Olumsuzu olumlama

Abone Ol

BAZI insanların zihninde bazı hayallerin hiç eskimemek

gibi bir ayrıcalığı vardır. Hayal sadece bir gencin peşine takıldığı

sürüklendiği bir şey olmasa gerek. Ancak toplum daha çok realist ve pragmatist

olanları kucaklıyor. Lakin bütün bu kucaklaşmalara rağmen, bir türlü tatmin

olunmuyor. Küresel düzenin insana dair bir hayali yok. Çünkü eşyayla

bütünleştirdiği insanı, tüketmek istiyor ve sistemini bunun üzerine kuruyor.

Çünkü bu çağdaş düzenler insanlara kanaatkâr olmayı, lüks ve israftan

sakınmayı, helal ve haram olanı öğretmemektedir. Helal dairesinin izzetini,

haramın fasit dairesini gösterememektedir. Bu bakımdan eşya ile özdeşleşen insan,

görece daha iyi bir yaşam standardı yakalamak için çaba gösterse de asla bir

sonu olmayan beyhude bir yorgunluğa düşüyor. Çağdaş düzenler, ekonomik

sistemler insanı, insanın aleyhine kullanıyor. Ve buna da realizm diyor.  Evini, yüreğini tarumar eden sayıların kölesi

kılıyor.

Bugün hayaller hep eşyaya sahip olmak üzerine kuruluyor.

Medya, okul, devletler hep o eşyaya sahip olmak için insanları en başından

ilkokuldan yani aileden böyle kurguluyor. Yaşadığı hayattan bir türlü lezzet

alamayan nesiller yetişirken, bu çarkın devam etmesi için sistemler bütün

önlemleri alıyor. Hayal kurmasına, kanaat etmesine eşyadan çok insana özen

göstermesine imkân vermiyor. Asıl kavga eşyanın eşya adına kavgası yani insan

için bir alet olması gereken ne varsa insanın onlara alet olması kavgasıdır.

Ağızlarda tat, yürekte hasret, sofrada emek koymuyor ne varsa hepsi bir

angarya, hepsi beyhude bir çabadır. Bunalıma düşen insanın saplantılı ruh hali

bize gösteriyor ki maddi, manevi bütün kimyası bozulmuştur. Hattı zatında insanın

sorumluluk alıp bu bozuk dünyaya karşı bir varoluş mücadelesi verebilmesini de

mümkün kılmıyor. Giderek yozlaşan zihinsel eylemler sadece olumsuzu olumlama

işlevi görüyor.

İnsan kendini bir inanca, bir fikre,  bir düşünceye adaması bile bugün hoş görülmüyor.

Acınası ve demode bir yaklaşım olarak toplum tarafından görülüyor. Bu bakış

yola çıkacakların ilk adımlarının ardından olumsuz düşüncelere, atalete ve

kurulan düzeneğin bir parçası olmaya itiyor. Sonrasında bir şeylerin eksikliği

hissediyor ama nafile bir his çünkü neon ışıklarının kamaştırdığı gözler

hakikatten hemen sapıyor. Amaçsız, ilkesiz, şuursuz eylemlerin sürgit tekrarına

düşüyor insan Oysa inancımız gereği sorumluluklarımızla çağa ve insana dair

harekete geçebilecek bu çağın akılsızlarına söyleyebileceğimiz çok söz var.

Yeter ki kalbimizle düşünüp doğru adımları atacak bir hayal kurup, onu inançla

aşkla yürütelim. Çok mu zor Hayır. Olumsuzu olumlamaktan daha kolay olduğunu

ilk sahih adımlarımızı attığımızda göreceğiz. Eşyanın kıskacından çıkıp,

inancın hür sularında yol almak, herhalde bu dünyada denemeye değecek en güzel

eylemdir. Hoşça bakın zatınıza

Gökyüzümüzün dorukları birbirine kavuştuğunda

Evimin bir çatısı olacak.

Paul Eluard

TAŞ GEMİ

EYLÜL

Yaşadım diyorum ya ben sana,

Birikiyor umutlarım.

Kaldı tortuları en güzel anıların.

Eylül geçmiş kapımızdan,

Süpürmüş kalıntılarını ışıkların.

O güneş parlıyor hâlâ

Ay yine bizim.

Not: Suavi den dinleyebilirsiniz.

Bize Kadar

1- Hakikat dostun bağında. Hakikati yanlış yerde arama

2- Özen göster. Özen göstermek, kendin için umduğuna

nail olmanın anahtarıdır.

3- Garipleri sevin, çünkü onlar toprak kokar.

4- Toplu taşıma araçlarına binin, bazen müsait bir yerde

inin

5- Elleri ekmek kokan anaları, elleri emek kokan babaları

üzmeyin

6- İncel ki kırılmayasın.

Dağarcık

İnsanın ilk itaatsizlik fiili 10 un aynı zamanda ilk

özgür seçme fiiliydi. İşte bu yüzden Kur an ın anlatımına göre Âdem in iyi

günahı başlamıştı. Yani iyiydik zorlu olacak bir şey değildir iyilik ahlaki

ideale benliğin özgürce teslim olmasıdır ve özgür egoların gönüllü

işbirliğinden doğar. Hareketleri bir makine gibi bütünüyle sabit kılınmış bir

varlık iyilik meydana getiremez. Dolayısıyla özgürlük iyiliğin şartıdır.

(Muhammed İkbal)

TEKKE

Halak ile meydana getiren ontoloji iradeyle Huluk

edilerek ahlakı ortaya çıkarmıştır. Yani insan yapısal itibari ile tam

teşekküllü olarak hayata, ölümü ve ahireti hazırlanmıştır. 

Bugün insan için ahlak sadece edep düzeyine indirgenmiş

olduğundan bir görgü, örf mesafesinde anlaşılmakta ve varlıkla ilgili olduğu

gerçeği ise bilinçli bir şekilde ihmal edilmektedir. Önce Ahlak ve Maneviyat

diyenler için varoluşun, yaratılışın ve de var olma mücadelesinin en temel

başlangıç noktasını ahlakın teşkil ettiğini unutmamak gerekir. Bugün düzeni

yeniden inşa edecek mücadelenin bir ahlak mücadelesi olduğunu hep hatırda

tutarak; hem ferdi hem toplumsal hem de sistem bazında ahlakı ikame etmeye

mecburuz. Onun için ahlakı bütün boyutları ile hayatımızın temeline yerleştirmemiz

gerekiyor. Çünkü ahlak tuzun bozulmamasıdır.