Ölümü ve hesap gününü düşünmek

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Bir toplum, Allah’ın hidayet rehberi olarak gönderdiği Kur’an’a ilgisiz kalır, helali harama, hakkı batıla karıştırırsa, ölümü doğru okuyup İslam’ca yaşamazsa, dünya hayatının hesabının görüleceği günü unutur bozgunculardan olursa; bunun bedelini ağır öder. Bu insanlar, gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’ın, insanlar ölüp yok olduktan sonra onları aynı şekilde yeniden yaratabilecek güce sahip olduğunu idrak etmiyorlar mı? Ve  kendilerine, gerçekleşeceğinden asla şüphe olmayan bir vade belirlemiş olduğunu akılları ile anlayıp görmüyorlar mı? Elbette görüyorlar; ne var ki zalimler, kibir ve inatları yüzünden bir türlü inkârdan, şirkten ve işbirlikçilikten vazgeçmeye yanaşmıyorlar. İslam, bir hayat düzenidir. Bu düzenin bütün kuralları, kendi ikliminde uygulanır. Başka düzenlerin ikliminde İslam, bir bütün olarak yaşanamaz. İslam’ın düzeni adil düzendir ve adil düzende faiz, haksız vergi, israf, haramdan bütçeye para aktarmak olmaz. Ülkemizde yürütülen düzen, faizci kapitalist düzendir. Bu düzenin temel gayesi, toplumu faize bulaştırarak Allah’ın gazabına uğratmak, böylelikle ırkçı emperyalizmin kolayca yutabileceği yumuşak lokma haline getirmektir. Bunu ben Müslüman’ım diyen bilginler, âlimler niçin görmek istemezler? Allah biz kullarından, İslam’ın hükümlerini, batıl düzenlerin ömrünü uzatmak için kullanmayı istemez. Allah, batıl düzenlerin yanlış uygulamalarını ortadan kaldırıp, yerine İslam’ın emrettiği hükümleri ikame etmeyi emreder. Allah’ın rızasını gözeten hiçbir âlim; içinde faiz olan hiçbir alım satıma fetva vererek iktidarın gözüne girmek için, Allah’ın gazabına müstahak olmayı göze alamaz. İçinde faiz olan alım satıma caizdir diyenler, hesap gününde Allah’ın gazabından ve azabından kurtulamazlar.

SOSYAL KONUT

Mevcut anayasaya göre devletin görevi; vatandaşın maddi ve manevi varlığını korumaktır. Vatandaşın maddi varlığı emeği ve üretimidir. AK Parti iktidarının; benimsediği faizci kapitalist düzenin gereği olarak yaptığı bütün icraat ve uygulamalar vatandaşın emeğini ve üretimini korumuyor, faiz ve haksız vergiler ile gasp ediyor. Bu uygulamalar vatandaşın manevi varlığını da tahrip ediyor. AK Parti iktidarı, vatandaşı helale değil harama yönlendiriyor. Zaten AK Parti ve iktidarının hiçbir zaman vatandaşı helal olana yönlendirmek gibi bir tasası olmamıştır. Sosyal konut demek, vatandaşı harama bulaştırmadan ev sahibi yapmak ise, TOKİ’nin hiçbir uygulamasında, bu esasa uyulduğunu ifade etmek mümkün değildir. Ne fiyat sabit, ne de ödenen taksitler sabit. Satış sözleşmesinde yazılı bedelin iki katı tahsilat yapılıyor. Bu fazlalığın adı nedir? %0,49 faiz değilmiş öyle mi? Bilmeliyiz ki şerden hayır çıkmaz. Müslüman’ın görevi, Allah’ın kulu olarak Hakk’ı tebliğ etmek, yeryüzünde adil bir düzen kurup bütün insanlığın saadetini sağlamaktır. Yoksa faize fetva vererek şeytanı ve Yahudi’yi sevindirmek değildir.  Bu meselenin tek çözümü, Milli Görüş’e dönmek ve Saadet Partisi’ni iktidar yapmaktır. Hem çözüme yanaşmayacaksın, ilaca küfredip, faiz zehrini bu millete caizdir fetvasıyla içireceksin, sonra da “Fatiha” okuyup gözyaşı dökeceksin öyle mi?

BİZ ACIRIZ

Biz, adil düzen yerine faizci kapitalizmi yürüterek insanlara haramı emrederek kendisine ve topluma zulmedene, zalimin zulmüne fetva verene acımalıyız. Biz Müslümanlardan isek Peygamberimizin Rabbimizin kitabı Kur’an’dan okuduğu ayetlere ve ahkâma tabi oluruz. Kitap’ın hükümlerini arkadan dolaşmaya, hükmünü değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Bu hükümler dışında, sığınacağımız başka bir hüküm de bulamayız. İnkârcı Yahudiler, indirilen kitabın kelimelerini yerinden değiştirdiler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak “İşittik ve karşı geldik” dediler. Onlar; “İşittik, itaat ettik” deselerdi kurtulmuş olacaklardı. Fakat gerçeği kabul etmemeleri, sözlerini bozmaları sebebiyle, Allah onlara lanet etmiş kalplerini katılaştırmıştır. Onlar; kendilerine öğretilen Tevrat’ın ahkâmının önemli bir bölümünü de unuttular. İnsan ve toplum; içlerinden pek azı hariç, bunlardan daima hainlik görmüştür. Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla “inandık” diyen işbirlikçi münafıklar ile Yahudilerden üstün ırk inanışına sahip Siyonistlerin halini Müslümanlar, Kur’an ile anlayabilir ve korunabilirler. Bu iki kesim, yalana ve İslam’a düşman bazı kimselere kulak verirler ve Allah’ın hakiki dinini, ılımlı İslam ile değiştirirler. Onlar için dünya hayatında rezillik, ahirette hayatında ise şiddetli bir azap vardır. Ölümü ve hesap gününü düşünen bir insan, itikat ve düzen olarak Kur’an’dan ve ahkâmından ayrılmaz. Ayrılanlara yine biz üzülürüz, şeytan ve adamları sevinir.

ALDANMAK VE ALDATMAK

Faizci kapitalist düzeni yürütenler, ister muhafazakâr demokrat, ister sosyal demokrat olsun, aldatan ve aldanan olmuştur. Faize fetva veren, alnını secdeden kaldırmayan bir kimse de olsa, aldanmış ve aldatmıştır. Müslüman; ne aldanan ne de aldatan olmaz. Müslüman; batılın peşinde koşanların tezgâhına malzeme taşıyan kimse de olmaz. Olursa, kendisine de çevresine de yazık eder. Allah’ın kendisine iktidar nimetini ihsan ettiği Müslüman liderler, öncelikle Kur›an’a ve sünnete uymakla mükelleftirler. Bu, Allah’ın bu kulları üzerindeki hakkıdır. Bu hakkı gözetmeyen iktidar sahipleri, Allah’ın kendisine emanet ettiği şeye, hainlik etmiş olurlar. Kur’an okumalarımızda gördüğümüz şey; “Bir kimse peygamber de olsa emanete hıyanet yaraşmaz. Kim emanete Kur’an ve sünnete hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir” uyarısıdır.  Allah, hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez. Rabbimiz iman edenleri uyarıyor. Enfal 27: “Ey iman edenler, Allah’a ve Peygambere; Kur’an’a ve sünnete hainlik etmeyin. Sonra bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.” Kur’an ve sünnete uymanın bahanesi olmaz. Allah’ın emir ve yasakları bahaneler ile ortadan kalkmaz. Müslüman olarak ölmek için İslam’ca düşünmek ve yaşamak gerekir. Selam hidayete tabi olanlara…