Kerameti kendinden menkul bir tabir türedi; Yeni Türkiye. Hani, otobüs firmaları olur benzer, hatta aynı isimli. Tek fark olarak başına ya “Öz” getirirler, ya “Hakiki” ya da “Yeni”. Bizim, neyi ifade ettiğini hiç kimselerin bilmediği, ancak bağlılarının anlamsız bir kutsiyet atfettikleri “Yeni Türkiye” de tam böyle bir şey. Geçen hafta açılan lokantanın “meşhur” tabirini kullanması kadar anlamlı bir tabir “Yeni Türkiye”.
Yeni olan bir şey varsa, sadece önceki devirlere göre değişen isimlerdir. Zihniyet ise, terakki ve gelişme manasındaki “yeni”nin tam aksidir. Yılların statükosu, Yeni Türkiye’de kemikleşmekten de öte taşlaşmakta, yeni ve tartışmalı “kutsallar” oluşturmaktadır.
Yeni Türkiye diye oy ve siyasi ikbal odaklı bir tabir üretilirken, halkın yaşantısında, halka verilen değer anlamında herhangi bir gelişme ve ilerleme var mıdır peki Halkın selameti için, misal çalışanların lehine herhangi bir şey var mıdır bu “yeni”de “Eski”sinde ay sonunu getiremeyen, geçim sıkıntısı içindeki halkın, çeşitli vasıtalarla (kredi, kredi kartı, yani bankalar) “borçlanma imkanlarının” arttırılıp, borç yükünün katlanması mıdır “yeni” olan
“Eski”den yetersiz de olsa iyi kötü tasarruf etmeye çalışan, yeri geldiğinde kanaat edebilen kitlelerin, saçma sapan ekonomi politikaları (borçlanmaya ve tüketime dayalı büyüme) neticesinde sadece para harcayan, tüketen bir yığına dönüşmesi “yeni”nin fıtratıdır herhalde. 2004 yılında hanehalkının tüketim harcamaları 400 milyar lirayken, borç yükü de bunun yüzde 6’sı, yani 26.5 milyar lira civarındaydı. 2014 senesinde ise hanehalkının borç yükü 345.5 milyar liraya çıkarken, toplam tüketim içindeki oranı da yüzde 30’a yaklaşmış durumda. Yani halk, “yeni”ye ayak uydurmak için evdeki eskilerin hepsini yenilemiş demek!
“Eski”sinde insanlar çeşitli ihtiyaçları için borçlanırdı, ev almak, araba almak, çocuğun okul masrafı, evin tamiratı vs. “Yeni”sinde ise çeşitlenen borçlanma imkanlarıyla halk, artık çok kolay borçlanabiliyor. Mesela, “kredi kartı borcunu kapatmak için kredi çekmek” “eski”sinde var mıydı Ama “yeni”sinde olabiliyor. “Yeni”nin canı sağolsun. 1980’deki 24 Ocak Kazrarları’yla birlikte Türkiye’ye pompalanan neoliberal ekonomi politikaları ve neticesinde oluşturulan ekonomik anlamda dışa bağımlı, halkı borçlu bir ülke, Yeni Türkiye’yle adeta taçlanıyor.
Kapitalizme daha da “entegre” oldukça daha da fazla tüketeceğiz ki, “yeni”sine de bu yakışır. Bakın, asgari ücretlinin elinde bile 2-3 bin liralık telefonlar, kapıcının bile altında araba var artık. Sanki kendisi üretiyormuş da bir ton para verip ithal etmiyormuşçasına bir “araba sevdası” var “yeni”sinde. “Araba Sevdası” romanı, “Yeni Türkiye”yi anlatan bir esermiş meğer. Bir ton para verip, paramızı ithalat olarak dışarıya aktaran bizlerin araba alma sıklığımız 4 yıl imiş. “Yeni Türkiye” halkı, affedersiniz ama 5 senelik külüstüre binecek değil herhalde.
Mahsulü para etmediği için tarlasını bırakan da, kredi borcunu ödemek için isteyen de aynı madende buluşabiliyor artık. Fırsat eşitliği dedikleri buymuş demek! Başlarına kötü bir şey geldiği takdirde sunulan imkanlar(!) ise “eski Türkiye”de hayal bile edilemezdi. Biriken kredi borçlarının 3 ay ertelenmesi mi dersiniz, yoksa işçilerin ve yakınlarının telefon borçlarının silinmesi mi, siz karar verin.
Hele telefon borcunun silinmesi, tam da “Yeni Türkiye”ye yakışan bir hadisedir. Bu devirde telefon borcu deyip geçmemek lazım. Bu vizyona sahip idarecilere, “iş ve işçi sağlığı ve güvenliği” gibi teferruat konularda yüklenilmesi, tam da “eski” dönemden beklenen bir tavırdır.
“Yeni Türkiye” idealini kıskananların, 5-6 bin tane zeytin ağacı için vaveyla koparması da anlaşılır gibi değil. Bilmemkaç yüzyıl yaşıyor diye zeytin ağacına dokunulmasın mı, inşaat yapılmasın mı Ki inşaat, en önemli bir rant, pardon “Yeni Türkiye” argümanıdır. Bu ülkenin ağaca ihtiyacı yok, inşaata, betona ihtiyacı var. Lütfen “Yeni Türkiye’yi” yolundan alıkoymayalım.
Velhasıl-ı kelam, “yeni”sinde gönül rahatlığıyla borçlanabilirsiniz. Ha, istemeseniz de geçiminizi sağlamak için mecburen borçlanacaksınız. Başınıza bir şey gelirse, “yeni” devletimiz borcunuzu erteler, tutar cüz’iyse siler hatta. Onun dışında, inşaata, betona, iş güvenliğine, borç yüküne falan fazla kafa takmayınız. Ölümüne borçlu olsanız da, kapı gibi “Yeni Türkiye”niz var arkanızda!