'Önce ekonomi, aptal'

Abone Ol

Geçen gün (01.09.2007) Mehmet Altan ın yazısında kullandığı başlık dikkatimi çekti; Önce ekonomi, aptal .

Meğer bu başlığı koymasının bambaşka bir sebebi varmış. Onu da hemen yazısının başlangıcında şöyle anlatıyor:

Ekonomideki başarı ile siyasetteki başarı arasındaki bağı en iyi anlatan klasik örnek, ABD nin iki kez üst üste başkanlığını yapan ve skandallara rağmen ara seçimde de rakibine üstün gelerek tarihsel bir zafer kazanan demokrat Bill Clinton dur.

Çalışma ofisinin duvarına, danışmanlarını ikaz anlamına Önce ekonomi, aptal ibaresini koydurtmuştu.

İnsanların günlük yaşamında hissedilir bir iyileşme yaratmayan siyasetin saray siyaseti olduğunu bilmekteydi Clinton.

*

Elbette, bu başlığı ve konmasının sebebini anladıktan sonra, -sizin için özetleyeceğim- Mehmet Altan ın yazısının tamamını da okumayı ihmal etmedim.

Ekonomide AK Parti nin yeni dönemdeki öncelikleri nedir

Business Week-Türkiye geçen hafta Mehmet Şimşek ile geniş bir röportaj yayınladı... Mehmet Şimşek, Hazine den sorumlu bakan olarak atanıp, Ali Babacan ın koltuğuna geçince bu röportajı yeniden okudum.

İki parçalı bir ekonomik resim söz konusu. 1- Acil konular... 2- Stratejik dönüşüm. Acil konular ne Sosyal Güvenlik Reformu ve mali disiplinin sağlanması.

Türkiye nin temel sorunu nedir

Üretilen mal ve hizmetlerin katma değer açısından düşük olması, dolayısıyla da uluslararası rekabet gücünün düşüklüğü... Kısacası yeterince zenginlik üretememesi... Nitelikli bir üst aşamaya zıplayamaması... Teknoloji ve sermaye yoğun mallara geçiş yapamaması.. Bu engeller, ülkenin rekabet edebilirliğini dümdüz etmekte.

Mehmet Şimşek, (aynen katıldığım) dünyayla rekabet etmenin önündeki engelleri de şöyle sıralıyor:

1- İstihdam üzerindeki ağır yükler.

2- Enerji maliyetinin yüksekliği.

3- Kayıt dışı ekonomi.

4- Alt yapı yetersizliği.

Sıralananlara bakınca, topyekün Türkiye nin radikal bir şekilde dönüşümünden söz edildiğini görüyorsunuz.

*

Hep söylüyor ve yazıyoruz; adalet değil de zulüm üzerine bina edilen bir düzen ile yönetilmekte olan ülkemiz, her bakımdan ve özellikle ekonomik açıdan çökmüş durumdadır. Ülkenin kurtuluş ümidi kalmamış gibidir ama yine de çıkmayan canda ümit vardır.

Bize göre Türkiye aşağıda sıralayacağım sorunları çözerse kurtulacaktır

1- Türkiye başta dış borca batmıştır. Her yıl borç azalacağı yerde daha da artmaktadır. Bugün borçlarımızın faizini ödemek için emeğimizin üçte ikisini harcıyoruz. Bu nisbet de gittikçe artmaktadır.

2- Türkiye terör belasıyla boğuşmaktadır. Evet, borçlar yetmiyormuş gibi yirmi yıldır bir de terör belası ile çalkalanıp duruyoruz. Teröristlerin başı Öcalan yakalandı ama bir şey değişmedi.

3- Türkiye işsizlik sorununu çözmüş değildir. Devlet, şirketler ve fertler olarak sürekli borçlanarak yaşıyoruz. İşsiz gençlik kitlesi adeta anarşi ve terör ortamı için hazırlanmaktadır.

4- Türkiye ümitsiz insanlar ülkesi hâline getirilmiştir. Kimileri aksini söyleyip yazıyor veya itiraf etmekten çekiniyor ama ben çekinmeden işte buraya bir kere daha yazıyor ve hatırlatıyorum: Ülkemizi yaşatmak konusunda insanlar ümitlerini kesmiş, milliyetçilikten ve diğer bazı değerlerden soğumuş, din artık inanç aracı olmaktan çıkıp istismar aracı hâline getirilmiştir.

Bürokrasi ile ulusun arası gittikçe açılmaktadır. Sadece bir başörtüsü meselesi bile, milletin ümitsiz olması için yeterli sebep haline gelmiş... Üniversiteler ile YÖK ve her türlü medya ülke için hiçbir şey yapmıyor Yargı etkisini ve saygınlığını kaybetmiş...

Bu şartlar altında Türkiye nin nasıl kurtulacağını düşünüyoruz Geçmişte nasıl ilimde ve sanayide inkılâp olmuşsa, "Adil Düzen" ve "Adil Ekonomik Düzen"le hukukta, yönetimde ve ekonomide devrim olacak; faiz kalkacak, zina serbestliği kalkacak, insanlar saadete erecektir

Allah ülkemizin ve milletimizin yâr ve yardımcısı olsun