Filistinlilerin tek geçim kaynağı olan zeytinlikler tehlike altında. İsrail, önce Yahudiler için yerleşim birimleri açtı, şimdi de Filistinlilere buraya yerleşen Yahudilerin saldırısına uğramamak için zeytinlerini daha kısa sürede toplamalarını söyledi.
İsrailli yetkililer, "şayet yahudi yerleşimcilerin saldırılarına uğramak istemiyorsanız, zeytinlerinizi daha kısa sürede toplayıp tarlaları terkedin" diyor. Zeytinliklerin bulunduğu yerlere yerleştirilen yahudi yerleşimciler ise, saldırılarına bahane bulmak için, bu zeytinliklerin teröristlerin saklanma yeri olduğunu iddia ediyorlar.
İsrail, Batı Şeria‘daki zeytinliklere de göz koydu. İsraillli otoriteler, bu yıl filistini çiftçilerin daha kısa bir süre içinde zeytinlerini toplamalarını söyledi. Nedeni ise oraya yerleştirilen yahdui ailelerin filistinlilere saldırma olasılığı. İsrailli yetkililer, "şayet yahudi yerleşimcilerin saldırılarına uğramak istemiyorsanız, zeytinlerinizi daha kısa sürede toplayıp tarlaları terkedin" diyor. Batı şeria‘da yaşayan ailelerin çoğu geçimini zeytinlerden sağlıyor. Henüz yeteri kadar olgunlaşmamış zeytinlerin toplanmak zorunda kalması bu ailelerin tek geçim kaynağına da büyük bir darbe vurmuş olacak.
Zeytinlikleirn bulunduğu yerlere yerleştirilen yahudi yerleşimciler ise, saldırılarına bahane bulmak için, bu zeytinliklerin teröristlerin saklanma yeri olduğunu iddia ediyorlar. Bu nedenle israil ordusunu terörsitleri görebilmesi için filistinlilerin tarlalarını terketmeleri gerektiğini ileri sürüyorlar. Son dönemlerde, birçok filistinli aile batı şeria‘da yahudi yerleşimcileirnin şiddet saldırılarına maruz kaldı, bşr çok zeytinlik yahudilerce ateşe verildi.
Bir diktatörün son günleri
Onlarca yıl Mısır‘ı yönettikten sonra bir halk ayaklanmasıyla devrilen Hüsnü Mübarek‘in son günlerinde neler yaşandığı ortaya çıktı. Devrim günlerinde Başkanklık Sarayı‘nda neler yaşandı? Mübarek‘in oğlu Cemal, Babasına karşı bir darbe planladı mı? Mübarek, sakinleşmek için neler yapıyordu?
25 Ocak Devrimi sırasında ve özellikle eski Başkan Hüsnü Mübarek‘in istifasını izleyen birkaç günlük süreçte Başkanlık Sarayı‘nda neler olup bittiğini merak etmeyen tek bir Mısırlı bulmak neredeyse imkansızdır. Önceki rejimin üst kademelerindeki kişilere yakınlığı ile bilinen gazeteci Abdullah Kamal, Mubarek‘in devrilmesinin ardındaki kişilerin hikayesini anlatıyor. Kamal, al-Ahram gazetesinin web sayfasında "Rejimin devrilmesinin ardındaki en önemli isimlerden biri eski İç İşleri Bakanı Habib al-Adli idi" dedi.
Kamal, 26 Ocak tarihinde -protestoların başladığı günün ertesi günü- Adli ile görüştüğünü ve kendisinin ona erotik fıkralar anlattığını ve 20 parçalık bir çikolata verdiğini söyledi. "İşte o zaman bir şeylerin yanlış gittiğini ve kendisinin bunu hissettirmemek için her şey normalmiş gibi davranmaya çalıştığını anladım."
Kamal, kendisinin hissetmiş olduğu bu gerginliğe rağmen Adli‘nin 28 Ocak günü - ki ayrıca bugün Gazap Cuması olarak bilinmektedir ve bugün polis vahşeti benzersiz bir seviyeye ulaşmıştı - protestoların önemini küçük göstermek için Giza bölgesindeki bir köye polisle çevrilmiş bir caminin açılışını yapmaya gitmişti, diye ekledi.
