“OHAL” İlmihâli

Abone Ol

Şuurlu Mü’min, dinin, Kur’an’ın, namusun, İslam topraklarının tehlikede olduğu “OHAL” zamanlarında “Allah kendi yolunda kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saf,61/4) ilahi emri ve imanı gereği eleştirileri, tenkitleri, ideolojileri, taassupları bir kenara bırakıp, bir duvarın tuğlaları gibi zalimlere ve onların hain kuklalarına karşı kardeşleriyle kenetlenerek mücadele eder. Çünkü asıl kardeşlik ganimet zamanlarında değil, darlık zamanlarında belli olur.

Şuurlu Mü’min, “Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu ‘etraflıca araştırın’. (Hucurat,49/6) ilahi emri gereği “OHAL” zamanlarında yetkililer dışında kaynağı belli olmayan fâsık tivitlere, maillere, paylaşımlara ve haberlere itibar etmez. Provokasyona ve galeyana gelmez. Masumlara ve mazlumlara zarar vermez.

Şuurlu Mü’min, Efendimiz’in “Bir kul, kardeşine yardım ettiği sürece Allah da o kuluna yardım eder.” (Müslim) müjdesi gereği “OHAL” zamanlarında canını ortaya koyarak, günlerce uykusuz kalarak mücadele eden güvenlik güçlerine, yetkililere elinden geldiği kadar yardımcı olur. Dini ve vatanı uğrunda belli bir süre için bazı kişisel özgürlüklerinden, rahat ve konforundan fedakârlık edip sabretmesini bilir. Yük olan, sorun çıkaran değil; yük alan, sorun çözen olmaya çalışır.

Şuurlu Mü’min, Efendimiz’in “Amellerinizi ihlasla ve sadece Allah için yapınız. Zira Allah yalnızca kendisi için ve sadece kendi rızası gözetilerek yapılan amellerden başkasını kabul etmez.” (Nesâi) uyarısı gereği “OHAL” zamanlarında direniş için meydana çıkarken, mücadele ederken; görsünler, bilsinler, desinler, sevsinler, övsünler için değil; facebookta paylaşmak, kendini garantiye almak, nazire yapmak, makam kapmak, ayak kaydırmak için değil, sadece Allah için çıkar ki amelleri zayi olmasın.

Şuurlu Mü’min, “Şükrederseniz size nimetimi artırırım, nankörlük ederseniz azabım çok çetindir” (İbrahim, 14/)  ayeti gereği zaferden sonra “OHAL” zamanlarında Allah’ın verdiği galibiyete şükrederken İslami prensiplerinden ve ilkelerinden asla taviz vermeden Kur’an tilaveti, dua, salavat, zikir ve secdelerle şükreder, yardım talebinde bulunarak Allah’a iltica eder. Zafere gölge düşmesin diye haramlardan ve günahlardan durabildiği kadar uzak durur. Çünkü o, zaferin Allah’tan olduğuna iman etmiştir.

Şuurlu Mü’min, “De ki: ben, dini yalnızca O’na halis kılarak sadece Allah’a ibadet etmekle emrolundum.” (Zümer, 39/11) ilahi emri gereği “OHAL” zamanlarında mücadelesini ne demokrasi, ne siyasi partizanlık, ne de beşeri ideolojiler için yapar, tüm amellerini, imanı gereği yalnızca Allah’a has kılarak yapar. Şuurlu Mü’min, krizlerden, kumpaslardan, ihanetlerden ve karanlıklardan kurtuluş için çareler arandığı “OHAL” zamanlarında “Allah, rızasını arayanları bu kitap (Kur’an) sayesinde kurtuluş yollarına iletir ve onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.” (Maide,5/16) ayeti gereği tek çıkışın Kur’an ve Sünnet merkezli İslami çözümlerde olduğunu haykırarak yöneticilerini ve kardeşlerini uyarır.

Şuurlu Mü’min, bir daha “OHAL’ler”, darbeler, hıyanetler yaşanmasın diye namluyu millete doğrultan hain kuklalara direndiği gibi, kuklaların iplerini elinde tutan kuklacılara, ABD’ye, Siyonizm’e ve emperyalizme karşı da direnir. Onların ılımlı İslam ve diyalogculuk projelerini yerle bir edip, dış müdahalelere bir son verecek İSLAM BİRLİĞİ’nin, hakka, adalete ve tevhide dayalı, Kur’an ve Sünnet merkezli YENİ BİR DÜNYA’nın kurulması içinde canla başla mücadele eder.