Okullar açılmadan tedbirlerin artırılması gerekiyor 

Abone Ol

Başlıkta korona salgınından söz ettiğim sanıyorum hemen anlaşılıyor. Çünkü artık okulların açılmasına 6 gün kaldı. Bunun yanında eğitimin yüz yüze yapılması konusunda bakanlığın kararlı bir tavrı olduğu da görülüyor. Hemen belirteyim ki, yüz yüze eğitimin başlayacak olmasını çocuğum kadar ben de istiyorum. Çünkü iki senedir çocuklar dünyadan el etek çektiler, kendilerine adına ister sosyal medya ister sanal âlem deyin, insanlar çocuklarının bu sanal âlemde yollarını kaybedebilmeleri ihtimali karşısında tereddüde düşüyor. İnsan çocuklarının okullarının ve öğretmenlerinin emin ellerinde okul hayatlarını sürdürmelerini arzu ediyor. Kısacası, önümüzdeki Pazartesi’ni memnuniyetle beklerken özellikle dünkü gazetelere yansıyan salgın ile ilgili haberler karşısında da insanın iç âleminde çelişkili duygular harekete geçiyor.

Dünkü gazetelerde yer alan haberler genellikle, “15 günde yatan vaka 3-5 kat arttı” ya da, “Salgında kırmızı alarm vermeye başladık” başlıkları altında yer alırken, okul öncesi virüse karşı uyarılar da sıralanıyor, özellikle uzmanlar koronavirüs tedbirlerine uyulması ve insanların aşılarını yaptırmaları konusunda uyarıyorlardı. Hemen belirteyim ki benzer uyarılar hemen her gün tekrar tekrar yapılıyor. Özelliklede aşılamada ciddi bir artış söz konusu olduğu bir dönemde “salgında kırmızı alarm durumuna geçmenin” gündeme gelmesi ister istemez insanın kafasında pek çok soruyu gündeme getiriyor. Çünkü bir yandan aşılamanın yoğun bakıma yatanların sayısını azalttığı, bir diğer ifadeyle aşının insanların hastalığı hafif atlatmasında önemli bir görev yaptığı belirtilirken ve aşılamanın yüzde 70-75’lere ulaştığı bir noktada virüsün etkisini artırıyor olması karşısında insan acaba yapılan açıklamalarda mı bir yanlışlık var, yoksa aşılamadan beklenen sonuç alınamıyor mu diye sormadan edemiyor.

Aslında bir takım sorularla vakit geçirmekten çok, alınacak tedbirlere uymak, ondan sonra da aşı konusunda titiz olunması gerekiyor. Ancak, insanların söylenen tedbirlere uymak konusunda bir takım çelişkili açıklamalardan kurtulmaları gerekiyor. Özellikle de kaba tabiri ile her kafadan farklı sesler çıkmaya devam ettiği takdirde sanıyorum toplumu özellikle aşılama konusunda tereddütlerden kurtarmak zorlaşacaktır.

Çünkü bir yandan aşı olanların sayılarındaki günlük artış açıklanırken öbür yandan vefat edenlerin sayısında düşme olmuyorsa o zaman aşının salgını önlemedeki etkisi ister istemez tartışma konusu oluyor. Özellikle de aşı karşıtlarının işini kolaylaştırıyor.

Çünkü yapılan açıklamalarda bir yandan yoğun bakımlarda son 15 günde 3-5 kat artışın söz konusu olduğu belirtilirken, aynı zamanda vaka dağılımına baktığımızda 40 yaş altı vakaların çok yoğunlaştığı belirtiliyor. Hâlbuki salgının çıktığı günlerde ve sonrasında yapılan açıklamalarda 50 yaş üzerinde salgının çok etkili olduğu belirtilirken, aşılamaya da yaşlılardan başlandı. 40 yaş altına aşılamaya en son gelindi. Bu arada yapılan açıklamalarda 2 doz inaktif aşı olan 65 yaş üzerindekilerin, yoğun bakıma yatmaya başladığı şeklinde açıklamalar geliyor. Yani, başlangıçta 2 doz aşı yeterli denirken gelinen noktada üçüncü dozun gerekli olduğu vurgulanıyor. Öyle anlaşılıyor ki bu gidişle belli sürelerle aşılama sürecek.

Tüm bunları şimdiye kadar yapılmış açıklamaları karalamak için yazıyor değilim. Zaman geçtikçe önceden yapılmış açıklamaların zıddı açıklamalar gündeme geliyor, bu da ister istemez kafa karışıklığına ve yapılan açıklamalara güveni azaltıyor. Okulların yüz yüze eğitime başlayacağı günlerde yeni bir kapanmanın gündeme gelmemesi için toplumun çelişkilerden kurtarılması gerekiyor.