Ancak, daha sonra başkan yardımcısı olan eski istihbarat şefi Omar Suleiman‘ın 25 Ocak protestolarının bundan öncekiler gibi olmayacağını sezebildiğini söyledi Kamal. "Suleiman 19 Ocak‘ta Mübarek‘e yakında düzenlenecek olan protestolarla düşüncesiz bir müdahale ile baş edilemeyeceğini ve bununla kendisinin bizzat ilgilenmesi gerektiğini söyledi. Ancak eski başkan bu işe kabineye havale etti."
Kamal‘e göre duruma nasıl müdahale edilmesi gerektiğine dair iki farklı görüş vardı. Mübarek‘in oğlu Gamal, Eski Danışma Meclisi başkanı Safwat al-Sharif, eski başkanlık danışmanı Zakaria Azmi gibi isimler tarafından paylaşılan ilk görüş protestoların kolaylıkla üstesinden gelinebileceği idi. Eski Savunma Bakanı ve şu anki Silahlı Kuvvetler Yüksek Komitesi başkanı Mareşal Mohamed Hussein Tantawi, Genel Kurmay Başkanı Sami Anan ve Omar Suleiman gibi kişilerin paylaştığı ikinci görüş ise eğer ciddi bir şekilde ele alınmazsa protestoların hayli yıkıcı olacağı görüşüydü.
Kamal, müdahale edilmemesi ve insanların taleplerine karşılık verilmemesi kararının başkanın kendi kararı olduğu üzerine dikkat çekti. "Eğer başkanın sağlığı daha iyi bir konumda olsa idi kendisi 2009 yılında İsrail‘in Gazze‘yi işgali sonrasında yaşanan olaylarda olduğu gibi -ki bu olaylar rejimin o zamana kadar karşılaştığı en çetin sınav idi - müdahale ederdi." O zaman Mübarek Ulusal Güvenlik Konseyi‘nin başına kendisi geçmişri ve medyaya ve Uluslararası Topluma kendisi seslenmişti. Ancak 2011‘de bu tarz işleri başkalarının halletmesine bıraktı. 7 Şubat‘ta Mübarek‘in istifa konuşması hazırdı ve kendisi krizin çözülmesi için bırakması yönündeki teklifleri değerlendiriyordu, diye ekledi Kamal.
Kamal‘a Cemal Mubarek‘in babasını tahttan indirme planlarını ve bunun için Mısır Televizyonu‘ndaki Abdul Latif al-Manewi‘ye kardeşi aracılığı ile yayınlaması emriyle bir bildiri gönderdiği hakkındaki rivayetler soruldu. "Bu soruya nacak Manawi cevap verebilir. Ancak bunu pek olası bulmuyorum; çünkü Gamal ve Mübarek birbirlerine çok yakındılar. Bu aile bireylerinin birbirlerine ne kadar çok yakın olduklarını tahmin bile edemezsiniz." Kamal‘e göre eski bilgi bakanı Anas al-Fekki, krizle ilgilenme söz konusu olduğunda Adli‘den sonra gelen ikinci isimdir ve Başbakanlık Çalışanları Başkanı Zakaria Azmi tarafından izlenmektedir. "Azmi birçok hata için sorumlu tutulmaktadır. Kendisinin güç açlığı ve olaylar üzerinde başkanın tek gözü olma ısrarı yüzünden kaynaklanan hatalar..."
Kamal‘e göre Azmi, bir başkan yardımcısı atanmasına sürekli karşı çıktı; çünkü böyle bir durumda kendisinin gücü azalacaktı. Ayrıca kendisi eski İç İşleri Bakanı Habib al-Adli ile çok güçlü bir ittifak oluşturdu. "Kendisi sürekli Adli‘nin pozisyonunda kalması konusunda ısrar etti ve sürekli onu savundu." Eski Danışma Meclisinin Başkanı, Mısır Meclisi Başkanı ve eski Ulusal Demokratik Parti‘nin Genel Sekreteri olarak kendisinin olaylara etkisinin ne olduğuna karar vermek oldukça güç diye ekledi, Kamal. "Protestolar sırasında kendisi UDP üyeleri ile irtibat bile kuramıyordu; çünkü onları normal hatlı telefonlarını hiç almamıştı ve cep telefonları çalışmıyordu." Kamal‘ın belirttiğine göre cep telefonu şebekelerinin kesilmesi öncelikle Adli tarafından sunuldu ve bir dahaki kabine toplantısında kabul edildi. Kamal‘e göre protestocuların vurulması konusunda Mübarek, Mübarek‘in eşi Suzanne ya da oğlu Gamal herhangi bir ilişkisi olmamıştır. "Bu asla olmadı. Bundan eminim." Kamal‘e göre ABD, Mübarek‘i kriz süresince hiç desteklemedi; çünkü PLO lideri Yaser Arafat‘ın ölümünden bu yana ABD Mübarek‘ten vazgeçmişti.
