Oğuzhan Asiltürk’ten net duruş

Abone Ol

1975 yılının ikinci yarısı... İktidarda MC (Milliyetçi Cephe) Hükümeti var... Milli Görüş partilerinden MSP hükümet ortağı, Erbakan Hoca da Başbakan Yardımcısı... Bakanlar Kurulu’nda Türkiye’deki Amerikan üslerinin kapatılması kararı alınıyor.

27 Temmuz 1975 tarihli Milliyet gazetesi manşeti şöyle; “ABD Bayrağı İndi, Türk Bayrağı Çekildi”.

Hemen altında, dönemin İçişleri Bakanı, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün değerlendirilmesine yer veriliyor. Şunları söylüyor, Oğuzhan bey;

zzz “Bu geçici bir statü değildir. Bu bir karardır. Amerika ile görüşmeler yapılabilir ama Bakanlar Kurulu’nun bu kararı tereddütsüz uygulanacaktır.”

zzz “Genelkurmay Türkiye’nin savunması bakımından ihtiyaç duyduğu kısımları çalıştırır. İhtiyaç duymadığını çalıştırmaz. İhtiyaç duyduğu Amerikalı uzmanları çalıştırır, ihtiyaç duymadığını çalıştırmaz.”

zzz “Türkiye’de ikili anlaşmalarla faaliyet gösteren 5 üs Türk denetimine ve kumandasına alınmıştır.”

zzz  “Türkiye ile Amerika arasındaki yanlış anlaşılmış İncirlik Üssü de bu karara dâhildir. Sadece bu üssün NATO ile ilgili faaliyeti yürüyecektir. Diğer faaliyetleri hükümet kararı içindedir.”

zzz “İkili anlaşma geçerliliğini kaybetmiştir. Önemli olan budur. Türk Hükümetinin kararı üç-beş Amerikan görevlisinin durumu için alınmamıştır. İşe bu açıdan bakmak kararı küçültür.”

zzz “Genelkurmay’ın uygulaması sırasında Türkiye’nin menfaati bakımından faaliyeti gerekli görülen cihazlar ve bölümler için bazı Amerikalı personele ihtiyaç duyulabilir. Ama bunlar biz gideceğiz derlerse sen gitme denilemez...”

***

1975 yılında Hükümet ortağı olan, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Genel Başkanlığındaki Milli Selamet Partisi’nin (MSP) Amerikan üsleri konusunda tutumu bu kadar açık, bu kadar netti...

SACİT GÜNBEY NE ANLATTI?

Prof. Dr. SacitGünbey aradı...

SacitGünbey, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında efsane hizmetlere imza atan Refah-Yol Hükümeti’nin Devlet Bakanı...

Sacit bey, Refah-Yol döneminde, inançlarımıza ve örfümüze uygun olmadığı için Batı menşeli SOS Çocuk Köyü Projesi’nin uygulanmasına izin vermedi. Devletle yapılan protokolleri de iptal etti. Bu sebeple üzerine üzerine geldiler, Bakan SacitGünbey’in... Fakat o yılmadı, tırsmadı, yıkılmadı doğru bildiğini yapmaya devam etti.

SOS Çocuk Köyleri’ne ilişkin yazdığım yazılara değinerek teşekkür etti ve Milli Gazete’nin bu yayınlarının çok doğru ve etkili olduğunu söyledi. Eski Bakan, şunları anlattı;

“Kız-erkek çocuklar aynı bina içerisinde yatırılmak suretiyle, korunmaya alınmak isteniyordu. Bu yanlıştı. Biz hükümetteyken bunların protokollerini iptal ettik. ‘Böyle bir şey olamaz!’ dedik. Gerekçe olarak ise SHÇEK Kanunu’ndaki, ‘Devletin korunmaya muhtaç çocukları kendisi koruduğu, özel herhangi bir şirket veya vakfın bunu yapamayacağı, devletin buna müsaade etmeyeceği’ hükmünü gösterdik. ‘Protokoller kanuna aykırı olarak imzalanmıştır’ dedik ve bu protokolleri iptal ettik. Bu kararı verdikten sonra bir takım gazeteler bizim hakkımızda manşetler attılar. ‘Bu çağda bu kafa’ manşetini atan Hürriyet gazetesine karşı açtığımız manevi tazminat davasını kazandık...”

Tam da bu noktada esasen önemli bir kulis bilgisini de paylaştı, SacitGünbey;

“Yanlış hatırlamıyorsam birkaç sene önceydi. Bana bir bilgi geldi. SHÇEK Kanunu’ndaki, ‘Devletin korunmaya muhtaç çocukları kendisi koruduğu, özel herhangi bir şirket veya vakfın bunu yapamayacağı, devletin buna müsaade etmeyeceği’ hükmünü değiştirmek için bir hazırlık var...’ denildi, bana. Ben de ulaşabildiğim yetkililere bu değişikliğin hatalı ve yanlış olacağını ifade ettim. Elbette, yapılan değişiklik iyi niyetlerle yapılan bir değişiklikti ama hiç kuşku yok ki bundan SOS Çocuk Köyleri gibi kökü dışarıda olan birtakım yapılar da istifade etmek isteyecekti. Bu değişiklik hazırlığı benim bu girişimim sonrası sanıyorum durdu. Ama sonra ne oldu doğrusu bilmiyorum...”

Ben de merak ediyorum, bu değişiklik gerçekleşti mi, gerçekleşmedi mi?

***

Konuya ilişkin, Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk hanımefendiye arz edeceğim bazı hususlar var. Gökçen Göksal aradı, “Abi, yerimiz dar, sayfalar sıkışık yazını kısa tutabilir misin?” diye. Bu hususlar da Kurban Bayramı’ndan hemen sonra, inşallah...

NOT: Yarın Kurban Bayramı. Tüm okurların bayramını içtenlikle tebrik ediyorum. (a.ö.)