Bağcılar Belediyesi üstad Necip Fazıl ın ölümünün 32.
yılında bir anma programı düzenledi. Konuşmacılar Hasan Aksay, Mustafa Yazgan,
ben, toplantının yöneticisi ise Mahmut Bıyıklı idi.
Anma programları elbette önemli. Ancak zamanla bir
sıradanlaşmaya gidiliyor. Artık izleyicinin dikkatinden uzaklaşılıyor. Bunun
birçok nedeni var. Doymuşluk, ilgisizlik. Neme lazımlık, gereksizlik,
önceliklerin değişmesi gibi. Müslüman kesimin sekülerleşmesi en temel sorun.
Bir süredir özellikle Gençlik merkezli toplantıları önceliyorum. Bunların
başında da Anadolu Gençlik geliyor.
Hasan Aksay da dönemine ilişkin çok hatıra var. En kritik
dönemin tanıklarından biri. Onlar giderek azaldı. Anılarını yazmasını birkaç
kez önerdim. Nedense yazmıyor. Bu birlikteliğimizde, Bir roman var yazıyorum
bir türlü beğenmiyorum yırtıyorum. Çok hatıra kitabı okudum, yazdıklarım nasıl
bir yer edinir, bilemem. Değer bulur mu Büyük romancıların eserlerinin
kalıcılığını dile getirdi. Kaygısı bu.
Üstad Necip Fazıl ı tanımalarını şöyle aktardı; Ben
gençtim, nahiyemize Büyük Doğu gelirdi. Türkiye de Haruniye Beldemizde en çok
satılıyordu.
Milli Nizam Partisi nin son kongresinde divan
başkanıydım. Açılış konuşmasını ben yapmıştım. Üstad da bir konuşma yapmıştı.
Parti kapatıldı. İkimiz de yargılandık. Ben erken beraat ettim ama üstad uzun
zaman bu konuyla ilgili mahkemeye gidip gelmeye devam etti. Üstad MNP nin
kuruluşundaki açılış konuşmasını daha sonra Büyük Doğu dergisinde yayımladı.
Necip Fazıl Kısa Kürek: Büyük Doğu Irmağı adlı eserimde konuyla ilgili bir
değerlendirme var. Milli Nizam çıkışını önemsiyor ve destek veriyor üstad.
Ankara ya sık gelirdi. Genellikle Akif İnan ın evinde
kalırdı. Biz üstadı Türk Ocağı ndan gider tren garında karşılardık. Türk
Ocağı na geldiğinde ne benim ne de Akif İnan ın odasında kalırdı. Mutlaka
Hamdullah Suphi Tanrıöver in odasını tercih ederdi. Hamdullah Suphi, Suphi
Paşa nın oğluydu. İstiklâl Marşı kabul edilince Meclis te okumuş.
Akif İnan ile ilgili eserimizde konuyla ilgili epey
ayrıntı var bu döneme ilişkin. Hasan Aksay yanında Büyük Doğu mecmualarından
örnekler getirdi, onları izleyicilere gösterdi.
Üstad ile Erbakan Hoca ile ilgili bir anısını da anlattı;
Necmettin Bey: Üstada çok değer verirdi. Onun hakkındaki tespiti benim çok
hoşuma gider. Necmettin Bey derdi ki: Üstad İslâm dairesine girdikten sonra
İslâm dışında hiçbir şey yazmadı. O yazdıkça yüceldi, yüceldikçe arındı. Onun
bedeni arındı. Bu, hiç kimseye nasip olmaz. Gecenin önemli vurgularından
biriydi bu.
Mustafa Yazgan daha çok üstad Necip Fazıl sonrasına
değindi. Daha çok siyasal konular ve gelişmeler üzerinde durdu. Birkaç anısı bu
anlamda daha önemliydi; 1980 sonrasında bizler tutuklandık. MSP liler, üstad
ve bizler. Üstad hücreye konulmuştu bir tutuklanmasında. Günlerce çok zor
koşullarda kalmıştı. Üstü başı döküktü, sakalları uzamıştı, perişandı.
Mahkemeye çıkarıldığında hâkim üstadı görünce: Necip Fazıl, sen maymuna
dönmüşsün der. Üstad: Öyle mi, o zaman sana sırtımı döneyim duvara bakayım
der. Bununla hâkimi maymun konumuna düşürür.
Ben daha çok şiiri, sanatı, dönemi, döneme etkileri ve
sonrası üzerinde durdum.
Bağcılar Belediyesi Sırat-ı Müstakim mecmuasının ilk dört
cildini Ertuğrul Düzdağ Hoca nın desteğiyle ve öncülüğünde latinize etmiş.
Gecenin en iyi armağanlarından biriydi bu. Önemli bir çalışma ve hizmet.