Görünen o ki, Anayasa Uzlaşma Komisyonu sonunda yeni bir anayasa yapılamayacağı konusunda uzlaşmaya varmış bulunuyor! Yani kuruluş amacı yeni bir sivil anayasa yapmak olan komisyon iki yıla yaklaşan bir çalışmanın ardından uzlaşma ile yeni bir anayasa hazırlanamayacağını anlamış olacak ki, Meclis Başkanı Çiçek, “Gelinen noktada ilerleyemiyoruz. Bence bunun nedeni 4 partinin uzlaşmak zorunda olması” diyerek bizim en az beş defa dile getirdiğimiz hususu ifade etmiş oluyor. Bunun yanında Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun AK Partili üyesi Mehmet Ali Şahin, “Uzlaşma komisyonundaki muhalefetin amacı, Türkiye’ye yeni, sivil bir anayasa yapmak değil, yapmamak” diyerek AK Parti’yi aklamaya çalışıyor. Aslında muhalefetin yeni anayasa yapmaya niyetli olmaması mümkündür. Ancak, daha işin başında dört partiden eşit sayıda üye katılması kabul edilerek ve tüm maddelerin dört partinin uzlaşması ile yazılması hususundaki hareket noktası işin çıkmaza girmesi için yeterliydi. İlk bakışta 4 partinin eşit üye ile komisyonda temsil edilmesi sanki iktidar partisinin iyi niyet ifadesi gibi görünse de neticede dört partiden birinin temsilcileri mutabakata yanaşmadığı takdirde sonuç alınamayacağı bilinen bir komisyonda eşit temsil edilmeyi kabul etmek daha başında yeni anayasa hazırlanmasının istenmediği anlamına geliyordu. Kısacası, iktidar ve muhalefet partileri ile daha yola çıkarken yeni bir anayasa yapmak değil, yapmak için gayret sarf ediyor görüntüsü verme yoluna sapmışlardır. Aradan bunca zaman geçtikten sonra kamuoyuna partiler kendilerini haklı göstermenin çabası içindeler. Komisyondaki muhalefet partilerinin temsilcilerinin Meclis Başkanı Çiçek’in açıklamasının ardından, “Siz olmadan da toplanabiliriz” açıklaması yapmaları toplumun gözünü boyamaya yönelik olmanın ötesine geçmiyor.
Kısacası yeni anayasa yapılamamasının temel sebebi bu konuda samimi bir niyetin olmayışıdır. Yani sorun samimiyet sorunudur. İkinci olarak da yeni bir anayasa hazırlanmasının dört partinin uzlaşması şartına bağlanmış olmasıdır. Çünkü dört hazırlanacak bir anayasanın tümü üzerinde mutabakat sağlamasını beklemek işin doğasına aykırıydı. Eğer, dört parti yeni anayasanın her maddesi üzerinde uzlaşmaya varabilecek olsaydı ayrı partiler olmalarına gerek kalmazdı. Bu bakımdan dörtlü uzlaşma şartı gerçekçi değildi. Bunu görmek içinde komisyonun iki yıl toplanmasına ve iki yılsonunda uzlaşılan maddelerin 60’da kalması ile görülebilmiş olması ya büyük bir yanılgının ifadesidir ya da topluma karşı sergilenmiş bir senaryodan ibaretti. Elbette niyet okuyacak halimiz yok. İyi niyetle hareket edildiğini kabul etmek durumundayız. Ancak, bir işin istenen sonucu verebilmesi için iyi niyet gereklidir ama yeterli değildir. Gerekli şartların daha işin başında düşünülmesi ve ona göre hareket edilmesi gerekirdi.
Halk arasında “Ne oldu, oldu, besleyemedim öldü” şeklinde bir söz vardır. Kısacası gelinen noktada yeni bir anayasa hazırlamak mümkün olmadı. Bundan sonra da aynı anlayış ile yapılması mümkün olmayacaktır. Yani, ille de Meclis’te grubu bulunan partilerin mutabakatı ile yeni anayasa yapmanın mümkün olmayacağı herkes tarafından anlaşılmış oldu. Hiç olmazsa bundan sonra böyle bir mutabakat aramadan yeni bir anayasa hazırlanarak Meclis’e sunulmalı, Meclis’te hangi partinin yeni anayasadan yana hangisinin karşı olduğunu millet görmüş olacaktır. Çünkü komisyon üyelerinin açıklaması partilerin gerçek niyetini milletin görmesi için yeterli olmuyor.
Bundan sonra da aynı yolun izlenmesi gündeme gelecekse yeni anayasanın genel çerçevesi belirlenip komisyon çalışmalarının bu ortak çerçeve içinde sürdürülmesi daha sağlıklı bir yol olabilir. Buna rağmen dörtlü mutabakat aranışı şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da istenen sonucu vermeyecektir.