Somali‘den sonra Yemen mi?
Yemen‘de aylardır süren gösteriler ve çatışmalar yeni bir evreye girmek üzere. BM, gıda ve petrol fiyatlarındaki korkunç artışın Yemen‘de yakın gelecekte yoksul kesimlerin açlıkla karşı karşıya kalmasıyla sonuçlanabileceğini söyledi. Tıpkı somali‘de olduğu gibi Yemen‘de de her gün çok sayıda çocuk yeteri kadar beslenemediği için hayatını kaybediyor.
BM Dünya Gıda Programı, "Yükselen gıda fiyatları ve siyasi istikrarsızlık milyonlarca yemenliyi açlıkla yüzyüze bıraktı. Milyonlarca yemenliyi uzun süreli bir kıtlık dönemi bekliyor olabilir" dedi. Hükümet karşıtı geniş kitlelerin katıldığı protestolar aylardır devam ederken, devlet başkanı salihi‘ye bağlı güçler ülke genelinde ağır saldırlarla yemenlileri taleplerindne vazgeçirmeye çalışıyor. Yemen, ayrıca Salih taraftarları ve karşıtları olarak ikiye ayrılan kabileler arasında da bir iç savaşa tanıklık ediyor.
İç savaşla geçen bu alar boyunca yemen de üretim adeta durdu. Yemen ekonomisi ise adeta tepetaklak oldu. Şimdi milyonlarca aile açlığın peçesine düşerken, devlet başkanı Salih‘in koltuğu kesin bir biçimde ne zaman bırakacağı bekleniyor. Dünya gıda programı, bu açlıktan özellikle de çocukların etkilendiğini kaydetti. Şimdilerde, yemen‘de tıptkı somali‘de olduğu gibi çok sayıda çocuk yeteri kadar beslenememkten hayatını kaybediyor.
Pakistan‘da CIA doktoruna vatana ihanet suçlaması
Üsame bin Ladin‘in öldürülmesi olayını soruşturan Pakistanlı bir komisyon üyesi, Ladin‘in yerinin tespit edilmesinde CIA için çalışan doktorun vatana ihanet suçundan yargılanması gerektiğini söyledi. Bu çağrının ABD‘yi kızdıracağı ifade edilse de, Pakistanlı yetkililer geri adım atmıyor. Hükümet tarafındna atanan bu komisyon, Perşembe günü yaptığı açıklamada, "Pakistan‘a karşı dillendirilen iddialar bir taraf bırakılmalı ve Ladin‘in öldürülmesinde adı geçen, CIA ile işbirliği yaptığı bilinen doktor Shakil Afridi vatana ihanet suçundan yargılanmalı" dedi.
Söz konusu doktor, CIA‘nin bir aşı kampanyasını yürütüyordu ki bu kampanyada asıl amaç Bin Ladin‘in izini süremekti. Doktor Afridi, ABD deniz kuvvetlerine bağlı birliklerin Bin Ladin‘i öldürmesindne bu yana Pakistan İstihbarat servisi ISI‘nın gözetimi altında tutuluyordu. Pakistan‘da vatana ihanetin bedeli idama mahkum edilmek.
Ölmeden tabuta girdiler
Filipinler‘in başkenti Manila şehrinin Navatos adlı mezarlığında, 6 binden fazla insan üstüste konulmuş tabutlarda yaşıyor.
Filipinler‘in başkenti Manila, sadece 20 milyon insanın yaşadığı bir şehir değil, aynı zamanda tüm dünyada nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu şehirlerden biri. Yer yetmezliği, özellikle de yoksul kesimleri Navatos Mezarlığı‘nda kendilerine yaşayacak yer bulmak zorunda bırakmış. Şimdilerde, en az 6 bin kişi, insanlık dışı koşullarda, bu mezarlıkta hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Mezarlıkta yaşayan yoksullar, üstüste koydukları tabutlarda yaşıyor. Bu mezarlıklar, üstüste konulmuş tabutlarda süren yaşam, çocukların oyun yeri, anne-babaların hayata tutunmaya çalıştıkları mekan, hasta insanların ölümü bekledikleri yer. Filipin hükümeti ise bu mezarlıklarda süren drama kulakların tıkamış durumda.
