Ölüm döşeğinde bile üretici olmak

Abone Ol

Peygamberimiz (S.A.) İnsanlara yük olmayınız

buyurmuştur. Öyleyse kimsenin üzerine yük olmamaya çalışmak her müslümanın

görevidir. Aslında olgun Müslüman başkalarına yük olmak şöyle dursun her

müslümanın hatta tüm insanların faydalanacağı bir üretici olmak durumundadır.

Ama bu her zaman mümkün müdür.

İşte bu yazımızda bunun sekerat-i mevt  denilen koma haline kadar bile mümkün

olduğunu ortaya koyacağız.

Kur an-ı Kerim İnşirah (elem neşrah) suresinin son

ayetinde Bir işten boşaldığın zaman hemen başka bir işe sarıl buyruğu vardır.

Yani müslümana boş durmak yakışmaz. O Allah ın huyu ile huylanın hadis-i

şerifini de dikkate alarak O (Allah) her an bir iştedir (Rahman 29)

ayetindeki ilahi davranışı kendisine örnek alacak ve boş günü olmaması için

daima iş peşinde koşacaktır.

Fakat hasta olan insanlar nasıl bir iş yapacak. İşte bu

olgun müslümanın en olgun davranışı olarak çıkıyor karşımıza. Müslüman ölümcül

bir hastalık dolayısıyla devamlı yatıyor olsa bile kendisini ziyaret edenlere,

hele hele çocuklarına, torunlarına, yeğenlerine hatta dostlarının çocuklarına

birçok öğüt verebilir. Zaten biz de olgun müslümandan bahsediyoruz. Olgun

Müslüman Peygamberimizin Ya âlim veya öğrenci veya dinleyici ol dördüncü olma

helak olursun sözünü kendisine rehber edinir; dolayısıyla ya âlimdir; ölüm

döşeğinde bile irşat yapabilir yahut öğrenci veya dinleyici olarak yaşamıştır

ki birçok hususu bilmektedir. Böylesine olgun bir mümin ölüm döşeğinde bile

kendisini ziyarete gelenlere öğüt vermek hatta vasiyetlerde bulunmakla yükümlü

olarak görür kendisini. Olgun Müslüman Hayra delalet eden (kılavuz olan)  onu yapan gibidir hadisini de bilir ve

yatağında verdiği öğüt ve bilgilerle en azından iyi ahlak üretebilir. Bu

nedenle olgun her Müslüman Ya Rabbi üretici olarak yaşadığım sürece beni

yaşat, aksine tüketici duruma düştüğüm an beni al diye çekinmeden dua

edebilir. Çünkü o hiçbir zaman tüketici duruma düşmez; en azından bilgi ve iyi

huy üretir.

Burada dikkat edilecek husus halktan birinin her

dinlediğini hafızasında koruyup koruyamadığı konusudur. İşte bu sorunun olumlu

cevabını verebilmek için kitap okuma alışkanlığı kazanılmış olmalıdır Zaten her

müslümanın okuma alışkanlığını kazanmış olması gereklidir. Çünkü İslam ın ilk

emri Rabbinin adıyla oku dur. Okuma alışkanlığı sayesinde sürekli kitap okuyan

insan hocalar, vaizler ve hatiplerden dinlediklerini kitaplardan da okuyarak

perçinleyeceği için genel olarak tüm konuları hafızasında koruyacak ve hasta

yatağında bile öğretici ve eğitici olacaktır.

Burada dikkat edilecek bir husus da müslümanın Allah ın

adıyla okuması- yani Allah ın hoşnut olacağı biçimde okumasıdır ki böyle bir

okumanın meyvesi hep olumlu olacağı için her Müslüman faydalı öğütler verecek

ölüm döşeğinde olduğunu bilse dahi öğüt vermenin sevap getireceğini bildiği

için son günlerinde bile manevi kazancını artırmaya bakacaktır.

Burada şunu da ilave edebiliriz: Olgun Müslüman aynı

zamanda örnek Müslüman demektir. Şu halde ölüm döşeğinde dili dönmese, hatta

komaya girse bile yine de ziyaretçilerine iyi mesajlar verir. Çünkü tanıyanlar

onun tüm örnek davranışlarını hatırlayacaklardır. İşte onun örnek

davranışlarını hatırlamak bile ondan o yönde mesaj almayı sağlayacaktır. Bu

gibi Müslümanların mezarları bile ziyaret edenleri için mesaj dağıtır. Tabii ki

algılama kabiliyeti olanlara.

Ölüm döşeğinde hatta kabrinde bile üretici duruma

gelebilmek ümidiyle.

MUKABELE

OKUMALARINI TAM OLARAK DEĞERLENDİRELİM

Ülkemizde tüm Ramazanlarda mukabele okunuyor. Ama etkili

hale getirilebiliyor mu Okunan cüzlerin dinleyenler üzerinde etkili olabilmesi

için açıklanması gerekir. İbrahim Suresi 13. Ayette Kâfirler Peygamberlerine

kesin olarak sizi yurdumuzdan çıkaracağız veya bizim dinimize döneceksiniz

dediler de bunun üzerine Rableri onlara (peygamberlere) zalimleri kesin olarak

helak edeceğiz ve onlardan sonra sizi o yurda iskân edeceğiz diye va d etti.

Ama bu vaadim bana karşı gelmekten ve azabımdan korkanlar içindir dedi.

Bu müjdeli vaat tam da günümüz Myanmar/Arakan

Müslümanlarının yurtlarından kovuldukları bu dönemde ne kadar ümit vericidir.

Sanıyorum ki Myanmar da Arakan Müslümanları mukabele okuma fırsatı buluyorlarsa

bu ayetler onlara büyük moral vermiştir.

Bu ayetler Filistin i işgal eden İsraillilere karşı

Müslüman Araplara, Afganistan ı işgal eden Amerikalılara karşı Afgan Müslümanlarına

büyük moral vermiştir. Hatta Güneydoğu da PKK tarafından tehdit edilerek

bölgeyi terk eden Müslüman Kürtlere de moral verecektir. Ama bu ayetlerin

mukabele esnasında açıklanıp açıklanmadıklarını bilmiyoruz. İnşaellah

açıklanmışlardır veya açıklanacak ve mağdurların kalplerine su serpilecektir.

Ra d Suresinin 42. ayetinde ise Yüce Allah çok önemli bir

uyarıda bulunmakta ve şöyle buyurmaktadır: Sen zalimlerin yaptıklarından

Allah ın gafil olduğunu sakın zannetme onları ancak gözlerin kamaşacağı gün

için erteliyor

Belki bu ayet Müslümanlara zulmedenlerin kıyamet gününde

cezalandırılacağını işaret ediyor olabilir; ama gözlerin kamaşacağı gün

Müslümanlarla kâfirlerin arasında çıkacak ve Müslümanların galip olacağı savaşa

da işaret etmiş olabilir.

Bu arada suremizin Ra d Suresi 37 ayetinde çok önemli bir

uyarı daha yapılmaktadır. Orada Yüce Mevla: İşte böyle; biz onu (Kur an-ı

Kerim i) Arapça bir hüküm olarak indirdik; eğer sana bu bilgi geldikten sonra

onların (ehl-i kitabın) havasına uyarsan senin için Allah tarafından bir

dost/yardımcı ve koruyucu yoktur (olmayacaktır)

Evet, Allah bize güzel vaatlerde bulunuyor, ümit veriyor

ama Hıristiyanların (batının) havasına uyarsak, uymaya devam edersek Allah ın

bu vaatlerine kavuşamayız.