Ölçüsüzlüklerimiz

Abone Ol

Yemek tarifi gibi değil elbet.

Mutluluk gösterisini ya da kederin ağırlığını abartmak.

Özellikle dünkü Milli Gazete’deki o fotoğrafa takılıp kaldım.

Haber ilginçti;

“Gizli belgeler 40 yıl sonra açıklandı!

Mısır Enformasyon Kurumu tarafından açıklanan 1979 tarihli Mısır Dışişleri Bakanlığı 6 sayfalık gizli belgelerine göre, Camp David Anlaşması görüşmelerinde Mısır ile İsrail, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde Filistinlilere ‘tam özerklik’ verilmesi konusunda anlaştı.

Belgede ayrıca İsrail ve komşularının güvenliği için bütün tedbirlerin alınacağı, Filistin özerk yönetiminin bir yerel kuvvet oluşturacağı ve bu kuvvetin Filistin iç güvenliği için tayin edilmiş İsrail, Mısır ve Ürdünlü subaylarla irtibat halinde olacağı belirtiliyor.

Anlaşmanın hayata geçirilmesi için Mısır ve İsrail’in beraber çalışacağına vurgu yapılan belgede, ‘Filistinli mülteciler konusunda acil ve adil bir çözüm bulunması için çaba sarf edileceği’ bildiriliyor.

Filistin-İsrail müzakereleri 4 yıl önce İsrail’in Filistin topraklarına yerleşim birimleri yapmayı durdurmayı ve 1967 sınırları çerçevesinde iki devletli çözüm önerilerini reddettiği için durdurulmuştu.”

Tarihi fotoğrafta ortada ABD Başkanı J. Carter, sağında Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, solunda ise İsrail Devlet Başkanı Menahem Begin vardı.    

Carter ölçülü şekilde objektiflere gülümserken şarkın gereksiz abartılı mutluluğuna yakalanmış Enver Sedat gülmekten gözleri kapanmış, 32 dişi ortada, ağzı kulaklarında, M. Begin’in arkası dönük olsa da öyle Sedat kadar katıla katıla gülmediği yan profilinden belli olmakta.

Fakat fotoğrafta Sedat, mevkidaşlarından hayli şık durmakta; Carter ve Begin’in memur takım elbisesi gibi duran kıyafetlerine karşın Sedat’ın gömleği, kravatı, ceketi; fotoğraf 40 yıllık olmasına rağmen pahalı bir etiketi olduğunu duyurmakta. Muhtemelen ölçüsüz bir mutluluk Sedat’a pahalıya patlamış bu fotoğraftan çok geçmeden 1980’de İstanbulî tarafından öldürülmüştü.

Fotoğraflar çok şeyi konuşmasız, sözsüz, yazısız anlatır.

Enis Berberoğlu’nun tahliyesinde de, fotoğraflar gördük, önemli adamlar telefon etmiş, sevinci paylaşmış, ne kadar çok mutlu olduğunu ifade etmiş aslında kendisine pay biçmiş, kendi hanesine bu mutluluktan rant devşirmiş, cepçilik yaparak sevinç aşırmasında bulunmuş, milletin gönlünde taht kurma amaçlı bir eylem gerçekleştirmiş.

Bu duruma Cuma kutlamalarında, cenaze saflarında, namaz fotoğraflarında da rastlanmakta, abartılı bir kraldan fazla kralcılık yapanların çehrelerine yayılan gülüşleri dokuyan her fotoğraf aslında çok iyi bir tanıktır.

Yemenli çocukların fotoğrafları bir de; gözleri çukurda, kolları bacakları çöp gibi incecik kalmış; yüzüne konmuş sinekler ve açlıktan kımıldamaya mecali olmayan bebek bedenlerini, hiç de ölçülü olmayan bir alâka ile anında geçen bakışlar, magazine kendini zor atmalar.

Koskoca mermer ya da maden kitabelerin fotoğraflarındaki boş olan madalyonlara takılıp kalırsınız. Belli ki askeri idarelerin çokbilmiş görevlileri padişah imzaları sayılan tuğralarını bulundukları yerlerden söküp atmışlardır. Ölçülü olmayan bir umursamazlıkla üzerinde durmaz, konuşmaya bile gerek görmez, bakıp geçersiniz.