Onların da anne-babası var
2007‘de İsrail‘in Şalid‘in öldürüdlüğüne dair haberler yayamasına binaen Hamas, Şalid‘in ses kayıtlarını yayınlayarak yaşadığını ıspatladı. Bu ses kaydında Şalid, "Şu çok açık ki eğer israil serbest bırakılmamı istiyorsa Hamas‘ın koşullarını kabul etmeli. Özellikle de, esir alındığımda aktif olarak israil‘in muharip güçlerinde görev aldığım ve serseri bir uyuşturucu satıcısı olmadığım için. Bir annem ve babam olduğu gibi, filistinli mahkumların da bir anne ve babası var ve onların da çocukları onları özlüyor" dedi.
Şalid‘in hala hayatta olduğunu gösteren bir diğer video ise 2009‘da yayınlandı. Bu videoda şalit, "Umuyorum ki Netenyahu‘nun liderliğindeki mevcut yönetim, bir anlaşma yapma şansını harcamayacak. Böylece sonunda ben de serbest bırakılmış olacağım" diyordu. İsrail kamuoyunda Netenyahu hükümetinin gözden düşmesi sonucunda Netenyahu, yeniden popüler olmak ve bir sonraki seçimlerde başarılı olmak için ve Şalit‘in kurtarıcısı olarak bilinmek için Hamas‘ın koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.
Gilad Şalit kim?
5 yıllık bir pazarlık sürecinden sonra İsrail ve Hamas anlaştı. Anlaşmaya göre 2006‘dan bu yana Hamas‘ın elinde sir bulunan Gilad Şalid‘in İsrail‘e teslim edilmesi karşılığında İsrail, hapishanelerde tuttuğu binlerce mahkumdan 1027‘sini serbest bırakacak. Peki Gilad Şalid kimdir ve İsrail için neden bu kadar önemli?
5 yıllık bir müzakerenin ardından, 11 Ekim günü israil ve hamas tarafı anlaşmaya vardıklarını duyurdular. Hamas‘ın elinde esir olarak bulunan Gilad şalid serbest bırakılacak, buna karşın 1027 tane filistinli mahkum da İsrail hapishanelerinden salıverilecek. İsrail‘in uluslarlarası arenada bir mazlumiyet argümanı olarak kullandığı gilad şalid kim?
Gilad şalid, 28 ağutos 1986‘de doğdu. İsrail‘in kuzeyinde bulunan Mitzpe Hila‘da büyüdü. Manor Kabri lisesisnde 2005 yılında mezun olduktan sonra Şalid, İsrail ordusunda zorunlu askerliğe alındı. Askeri eğitimini tamamladıktan sonra Şalid, gönüllü olarak savaş alanından görev almak istedi ve bir çatışma bölüğüne savaşmak için yazıldı. İsrail savunma bakanlığı ise Şalid‘in aktif bir savaş birliğinde değil, daha alt düzey bir sıhiyye görevinde olduğunu iddia ediyor. Şalid, 2006 yılında Hamas birlikleirnin filistin sınırını ihlal eden israil askerleriyle girdiği bir çatışmada esir alındı. Esir alındığı esnada şalid, gazze-israil sınırında bir tankın atışından sorumluydu. Yani hedefleri vurmaktan o sorumluydu. Bu durum, israi savunma bakanlığının Şalid‘in bir sıhiyye olduğu yolundaki iddiasını da çürütüyor.
Şalid‘in Hamas‘ın elinde olması, israil ile filistin arasında daima bir çekişme konusu oldu 5 yıl boyunca. Hamas, en baştan beri şayet israil hapishanelerinde bulundurdurduğu binlerce filistinli mahkumdan bin tanesini serbest bırakmazsa Şalid‘in salıverilmeyeceğini söyledi. İsrail ise 5 yıl boyunca bunu reddetti. 2006 yılından beri israil, gazze‘ye yaptığı sayısız saldırıyı Şalid‘i bahane ederek haklı göstermeye çalıştı. Bu saldırılardan bir tanesi israil‘in Yaz Yağmuru adını verdiği geniş çağlı saldırıydı ki 400‘den fazla filistinli katledildi. İsrail‘in şalid‘i kurtarmak için Khan Yunis‘e yaptığı saldırı ise tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. İsrailli özel komandolar tarafından yürütülen bu saldırının başarısızlığı, israil‘in askeri gücünün de sınırlaırnı gösteriyordu.



