Öldükten sonra vefa gösterme istemem

Abone Ol

Ölüm hak. Bir gün hepimizin öleceğini bilerek yaşıyoruz. Ya da bunu bilerek yaşıyor muyuz diye de sorabiliriz. Çünkü bir gün öleceğini bilen insanın yaşamı çok farklı olur/olmalı. Hepimiz ölümü bilerek yaşasaydık bu kadar zulmün, adaletsizliğin, ahlâksızlığın olmaması gerekirdi. En azından bunları düzeltmek için bir çaba içinde olurduk.

Çağımızda ölüme korkunç, konuşulmaması gereken bir konu olarak bakılıyor. Belki de ölümden bu kadar uzaklaştığımız için bu kadar vurdumduymaz olmuşuzdur. Fakat bugün konumuz ölüme hazırlık değil. Biz ölümden sonrayı konuşacağız. Ölümden sonra dediysek kabir hayatından bahsetmiyorum, bu herkesin bireysel yaşayacağı ve bizim bilemeyeceğimiz bir konu. Ölümden sonrası diyerek ölenlerin ardından takındığımız tavırdan bahsediyorum.

Ölüm tuhaf şey doğrusu. Bir bakıyorsun var, karşında, oturuyor, konuşuyor, canlı kanlı. Hep böyle devam edecek sanıyorsun. Kavgalar ediyorsun onunla, yok sayıyorsun, görmüyorsun belki. Nasılsa bir gün telafi edebilirsin. Hayatta ya! Fakat bir bakıyorsun yok. Onunla yapacakların, konuşacakların, telafi etmen gereken her şey yarım kalmış.

Ölümden sonrası ise daha tuhaf geliyor. Hayatta olduğu zaman zarfında adlarının anılmadığı, başarılarının görmezden gelindiği yok sayılan insanların vefatları sonrası kıymete bindiğine defalarca şahit olduk/oluyoruz. Bu manzaralar sadece topluma mal olan çevrelerde değil, bazen en yakınlarımızda, aile içinde, okulumuzda, işimizde oluyor bazen siyaset, bilim, edebiyat çevrelerinde oluyor.

Hele sosyal medyada olanlar! Belki de hayatımızda adını hiç anmadığımız insanlar için büyük büyük sözler sarf ediyor, belki de herhangi bir vesile ile çekindiğimiz bir fotoğrafını arşivden bularak kadim dost olarak paylaşıyoruz. Bunların bir de hayatını burnundan getirip ölünce ölüsü üzerinden de rant elde etmeye çalışan versiyonu var. Hayattayken yapamadıklarımızın, hissettiremediklerimizin, söyleyemediklerimizin pişmanlığı ile yapılanların yine bir kıymeti var. Fakat ölen üzerinden prim yapma yarışının kıymeti olmadığı gibi çıkarcılığımızı gözler önüne seriyor.

Kim bilir kıymetini bilmediğimiz, yok sayılmış, kenarda köşede küstürülmüş kaç insan var? Bu insanların kıymete binmesi için, isimlerini duymamız için illa ki ölmesi mi gerek? Eren hayattayken demediğimiz, “İyi ki varsın Eren” cümlesini bugün defalarca söylesek bir kıymeti harbiyesi var mıdır? Eren gibi daha kaç genç, kaç insan böyle iyi ki varsın denmeyi bekliyor kim bilir?

Vefayı yanlış mı anladık acaba? Vefa insanlar hayattayken gösterilmesi gerekirken biz neden hep ölümden sonrasını bekliyoruz? Hayattayken vefa göstermediğine vefat ettikten sonra gösterdiğin vefanın bir anlamı oluyor mu? Yoksa her işimiz gibi bu da mı göstermelik?