Ölümcül kimlikler

Abone Ol

Günümüz savaşları seyirlik artık.

Leblebi çekirdekleri alıp ekran karşısına geçip 1991’deki baba Bush’un başrolde olduğu Irak saldırısı gibi seyredeceksin.

Işıltılar içinde Patriotlar, Scutlar havalanıp hedefi vurduğunda hangi duyguyu yaşayacaksın.

Sevinçle bağıracak mısın

Yoksa can evinden vurulacak mısın

Şu anda kaç insan acı ile havaya fırladı.

Kaç çocuk öldü.

Kaç anne kavruldu.

Taşlar, topraklar bile kor alev aldı.

O artık senin vicdanına kalmış.

Seçeceksin yas ya da kirli bir zafer duygusunu.

Bugün İslam dünyası, fena halde parçalanmışlığı yaşamakta.

Sadece Sünni Şii kutuplaşması da değil.

Bir ülkenin laiki ve İslamcısı da kör ebe oynamakta.

Eskiden de böyleydi ama şimdi çoluk çocuk, teknoloji ile her şeyden haberdar, İslam dünyasındaki kamplaşmalardan ve fena halde tutucusu da.

Ülkemizde belki kansız yaşandı ama  “gezi olayları”, dünyada tutuşturulan mezhepçiliğin bir parçasıydı.

Belki de son jenerasyonun asla farkına varamayacağı farklılıklar, iyice kalın çizgilerle belirginleştirildi.

Ölümcül kimlikler ayrıştı.

Bir mezhep ötekine ebedi diş biledi.

Sitelerde yaşayan insanlar bir anda, istenmeme düdükleri olan sert sirenler çalan tencere tava sesleri ile karşılaştılar.

Orta sınıf mahallelerde birlikte ikindi çayı içen, zeytinyağlı dolmalarını alıp

denize giden Alevi, Sünni komşu kadınlar birbirlerine gitmeyi bıraktıkları gibi kafalarına vurur gibi komşusunun tava tangırtılarına maruz kaldı.

Ayrışmanın kesin olduğunu yola çıkan herkes gördü, otobüslerde nefret içerikli bakışlar yağdı.

Bir doktor muayenehanesi kapısında bu şiddetin sınırını gördüm.

Doktorun asistanı, “buyurun hanımefendi, sıra sizde” diye beni çağırdığında, yaşlı bir karı koca, kıyamet kopardı, nasıl ben girermişim onlar da bekliyormuş, adamın şu sözü üzerine bayağı üzüldüm:

“Tabii sıra sende olur, devir sizin”.

Adama dönüp şunu anlattım.

Hangi devir bizim.

Devir bize ne yaptı.

Okullardan kovulduk, memuriyet verilmedi, ikinci sınıf insan olarak askeriyede çocuğumuzun yemin törenine alınmadık, hangi devir bizimmiş.

Adam, sesini kıstı, “tamam o yapılanlar da yanlıştı”, dedi.

Acılar bizi bir yerde buluşturdu.

Sıramı onlara verdim ama bazı şeylere pamuk ipliği ile bağlı olduğumuzu da gördüm.

Şu anda bu kardeşlerimiz sanmakta ki, devir tüm ballı imkânları belli bir kesime, mezhebe tanımakta kendilerini üvey evlat gibi hissetmekteler.

Bu çok yanlış işte.

Hâlâ konuşmaya sabır var çok şükür ülkemizde.

Ne yazık ki mezhep farklılıkları hemen sınırımızdaki kardeşlerimiz için ölümcül kimlikler.

Birileri ölünce diğerlerini sevindirmemeli bu farklılıklar

Bu savaş dünyanın ağababası Amerika için Mısır’da yıkılan onurunu, darbeye darbe diyememe ikiyüzlülüğünden ötürü dünyada yerlere düşen imajını kurtarma girişimi.

Kendisi kanlı ellerini yıkayıp dönüp çok uzaklara gidecek.

Diktatörü belki de tahtında bırakacak.

Kardeş kavgası bizlere kalacak.

Hele kimlik kavgası daha da şiddetlenecek.

Nusayri, Sünni, Şii, Hanbelî birbirine daha da kinlenecek.

Olan coğrafya halklarına olacak.

Bu savaş bizi de içecek.