II. Bayezid döneminde Rumeli Beylerbeyi Süleyman Paşa tarafından 1493 yılında Edirne‘de yaptırılan Süleymaniye Camii‘nin içler acısı durumu görenleri dehşete düşürüyor. Çevre sakinleri Osmanlı‘nın emanetine sahip çıkmak adına camiyi cemaatsiz bırakmamaya çalışırken yetkililer yıkılmaya yüz tutan camii için kılını kıpırdatmıyor. Cami cemaati bu vurdumduymazlığa oldukça tepkili "Osmanlı‘nın emanetini biz kimsesiz bırakmıyoruz ama yetkililer öksüz bıraktı" diyerek tepkilerini dile getiriyorlar.
Mustafa Kılıç
II. Beyazid döneminde Rumeli Beylerbeyi Süleyman Paşa Edirne Talâtpaşa Mahallesinde, Kirişhane Caddesi üzerinde, Tunca Nehri yakınında 15.yüz yılda yaptırılan Süleymaniye Camisinin içler acısı bir hali yürekleri burkuyor. Süleymaniye Camii, Osmanlı‘nın izlerini taşıyan mimari ve manevi yönden oldukça önemli bir ibadet yeri olması önem arz ederken caminin yıkılmaya yüz tutmuş vaziyette olması vatandaşların tepkisini çekiyor. Osmanlı‘nın bizlere emanet olarak bıraktığı caminin minaresi yıkılmış, duvarları yosun tutmuş halde. Caminin iç kısmı ise rutubetten ve örümcek ağından geçilmiyor. Vatandaşlar caminin harabeye dönmüş bir vaziyette olmasına rağmen camiyi cemaatsiz bırakmamaya özen gösteriyor. Cami cemaati yetkililere şöyle seslendi: "Biz Osmanlı‘nın emanetini yetim bırakmamaya çalışıyoruz onun için vakit namazlarımızı Süleymaniye de eda ediyoruz ama yetkililer camiyi öksüz bıraktılar."
Osmanlı‘nın emanetleri öksüz kaldı
"Osmanlı‘nın emanetlerine sahip çıkılmadı, emanetleri öksüz kaldı" diyen cami cemaati "Osmanlı Edirne‘mize birçok manevi eser bıraktı. Edirne‘nin her yeri Osmanlı‘nın izleri ile dolu. Süleymaniye Camii de bunlardan biri. Biz bu caminin cemaati olarak Osmanlı‘nın emanetine sahip çıkıyoruz. Cami bakımsız ve rutubetli olsa da biz cemaatsiz bırakmamaya çalışıyoruz. Ama yetkililer bu emanetleri öksüz bıraktı. Her taraftan haberler duyuyoruz, okuyoruz falanca kilise, filanca havra ve başka dinlerin ibadet yerleri restore ediliyor oralara bakım yapılıyor, neden camilerimiz öksüz kalıyor? Neden Osmanlı‘nın emanetlerine sahip çıkılmıyor?" diyerek sitemlerini dile getirdi.
İçini örümcek ağı ve rutubet kaplamış
Caminin dış cephesi yıkılacak gibi duruyor, duvarlarda yosun ve ot bitmiş, caminin içi ise içler acısı bir vaziyette. Caminin iç duvarları ve kubbesi rutubet ve örümcek ağı ile kaplanmış. Cami cemaati bu duruma oldukça içerlemiş. "Camimizin içini görüyorsunuz her taraf rutubet ve örümcek ağı ile dolu. Duvarlar çatlamış. Camimiz bakımsızlıktan yıkılmak üzere. Yetkililerden buranın tadilata alınmasını istiyoruz. Ayrıca caminin içinde durduğunuz zaman çatlamış duvarları görünce içinizi üstünüze yıkılacakmış korkusu sarıyor ama yine de Allah rızası için burada namazlarımızı eda etmeye çalışıyoruz. Ecdat görseydi emanetine sahip çıkamadığımız için ne derdi bize?" diye sormayı da ihmal etmiyorlar.
Kubbedeki ayetler silinmeye yüz tutmuş
Camiinin içerisine girdiğinizde çatlamış duvarlar ve örümcek ağı ile dolmuş bir görüntünün yanında kubbedeki muhteşem Osmanlı işlemelerinin de silinmeye, yok olmaya yüz tutmuş olması dikkatlerden kaçmıyor. Kubbede yazılan ayetler de rutubetten görünmez bir hale gelmiş durumda. Çevre sakinlerinden ve camide ibadetlerini yapan Kazım Öztürk de "Ecdat bu topraklarda hüküm sürerken bize bıraktığı bu muhteşem manevi eserlere sahip çıkılmaması yetkilileri hiç rahatsız etmiyor mu? Seçim zamanları geliyorlar oylarını isteyip gidiyorlar. Daha sonra sözlerini unutuyorlar. Bürokrasilerde aynı. Bu camimiz için birkaç defa tadilatı için başvuruda bulunduk fakat ilgileneceklerini söylediler. Aylar geçmesine rağmen ne gelen var ne de giden. Yine unuttular her zaman olduğu gibi" diyerek üzüntüsünü dile getirdi.
Yıllardır restore edilmeyi bekliyor
Edirne Osmanlı‘nın bıraktığı birçok manevi esere ev sahipliği yapmasıyla biliniyor. Osmanlı izlerine serhat şehri Edirne‘nin hemen hemen her yerinde rastlamak mümkün. Edirne denilince akla Selimiye, Eski Camii, Üç Şerefeli Camii ve Bayezid Külliyesi gibi birçok yapı akla geliyor. Osmanlı‘nın bıraktığı bu mimari eserlere sahip çıkılmaması görenleri acaba kasıtlı mı yapılıyor endişesine sevk ediyor. Süleymaniye Camisinin minaresi 1953 yılında meydana gelen bir deprem sonucunda yıkıldığı, fakat üzerinden 59 yıl geçmesine rağmen bir türlü restore ettirilmediği de bir diğer ayıp.