Zincirlikuyu kabristanının kapısında yazan "Her canlı bir gün ölümü tadacaktır" gerçeğinin bazılarını rahatsız ettiğini biliyoruz.

Tabii ki herkes bir gün öleceğini bilir ama o günün mutlaka geleceğinin her gün hatırlatılmasından huzursuz da olunabilir.... Cumhuriyet döneminin ilk askeri darbesi olan 27 Mayıs ertesinde de kişilerin ölmeden evvel siyaseten ölmüş gibi olabileceklerini görmemiş miydik? Devrik Demokrat Partililere "Düşük", onların izinden gidenlere de "Kuyruk" denilmez miydi? Galiba demokratik kültürümüz giderek gelişti ki, sonraki askeri darbeler hedef alınanları daha da güçlendirdi.  12 Mart 1971 darbesi sonunda Bülent Ecevit Başbakan oldu. Hem 12 Mart‘ta hem de 12 Eylül‘de iki kez devrilen Süleyman Demirel sonra Başbakan da, Cumhurbaşkanı da oldu... Siyasetçileri ölmeden evvel öldürmek için askeri darbelerin yerine "Kaset darbeleri" girdi siyasal yaşamımıza. Önce Deniz Baykal‘ın, son olarak da MHP genel başkan yardımcılarının hedef alındığı kaset darbelerinin nasıl sona erdirileceğini henüz bilmiyoruz. Askeri darbeler karşısında kararlı duran Başbakan Erdoğan dileriz kaset darbecileri karşısında da aynı kararlılığı sergiler.                    (MEHMET BARLAS / SABAH)

Muhabir: Haber Merkezi