Ona Ne Kadar Uymaya Çalışıyoruz?

Abone Ol

“Örneğimiz ve önderimiz” diyoruz ama bir konuda onun yaptıklarını yapamıyoruz.

Evli olanlar için söylüyorum, hangimiz bugüne kadar eşimizle koşu yarışı yaptık

Yarış yapanlarımız hanımı geçti veya kaybettiğinde nasıl davrandı

Hazreti Aişe validemiz (Allah ondan razı olsun) anlatıyor:

“Peygamber aleyhisselam, benimle yarıştı ve ben onu geçtim.

Daha sonra ben biraz şişmanlayınca yine benimle yarıştı o beni geçti ve bu benim başarım, daha önce senin başarının karşılığıdır (Yani 1-1 oldu) buyurdu.” (Ahmet, Müsned, Aişe hadisi, Taberani, Mu’cemi Kebir, 23/42 hadis no 125)

Eşinin gönlünü hoş etmek için yapılan bu yarışta eşi onu geçtiğinde sevindiği gibi, o eşini geçtiğinde de berabere kaldık diyerek yine gönlünü hoş etmiştir.

Rukane bin abdiyezid, güreşte hep birinci olmuş.

Kimse onun sırtını yere getirememiş.

Ravilerin rivayetinde değişiklik olsa da sonuçta hepsi Sevgili Peygamberimizin Rukane’yi güreşte yendiği ve bunun üzerine Müslüman olduğunda birleşiyorlar.

Güreş tutma konusunda teklifin Rukane’den geldiğini söyleyenler olduğu gibi Sevgili Peygamberimizin onu İslam’a davet ettiğinde Rukane’nin “Beni yenersen Müslüman olurum” demesi üzerine güreşe tutuştuklarını, Sevgili Peygamberimizin onu yendiğini, Rukane tekrar güreş istediğinde tekrar yendiğini ve üç defa sırtını yere getirdiğini rivayet ederler.

Hatta Rukane kendisine o kadar güveniyor ki “Eğer sen beni yenersen yüz koyun vereceğim” bile dediğini üç defa yenmekle üç yüz koyunu kaybettiğini ama Sevgili Peygamberimizin koyunları sahibine bağışladığını bunun üzerine Müslümanlığı kabul ettiğini yazar hadis ve siret kitapları.

 (Ebu Davud, Sünen, K. Libas, bab fil amame, Tirmizi, Sünen, K. Libas, bab’ül amaim, İbni Kesir, el-Bidaye vennihaye)

At yarışları tertip ettiğini haber veriyorlar:

Hazreti Ömer’in oğlu Abdullah (Allah ikisinden de razı olsun) anlatıyor: “Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem yarış için eğitilmiş atlar arasında yarış tertip etti Hayfa’dan Seniyyetül veda’a kadar koştular. (Tahimini olarak 10 Kilometre)

Yarış atı olarak eğitilmeyen atlar arasında ayrı bir yarış tertip etti ve Seniyyetül veda’dan Beni züreyk mescidine kadar koştular. (Tahmini olarak 2 kilometre) Ben de tertip heyetinde idim” diyor. (Buhari Sahih, K. Salat bab 41)

Deve Yarışı

Enes bin Mali (R.A) anlatıyor:

Adba’yı (Sevgili peygamberimizin devesinin adı) yarışlarda geçen yoktu.

Bir bedevi geldi ve Adba ile yarıştı ve onu geçti. Allah rasülünün (sallallahü aleyhi ve sellemin) arkadaşlarına bu durum çok ağır geldi ve Allah rasülü şöyle dedi: “Dünyada yükselttiği her şeyi alçaltmak Allah celle celalühe haktır” (Ebu Davud, Sünen, K. Edeb, Bab 9)

Ok yarışlarını teşvik etmiş, bir ara taraf bile tutmuş ama karşı taraf çekimse kalınca “Ben, hepinizle beraberim” buyurmuş.

Seleme bin Ekva’ anlatıyor:

Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, ok yarışı yapan bir topluluğa uğradı.

“İsmail oğulları, ok atın. Babanız (İsmail aleyhisselam) ok atıcısı idi. Ben, filan oğullarıyla beraberim” deyince karşı taraf ok atmayı bıraktı Allah’ın rasülü sallallahü aleyhi ve sellem: “Neden atmıyorsunuz ” deyince “Sen onlarla berabersin, nasıl atalım Dediler.

Bunun üzerine peygamber sallallahü aleyhi ve sellem “Atınız, ben hepinizle beraberim” buyurdu.” (Buhari, Sahih, K. Cihad, Babü’t-tahrizı alerremy)

Peki, arkadaşlarınızla, dostlarınızla, sevdiğiniz ve sevmediğinizle, amiriniz veya memurunuzla, küçük veya büyükle  konuşurken Sevgili Peygamberimizi örnek alarak bütün vücudunuzla ona dönerek mi konuşuyorsunuz, yoksa başınızı çevirerek, bazen çevirmeden sırtınız dönük olarak da konuşuyor musunuz

Sevgili Peygamberimiz kim olursa olsun konuştuğu kişiye bütün vücuduyla döner ve öyle konuşurmuş.

Hazreti Ali’nin rivayet ettiği hadisin adı bizde “Hılye” olarak meşhur olmuştur.

Değerli hattatlarımız yazmışlar, ince ruhlu tezhibçilerimiz süslemişler ve evlerimizi, camilerimizi, sanat evlerimizi ve müzelerimizi süslemişler.

O “Hılye” hadisinin bir yerinde hazreti Ali:

Biriyle konuşurken ona doğru bütün vücuduyla döner, yüzü katmerli gül gibi tebessümlü olur ve öyle konuşurdu” diyor. (İbni Hişam, Sire, Vasfu Aliyyin li rasülillahi, Beyhaki, Delalil, 1/260)