Okumanın ve Anlamanın Gücü

Abone Ol

Sadi Şirazi, Ne kadar okursan oku, bilgine, yakışır

şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir , demiş. Okunan kitaplar aydınlatır,

ufuk açtığı sürece insanları bir yerlere götürür. Ancak her kitabın yararlı

olması da beklenemez. Neticede kitapları da yazan bir el, bir beyin ve bir

gönül vardır. Şirazi nin dediği okumanın insanlara neler kazandırdığıdır.

Okuyan ve bilgi sahibi olan o bilginin ışığında yürümelidir ki okunan amacına

ulaşsın. Sadece bilgi edinmek için de okumuyoruz okuduğumuz çoğu bilgiler

hayatımıza da yön vermektedir. Rahmetli Anam, öğren de bir deliğe sok ileride

lazım olur derdi. Bilinen şey, bilgiler gerektiği anda kullanılır. Faydası da

görülür. Ancak okuduğu halde bir arpa boyu yol alamayanlar da vardır. Eğer

kitaplar okuyan kişiye hiçbir şey vermiyorsa o kişi olduğu yerde duruyor

demektir. Boş zamanları değerlendirmek için gezmek, dinlenmek ve müzik dinlemek

ne ise okumak da odur bu kimseler için. Varlık âleminde iki günü bir olan

ziyandadır, denilmiştir. Bu bakımdan insan dün ne yaptı ise bugün başka bir

şey, yarın daha da farklı şeyler yapmalıdır.

Okumanın, ayırtına varmanın, anlamanın bir tezahürü olan

ayrıntılar, incelikler; hem hayatı kolaylaştırır hem de işlerin yolunda

gitmesini sağlar. Bu gibi durumlarda zekâ kendini gösterir. Yani bir şeyi doğru

anlamak için o şeyi farklı açılardan düşünmek, kavramak ve mahiyetine göre

hareket etmek gerekir. Bilgi başka bir yönüyle de bir zenginliktir. Farklı

manaları ihtiva eden kelimeleri, kavramları bilmek daha geniş alanda yürümek

demektir. Ancak karşılığı olan veya aynı anlama gelen bazı kelimeler çok

olmasına karşılık bazı kelimeler de oldukça kısırdır veya çok az karşılığı olan

kelimelerdir. Örneğin muhtemel kelimesine baktığımızda karşımıza bu kelimeye

karşılık olarak; mümkün, olası, olasılı kelimeleri çıkar. Şey denildiğinde de

adeta bir sonsuzluk! Çünkü bu kelimenin başka bir karşılığı yoktur. Ancak

ihtiva ettiği alan olabildiğince geniştir. Bu kelime felsefi bir kavramdır.

Hiçbir zaman tam olarak çözülemeyecek olan bir kelimedir. Sırdır. Şey; bir anlama

göre, hiçbir şeydir, hiçbir şey olduğu için de her şeydir. Dolayısıyla hiçlik

kavramıyla arasındaki gizli bir bağıntı vardır Buradaki hiçlik, sonsuzluğa

işaret eden hiçliktir, yok oluşa işaret eden hiçlik değil.

Önyargılarla, vehimlerle, kesin olmayan bilgilerle

hareket edenler bir vakıa veya durumu anlamada hataya düşerler. Olgunlaşan,

kendini geliştirenler her şartta doğru davranmak isterler. Bir kişi hangi

şartta olursa olsun eğer doğru hareket ediyor ise o kişi fazilet sahibidir.

Yani insanların bir şeyi doğru okumaları, anlamaları kadar kişilikleri,

davranışları da önemli amildir. Bir fert hangi düşünceye sahip olursa olsun

doğru olan ne ise onu yapmalıdır, ona göre hareket etmelidir. Adil olmalıdır.

Küçük büyük çıkarlarının esiri olmamalıdırlar. Bir insan karşısındaki kişi

sevmediği veya hasmı da olsa dürüst olmalıdır. Kişi, yere bakan yürek yakan

olmamalıdır.

Fikirler insanları etkiliyor ve bölüyor. Bölünme ise

içinden çıkılması güç kargaşaları oluşturuyor. Akıl sahibi her şartta doğru

olanı görmeli ve cehalete yenik düşmemelidir. Edinilen bilgiler insana katkılar

sağlar. Düşünce ve duruşu değiştirir. Adeta okuyana yeni bir kimlik sunar.

Önemli olan o kimliği muhafaza etmektir. Mesleklerin insanlara verdiği imaj buna bir örnektir. Ancak insanda okunan

o kimliği ne denli ve nasıl kullanıldığıdır. O vakar ilelebet taşınmalıdır.

Mesleğine söz getiren, toplum tarafından kötü anılanlar mevki ve makamları ne

olursa olsun Şirazi nin söylediği duruma düşerler. Cahillik gider eşeklik baki

kalır darbı meselinde olduğu gibi.

Okumak farklı, anlamak ise daha da farklıdır. Bir metni

herkes okuyabilir ama herkesin aynı oranda anlaması beklenemez. Kendi

kurduğumuz cümleyi başkasının kurduğu cümleden daha iyi anlarız. Bunun nedeni

de dil yapısıdır, dilimizdir. Kelimeleri bilmek okumayı veya anlatılanı anlamak

demektir. Dağarcığı fazla olmayan bir insan ancak o oranda düşünebilir.

Kelimelerle düşünmeli kelimelerle pişmeliyiz.

Anlamak için öngörü de güçlü olmalıdır. Öngörünün güçlü

olması için yeni öğrenmelere hep açık olunmalıdır. Okumada veya anlatımlarda

tüm unsurlar da yerinde kullanılmalıdır. Bilinçaltımız düşünceleri oluşturur.

Her şey düşüncede yatar, düşüncelerle yönetilir ve üretilir. İnsan, bilincinin

tümünün farkında olmaya çalışmalıdır. Beynimiz, farkında olalım olmayalım o

kadar çeşitli düşünce üretir ki buna engel olmamız imkânsızdır. Bunların

doğruluğunun, yanlışlığının veya uygunluğunun denetlenmesi göreceli kavramlar

olduğundan çok zordur. Şuurlu hareket edilmez ise çatışma olur. Şuurlu

olunduğunda da çatışma ortadan kalkar. Gereksiz, etkisiz olan düşünceler elenir

ve düşünceler netlik kazanır. Bir konu veya olayın bütününü görebilmeliyiz. En

önemli unsurlardan birisi de dikkat kesilmektir. Çevreye, doğaya, insanlara

dikkat etmek ve farkına varmaktır. Anlamak için tüm dikkatimizi vermeliyiz. Bunu da insan ancak ilgi

duyduğu, önemsediği şeyler için yapar.          

Okumanın ve anlamanın gücünü sanırım en güzel şu söz

ifade eder; Okumak bir deva, anlamak da bir şifadır.