Okuyucu soruları (14)

Abone Ol

Rahip Bahira olayı (3)

Bir önceki yazıda ez-Zehebî nin, hadisenin kaynaklarından olan el-Hâkim in el-Müstedrek indeki rivayet hakkında (metnindeki nekaret sebebiyle) "mevzu" ve "batıl" ifadelerini kullandığını belirtmiştim. Bilebildiğim kadarıyla ulemadan bu rivayet hakkında böyle bir ifade kullanan başka birisi yoktur.

ez-Zehebî nin söz konusu hükmü de ağırlıklı olarak rivayetin bir önceki yazıda belirttiğim münker kısmından kaynaklanıyor olmalıdır. Nitekim o, Târîhu l-İslâm da bu rivayete yer verdikten sonra, "Cidden münkerdir" der ve ardından, bu yazının konusunu teşkil eden itirazları hemen hemen aynen sıralar. İlerleyen yazılarda ele alacağım tenkitlerinden anlaşılan odur ki, ez-Zehebî nin itirazı olayın aslına değil, rivayetin uzun varyantında yer alan kimi detaylaradır.

Târîhu l-İslâm da söz konusu varyanta itiraz ettikten sonra, Rahip Bahira hadisesini daha muhtasar olarak aktaran birkaç rivayete, herhangi bir itiraz ileri sürmeden yer vermesi de bunu göstermektedir.1

Keza ez-Zehebî, Sahabe isimlerine tahsis ettiği Tecrîdu Esmâi s-Sahâbe sinde İbn Mende ve Ebû Nu aym a tebean Rahip Bahira nın da adını zikreder ve şöyle der: "Resulullah (s.a.v) i bi setten önce görmüş ve iman etmiştir."2

Burada iki hususu birbirinden ayrı değerlendirmek gerekir:

Ebû Tâlib, ticaret maksadıyla Şam tarafına giderken henüz 9 veya 12 yaşında bulunan Efendimiz (s.a.v) i de birlikte götürmüş, konakladıkları yerdeki rahip Efendimiz (s.a.v) deki olağanüstülükleri görünce Ebû Tâlib e onu Şam a götürmemesi gerektiğini, zira orada Yahudiler in O nu tanıyıp hayatına kasdetmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu söylemiş, Efendimiz (s.a.v) in Mekke ye geri götürülmesini sağlamıştır. Olayın aslı budur ve bu noktada herhangi bir alimin itirazı tesbit edebildiğim kadarıyla mevcut değildir.

Bu olay kimi kaynaklarda detaylı bir şekilde verilirken, kimilerinde özet olarak nakledilmiştir. Olayın detayları meyanında zikredilen hususlar arasında ulemanın münker olduğunu belirttiği hususlar mevcuttur ve fakat bunları ileri sürerek olayın aslının bulunmadığını söylemek doğru değildir. İbn Seyyidinnâs dan3 İbn Kesîr e4, Alâuddîn Moğoltay dan5 el-Kastallânî ye6 ve es-Süyûtî ye7 kadar konunun otoritesi pek çok alimin tavrı bu doğrultudadır. ez-Zehebî nin Rahip Bahira yı Sahabe arasında zikretmesi de sonuç olarak bu tavrı benimsediğinin göstergesidir.

Muhammed Avvâme8, Şu ayb el-Arnaût ve Abdülkadir el-Arnaût9, Nâsıruddîn el-Albânî10, Ekrem Dıyâ el-Ömerî11... gibi muasır alimler de Rahip Bahira kıssasının bir aslı bulunduğunu, kimi detaylardaki nekaretin, olayın aslını inkâra müncer olmayacağını söylemişlerdir ki doğrusu da bu olmalıdır.

Devam edecek.

1) ez-Zehebî, Târîhu l-İslâm, II, 55 vd.

2) ez-Zehebî, Tecrîdu Esmâi s-Sahâbe, I, 44.

3) İbn Seyyidinnâs, Uyûnu l-Eser,

4) İbn Kesîr, el-Fusûl fî Sîreti r-Resûl, 94; el-Bidâye ve n-Nihâye, II, 265.

İbn Kesîr şöyle der: Bulutun Efendimiz (s.a.v) i gölgelendirdiğini nakleden bunun dışında sabit bir rivayet görmedim." (el-Fusûl, 267.)

5) Alâuddîn Moğoltay b. Kılıç, Muhtasaru s-Sîreti n-Nebeviyye, 28.

6) el-Kastallânî, el-Mevâhibu l-Ledünniyye, I, 97 vd.

7) es-Süyûtî, el-Hasâisu l-Kübrâ, I, 141 vd.

Konuyla ilgili mutavvel ve muhtasar nakiller es-Süyûtî nin bu eserinde bir arada görülebilir.

8) İbn Ebî Şeybe nin el-Musannef ine yazdığı ta likler meyanında, XVI, 467.

9) İbnu l-Kayyım ın Zâdu l-Me âd ına yazdıkları ta likler meyanında, I, 76.

10) Konu hakkında iki ayrı makale yazmıştır.

11) el-Ömerî, es-Sîretu n-Nebeviyye es-Sahîha, I, 106.