen dilsizlerdir.” (Enfal, 22) “Onlardan sana kulak verenler vardır. Akletmiyor oldukları halde sağırlara sen mi işittireceksin?” (Yunus, 42) “Uyarılıyor oldukları zaman sağırlara çağrıyı işittiremezsin.” (Enbiya, 45) Bu ayetlerde sağırlık gerçek sağırlık, işitmeme gerçek işitmeme değildir. Kendilerine anlatılanları dikkate almayan, duymazdan gelenlerdir. İşiten kavim kendilerine anlatılanı duymazdan gelenler değildir. İşitme dışında kulak verme fiili vardır. İşiten kavim kendilerine söylenenleri dikkate alan kavimdir. İşiten kavim için ayetler vardır. Buna göre gün içinde uyumamız ve Allah’ın fazlından aramamız ayetlerini anlatmamız lazımdır. Anlattığımız topluluklar eğer işiten kavimler ise bu ayetleri dikkate alacaklar ve değerlendirecekler ve bunlara göre hayatlarını düzenleyeceklerdir. Adil Düzen çalışanları olarak çok şey anlatıp ayetleri gösteriyoruz ama kulak veren kavmi geçtik, işiten kavim bile bulamıyoruz. “Ricz” dalgalar şeklinde gelen felaketlerdir. Biri biter, diğeri başlar. Allah’ın indirdiği ile hükmedilmemesi en önemli sorunumuzdur. Bu sorunu çözmedikçe ricz sona ermeyecektir. Bir gün işiten bir kavim olacak ve açıkladığımız ayetleri dikkate alacaklardır diye umut ediyoruz.

Not: Sağlık sorunlarımızın yanında hayatımızın dinî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî dört alanında da deprem ötesi sorunlar yani “tufan/lar”var, “Sosyal Tufan” var ama “çare ve çözümler” de var; “ADİL DÜZEN” yani “KUR’AN NİZAMI” çare ve çözümleri var… Ve’s-selam mea’d-dua…