Olmert özür dilemiş! Ama nasıl?

Abone Ol

6 Eylül 2007 de İsrail uçakları Türkiye üzerinden Suriye ye girerek bir tesisi bombalıyor. Bu bombalamadan kamuoyunun haberi, İsrail uçaklarının yakıt tanklarını düşürmesiyle anlaşılıyor. Günlerce bu konu bir bilinmez durum olarak varlığını koruyor. Konu kamuoyunca haber alınınca birkaç cılız haber, birkaç köşe yazısı yazıldı, ardından durum sessizliğe büründü. Biz de konuyla ilgili yazmıştık, fakat haberin esrarı çözülemedi.

Daha sonra, sorumluluğun Hükümetin üzerinden alınarak başka alanlara kıydırıldığını gördük. İnternet ortamında ve kimi gazetelerde İsraillilere istihbarat bilgilerinin, İsrail uçaklarının bu operasyonundan askerin haberdar olduğu yönünde kamuoyu oluşturuldu. Dolayısıyla çok ustaca bir şekilde, deyim yerindeyse "semer aktarma"yla olay geçiştirildi. Bu, örtbas edilecek, geçiştirilecek, ya da sorumluluk başkalarının üzerine aktarılarak çözülemezdi. Derin bir sessizlik yaşandı.

29 Ekim tarihli Hürriyet gazetesinde küçük ama önemli bir haber yer aldı ara sayfalarda. "Suriye de bombalanan tesislerin enkazının Suriyelilerce apar topar kaldırıldığı" yer aldı. Bu haberde şöyle bir ima vardı. "Demek ki bunlar nükleer tesislermiş ki, hemen ortadan kaldırıldı." Bu haberin mantığında İsrail in haklılığı vurgulanıyordu.

30 Ekim tarihinde gazeteler Olmert in 23 Ekim de Başbakan sayan Tayyip Erdoğan ile olan görüşmesini haber yaptılar. İki uç, iki ayrı gazetede haberin yer alışı dikkatimizi çekti. Biri İslâmcı diğeri de Hürriyet. Olmert in Türkiye ye dönük olan özrü şu cümlede karşılık buluyor. "23 Ekim de Londra da Erdoğan ile görüşmesi sırasında, "meydana gelebilmiş herhangi bir zarar nedeniyle" özür dilediğini belirtti." Türkiye hava sahasının ihlalinden değil de yakıt tanklarının Türkiye topraklarına düşüşünden ötürü özür dilediği anlaşılıyor. İkinci bölümde ise "Gerçekten Türk hava sahasını ihlal etmişlerse (İsrail uçakları), Türkiye nin saygı duyduğumuz egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar vermeye ya da kuşku yaratmaya yönelik bir art niyetimiz yoktur:" dediği belirtildi."

Haberin üçüncü bölümünde İsrail in Kanal 10 televizyonunun çok daha önemli bir yorumu var. O da şu: "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın, Londra daki görüşmeleri sırasında İsrailli meslektaşı Olmert e kamuoyuna yönelik bir açıklama için baskı yapması olduğunu öne sürdü. [Hürriyet, 28 Pazartesi, 29 Ekim 2007].

Bu haberde en önemli olan nokta şurasıdır. Bir yakıt tanklarının Türkiye sınırına düşmesi, bunun kamuoyunca bilinmesi, rahatsızlık veren yanı bu. Eğer kamuoyu bilgilenmemiş olsaydı bu sessizce geçiştirilecekti. Bundan dolayı, bilgilenilmiş, hükümetimiz kamuoyu önünde bilgi istemiş, uzun zaman sessiz kalınmıştı. Bunlar da konuşulup tartışılınca, bu sefer sessizliğe bürünülmüştü. Güneydoğu muzda gelişen son olaylar, şehitler, Abede nin tutumundan dolayı oklar gene Irkçı Emperyalizme yönelmişti. Kim ne derse desin, Irak ta yaşanan olayların içinde Irkçı emperyalizmin rolü söz konusu.

Olmert in bu açıklaması dikkatle kendilerinden uzaklaştırma anlamını içeriyor. Bu, sadece onları değil, stratejik ortaklarını da ilgilendiriyor. Zaten haberin içeriğine dikkatle bakılırsa bundan çıkacak olan sonuç budur.

Suriye deki tesislerin bombalanmış olması, Türk hava sahasının ihmali çok da önemli değildir. Zaten bu uçaklar büyük bir olasılıkla İncirlik ten kalkmışlardır. İncirlik ise Devlet içinde devlettir ve bu bir başka vahamettir. Eğer öyle değilse, İsrail uçaklarının Türkiye nin hava sularında fink atması bağışlanamaz bir başka kusurdur. Hiçbir şey bunun üstünü öretmez.

Buradan BOB a ve gelişen olayların penceresinden bakmada yarar var. Güneydoğu daki olayların tek sorumlusu, hedef haline sadece Barzani nin gösterilmesi bile anlamlıdır. Bir kukla üzerinde yoğunlaşılması bir sapmadan başka bir şey değildir. Barzani nin hiçbir gücü yoktur. O, orada sadece bir semboldür ve iyi kullanılmaktadır.