Müteşabih Hadisler - 3
"Keşfu s-sâk" deyiminin "azim bir nur açılması" anlamına geldiği hakkında Hz. Peygamber (s.a.v) den nakledilmiş zayıf bir rivayet mevcut ise de1 burada bu rivayet üzerinde durmayacağım.
"Keşfu s-sâk" meselesini, Hz. Peygamber (s.a.v) in ifadelerinin, kimi ravi tasarruflarına maruz kalması ve ravilerin, anladıkları şeyi aktarmaları sonucu "Allah Teala nın inciği/baldırı" şekline dönüştüğünü söylememizi mümkün, hatta "gerekli" kılan bir diğer husus, otoritelerden bu tavrı destekleyen ifadelerin nakledilmiş olmasıdır.
Ezcümle 68/el-Kalem, 42 ayetinin tefsiri sadedinde İbn Abbâs (r.a), "Kur an ın herhangi bir ayetini anlamadığınız zaman şiire (cahiliye şiirine) başvurun; zira o, Arab ın divanı (hafızası)dır" demiş ve "keşf-i sâk" deyiminin Arap dilinde "şiddet, zorluk, sıkıntı" anlamlarında kullanıldığını gösteren bir şiir okumuştur.2 Hemen bütün tefsir kaynakları, İbn Abbâs (r.a) ın ilgili ayette geçen bu deyimi bu şekilde açıkladığını nakletmektedir.
Et-Taberî, İbn Kesîr ve es-Süyûtî nin tefsirleriyle el-Beyhakî nin "el-Esmâ ve s-Sıfât"ında, Mücâhid, İkrime, Katâde gibi Tabiun müfessirlerinden aktarılan aynı doğrultudaki açıklamalar, buraya alınamayacak kadar uzundur.
İmam Mâlik e, sadedinde bulunduğumuz hadis de dahil olmak üzere "müteşabihat" alanına giren birkaç rivayet nakledildiğinde hiddetlenmiş ve bu türlü rivayetlerin nakledilmesini yasaklamıştır.3 Tabiun dan Sa îd b. Cübeyr in tavrı da farklı değildir.4
Ehl-i Hadis ten Ebû Hâtim de hadiste geçen "sâk" kelimesini "şiddet" kelimesiyle açıklamıştır.5 Onun bu açıklamasını itirazsız nakleden İbn Hibbân ın bu tavrını kendisine katıldığının zımnî ifadesi olarak görebiliriz.
Önemine binaen epey uzattığım bu bahsi, el-Kevserî merhumun genel olarak müteşabihat konusundaki temel bir tesbitiyle noktalayalım: İnsanlar arasında bilinen ve kullanılan herhangi bir lafız Kur an da veya meşhur/sahih hadislerde Allah Teala hakkında varit olmuş ise, o lafzın Allah Teala hakkında kullanılması konusunda tevakkuf edilmez. Şu kadar ki, bu türlü lafızlar Allah Teala hakkında kullanıldığında, insanlar/mahlukat için geçerli olan anlamlardan daha yüce (Allah Teala nın yüceliğine layık) olan ve tenzihe aykırı düşmeyen anlamlar söz konusudur. Bu durumda lafzın Allah Teala hakkında mecaz, mahlukat hakkında hakiki anlamda kullanılmış olması da, bunun tersi de mümkündür 6
Hemen belirtelim ki, bu açıklama, delaleti ve sübutu kat î nasslarda geçen "el, yüz, istiva " gibi lafızlar için geçerlidir. "Keşfu s-sâk" konusunu ise böyle değerlendirmek mümkün değildir. Zira "sâk" kelimesinin Allah Teala ya izafesi konusunda kat î bir delil yoktur.
Doğrusunu Allah Teala bilir.
1 Ebû Ya lâ, el-Müsned, XIII, 215.
2 el-Beyhakî, el-Esmâ ve s-Sıfât, 345.
3 İbn Abdilberr, et-Temhîd, VII, 150.
4 İbnu l-Cevzî, Def u Şübehi t-Teşbîh, 36.
5 İbn Hibbân, el-İhsân, XVI, 382.
6 İbn Kuteybe nin el-İhtilâf fi l-Lafz ına yazdığı ta likler meyanında, 44.