Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Ölüm; yani “mevt” hayatın zıddıdır. “Her canlı ölümü tadacaktır” ilahi kanunu bütün yaratılmışlar için geçerlidir. İnsanın ölümü, ruhun bedendeki tasarrufuna son verilip bedenden ayrılmasıdır. Ölümü düşünüp ders çıkarması gereken insandır. Ölüm, bu dünya hayatı için sondur. Ancak ahiret diye bilinen hayatın da başlangıcıdır. Hiçbir kimsenin ölümden kaçıp kurtulması mümkün değildir. “Nerede olursanız olun; burçlarda, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile, ölüm size ulaşır” ayetinde belirtilen ilahi hükümden kaçmaya kimsenin gücü yetmez. Ölüm nedir? Ölümden öncesi nedir, ölümden sonrası nedir? Ölümden öncesi, imtihandır. Ölüm, imtihanın son bulmasıdır. Ölüm ile kabir hayatı, kıyamet ile de ahiret hayatı başlar. Kıyametten sonra yeniden dirilecek olan insanlar için hesap vardır. Hesaptan sonra da, cennet ve cehennem vardır. Cennet, mükâfattır. Cehennem, cezadır. Yaratan, yaşatan, yöneten, öldüren, yeniden dirilten sadece Allah’tır. Allah’ın düzeninde bir değişiklik olmaz. Ölüm; gölgeden hakikate, uykudan uyanıklığa geçmektir. Dünya hayatı gölge, ahiret ise hakikattir. İnsan; beden ve ruhtur. Bedenin gıdası yenilen içilen şeylerdir. Ruhun gıdası ise ibadettir, hilafettir, emanettir, imarettir. Bedenin gıdasında helal lokma aranır. Ruhun gıdasında ise tevhit inancı ve maneviyat aranır. Haram lokma bedeni, inkâr, şirk ve münafıklık ise ruhu öldürür. İslam; hem bedeni, hem de ruhu koruyan tek ilaçtır. İslam mı, materyalizm ve ırkçı emperyalizm mi? İslam’ı itikat ve düzen olarak hayattan dışlayanlar, onun yerine materyalizmi, ırkçı emperyalizmi, muhafazakârlığı, sağcılığı, solculuğu ve faizci kapitalizmi hayata ikame edenler aslında birer ölüdürler. Bunlar; Kur’an’dan ve mesajından beslenmedikleri için ölüdürler. Kur’an’ın; “ey iman edenler” hitabı önemlidir. Enfal 24: “Ey iman edenler; size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edip emirlerine uyunuz. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O’na götürülüp toplanacaksınız.” Hayat veren şey, Kur’an’dır, sünnettir, yani İslam’dır. İslam; ferde hayat verir, topluma ve devlete de hayat verir. Bu; İslam’la hayat bulmak isteyen fert, toplum ve devlet içindir.
NE OLACAĞIZ?
Ölünce ne olacağını düşünerek adım atan, söz söyleyen, iş gören, tercihte bulunan kaç kişi vardır? Bir kimse, ölüm ile başlayan ahiret hayatında yakıtı insanlar ve taşlar olan cehenneme odun mu olmak ister, yoksa iyilerin yurdu cennette yaşayacak olan bey ve hanımefendiler mi olmak ister? Al-i İmran 185: “Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise, aldatma metaından başka bir şey değildir.” Ölmesine herkes ölecektir ama ne olarak ölecek buna insan, imtihan hayatında yapacağı tercihler ile kendisi karar verecektir. Bir kimse; kâfir, müşrik ve münafık olarak ölürse, ahiret hayatında ebedi olarak cehennemde kalacaktır. Bir kimse; mümin ve Müslüman olarak ölürse ebedi olarak cennette yaşayacaktır. Cennete girmenin şartı mümin ve Müslüman olarak ölebilmektir. Allah; insana mümin ve Müslüman olarak ölmesini emreder. Al-i İmran 102: “Ey iman edenler; Allah’tan; lafla ve işine geldiği kadarıyla değil hakkıyla korkup Kur’an’ın hükümlerine ve Resulünün sünnetine ve hayat düzenine, kısmen veya tamamen karşı gelmekten, aykırı hareket etmekten sakının ve siz böylece İslam’ca düşünüp, yaşamak suretiyle ancak Müslümanlar olarak ölün.” Bir insanın mümin ve Müslüman olarak ölmesi iman ve İslam ile mümkündür. İman hakkı üstün tutmayı, İslam ise adil düzeni ister. Bu basit bir şey değildir. Kuvveti üstün tutanların imanı ile faizci kapitalizmi benimseyip yürütenlerin Müslümanlığı sadece bir aldanma ve aldatmadan ibarettir. Böylesi kimselerin tövbe etmedikleri sürece mümin ve Müslüman olarak ölebilmeleri mümkün olmaz.
GÜNAH DÜZENİ
Bir mümin ve Müslüman; AB’nin bir günah birliği, ABD ve İsrail’in stratejik günah ortağı, faizci kapitalist düzeninin de bir günah düzeni olduğunu bilmesi gerekir. Rabbimiz, “Hak geldi batıl zail oldu” buyuruyor. Hak nedir, batıl nedir? Hiç düşünmeyecek miyiz? Allah, insandan; hakkı, adaleti, doğruluğu, liyakati, şefkat ve merhameti esas almasını istiyor. İnsan ise; batılı, zulmü, yalanı, yandaşlığı, israfı, kin ve nefreti esas alıyorsa böylesi insan ve topluluklardan Allah razı olur mu? Allah insanın şekline, giyim kuşamına değil, imanına ve eylemine bakar. Herkes bilmelidir ki insanın dünya hayatı bir “hak batıl mücadelesi” imtihanıdır. Bu imtihanı böyle tanzim eden Allah’tır. Hak; Allah’ın rızasıdır, batıl ise Allah’ın gazabıdır. Mücadele Allah’ın rızasını isteyenler ile gazabına talip olanlar arasındadır. Allah’ın gazabına talip olanların tutmuş olduğu kapı “günah düzeni” kapısıdır. Allah’ın rızasını talep edenlerin tutmuş olduğu kapı ise “adil düzen” kapısıdır. Günah düzenini, işbirlikçi sermaye, siyaset ve medya savunuyor ve yürütüyor. AK Parti, iktidarı boyunca bu günah düzenini yürütmüştür. Adil düzeni ise Milli Görüş sahibi sermaye, siyaset ve medya savunuyor ve hayata ikame etmeye çalışıyor. Ülkemizde “adil düzen” deyince akla sadece Saadet Partisi geliyor. ABD, İsrail, AB, İslam ülkelerinin işbirlikçi yöneticileri, bunlara destek veren aydınlar, âlimler, hocalar ve toplum önderleri batıl için mücadele ediyorlar. Milli Görüş mensubu aydınlar, âlimler, hocalar ve toplum önderleri ise hak için mücadele ediyorlar. Ve bu hak batıl mücadelesi bir imtihan olarak, ahiret için yapılıyor. Ya cehennem ya da cennet için. Ölüm bunun en net delilidir. Selam hidayete tabi olanlara…