1990’lı yıllarda Güneydoğu illerine konferansa gittiğimde akşam, sohbette bir astsubay başçavuş anlatmıştı: “Dağın tepesinde teröristleri yakaladık ve yanıma aldığım askerlerle onları arabaların olduğu yere kadar yaya olarak götürme görevi bana verildi.
Öğle vakti konakladığımızda namazımı kıldım. Teröristlerden “Biz de namazımızı kılacağız” isteği gelince epeyce tereddüt ettim ve sonunda iki askere silahlarını alıp nişan almalarını ve namaz kılacak olanların da ellerinin çözülmesini, kaçmaya kalkarlarsa vurulması emrini verdim. Doğru dürüst abdesti aldılar, erkânına uygun namazı kıldılar ve ellerinin kelepçelenmesini de istediler” demişti.
“Birileri çıkıp şu andaki teröristler namaz kılmazlar” diyebilir.
Namaz kılmayanları çoğunluktadır ama namazsız da değillerdir.
“Sünni’yiz” diye göğüs kabartanların yüzde kaçı namaz kılar
Veya şöyle soralım, Beytüşşebap’ta yaşayanlarla Bodrum’da yaşayanlar arasında araştırma yapılsa hangisinde namaz kılan çok çıkar
İran’la aramız neden açık
Irak’la neden gizli savaş halindeyiz
Kırk yıl önce bunları terörist yapıp dağlara kim veya hangi sebepler çıkardı
Sisteme itirazları varsa, bu sistemden biz pek mi hoşnuduz
Memurlar, işçiler ve emekliler açlık sınırının altında inim inim inlerken aynı sistem tepeden onlara bakar.
Can ve mal güvenliğine hatırı sayılır para harcadıktan sonra yine de endişe taşıyan işverenleri tedirgin eden de yine bu sistem.
Sağın ve solun tartışmasız kabul ettiği sistem, batının bize dayattığı sistemdir. Hepimizi çileden çıkarıyor.
Ölenin de öldürenin de elindeki silah batı patentli. Kaçanın da kovalayanın da sığınağı yine batı başkentleri.
Binlerce ashabın şehit olmasına sebep olan Hariciler için hazreti Ali “Onlar, bize başkaldıran kardeşlerimiz” demiştir.
Hazreti Ali, Haricilerle barış sağlamak, arayı bulmak için Bizans kralını veya Bizans’ın generalini göndermemiştir.
Abdullah bin Abbas’ı göndermiştir.
Dinime ve canıma kastedenlerden yardım istememiştir.
Peygamberimizin amcaoğlu olan Abdullah bin Abbas, onlara Kur’an’dan ayetlerle konuşmuş ve Hariciler ordusunun üçte ikisini Hazreti Ali’ye karşı savaş yapmaktan vazgeçirmiştir. “Kur’an’la Konuşanlar” diye bir çalışmam var.
O çalışmamda Abdullah bin Abbas’ın Kur’an’la konuşarak nasıl başarılı olduğunu anlatan metni yarın yayınlayacağım inşallah. İki tarafın elindeki silahlar batının, sistem batının, barış görüşmeleri diye sunulan konseptin adı da tadı da kan, barut ve ağıt kokulu.
Bu böyle devam etmemeli.
Kur’an ve Sünnet etrafında buluşmalı, konuşmalı, barışmalı, kaynaşmalı.