Oğullarını da Göndersinler

Abone Ol

KİMSENİN zerre kadar şüphesi olmasın, ABD ve İsrail Suriye ve İran a saldırmaya hazırlanmaktadır. Hizbullaha karşı uğradıkları hezimetin rövanşını almak isteyeceklerdir. Bu savaşta, İsrail in kuzey bölgesini güvence altına almak için Güney Lübnan a Birleşmiş Milletler in asker göndermesini talep etmişlerdir. İki ülke arasında savaş olduktan sonra, ateşkes imzalayanlar ve o bölgeye uluslararası askerî kuvvet gönderilirse ne yapılır İki ülke arasındaki sınır bölgesinin "iki tarafına da" asker yerleştirilir. Halbuki Birleşmiş Milletler askerleri sadece Güney Lübnan da mevzilenecektir. ABD nin ve İsrail in amaçları besbellidir: Hizbullahı silahsızlandırmak ve İsrail i kuzey tarafından garanti altına almak.

Türkiye nin bu bölgeye asker göndermesi bir felâket olur. ABD ye ve İsrail e hizmet edecek güçlere Müslümanlar, Araplar ve bilhassa Hizbullah düşman olacaktır.

Irak tan Amerika ya şimdiye kadar resmî rakamla 2500, gerçek rakamla 5000 den fazla ölü asker tabutu gönderilmiştir.

Türkiye iyi ki, Irak a asker göndermedi. Gönderseydi, oradan ülkemize "şehit" tabutları gelecek, perişan analar yavruları için kendilerini yerden yere atarak kanlı gözyaşları dökecekti.

Şayet Güney Lübnan a Türk birliği gönderilecekse bu birliğin içinde, gönderme kararına oy  veren milletvekillerinin oğulları bulunmalıdır.

İktidar mensuplarının oğulları bulunmalıdır.

Şimdi sırası gelmişken Ankara daki Diyanet İşleri Başkanlığı na soruyorum:

"İsrail ve ABD için öleceklere şehit denilebilir mi "

Başkanlık kendisine yöneltilen dinî soruların cevaplarını, fetvalarını vermeye mecburdur. Bu, onun vazifesidir. Evet cevap bekliyorum.

Soros denilen uluslararası Yahudi, vaktiyle şu meâlde bir laf etmişti: "Ordusu, Türkiye nin en önemli ihraç malıdır..." Yorum yapmıyorum, düşünün.

ABD de agresif Evangelistler iktidardadır ve onların yapmayacağı çılgınlık yoktur. Türkiye nin, bu çılgın Evangelistlerden mutlaka uzak durması gerekir. ABD ile, mecburen ve kerhen iyi münasebetlere devam etmek, lakin Evangelistlerin tuzaklarından uzak durmak.

Evangelistlerin dinî ve mistik inançları içinde şunlar da vardır:

Âhir zamanda Müslümanlarla Yahudiler arasında kanlı ve korkunç bir savaş olacaktır. Bu savaşın öncesinde ve içinde Yahudiler sonuna kadar desteklenmeli ve Müslümanlar tepelenmelidir. Müslümanlar yenilip silindikten sonra İsa Mesih zuhur edecek, Yahudiler de ona iman getirecektir...

Müslüman Türkiye nin böyle bir inanca hizmet etmesi düşünülemez.

Bizdeki rejim laiktir, bu gibi inançlara karşı mesafeli durması gerekir.

Ankara da bazı kimselerin Başkan Bush a ve Uluslararası Siyon Ulularına şükran borçları vardır.

ABD ve İsrail desteklemezse iktidar değişikliği olabilir.

İsrail için bir şey demem ama ABD den Türkiye ye seller gibi dolar aktığına dair haberler ve duyumlar almaktayız.

Uluslararası bir Yahudi kesenin ağzını açmıştır.

Önce Güney Lübnan a asker göndertmek, sonra bir punduna getirip Türkiye yi savaşa çekmek.

Asker gönderme kararı elbette iktidarın isteği ve Meclis in tasdiki ile olacaktır.

İktidar, ABD ye ve İsrail e olan şükran borçları için mecburen ve kerhen böyle bir istekte bulunsa bile Meclis buna kesinlikle yeşil ışık yakmamalıdır.

Türkiye nin bölünmüş şekliyle haritalarının açıkça yayınlandığı bir devirde böyle bir macera ülkemizi, devletimizi, halkımızı büyük bir felakete götürür.

Türk kamuoyu, Lübnan dan gelen bir tabuta bile tahammül edemez.

Evet, ille de asker gönderilecekse önce KENDİ çocuklarını göndersinler. Böylece vatanseverliklerini ve samimiyetlerini somut şekilde isbat etmiş olurlar.

1914 te Sadrazama, Kabineye, Meclis-i Mebusan a haber vermeden Enver Paşa camarillosu bir punduna getirip, başlarına fes geçirilmiş Alman subaylarının ve askerlerinin idaresindeki Yavuz (Goeben) zırhlısı ile güney Rusya limanlarını bombardıman ettirmiş ve Osmanlı devletini dünya savaşının içine itmiş ve atmıştı. Neticesini biliyoruz.

Sağcı olsun solcu olsun, Atatürkçü olsun dinci olsun, şu veya bu olsun, hiçbir yeni Enver in böyle bir teşebbüste bulunmasına imkân ve fırsat verilmemelidir.

ABD ve İsrail için, agresif Evangelistlerin çılgın nazariyeleri uğrunda bir tek Türk askerinin burnunun kanamasına bile razımız yoktur.

Türkiye nin Büyük Ortadoğu ateşinden uzak durmasını istiyoruz.

Türkiye nin zalimlere ve saldırganlara destek vermesini istemiyoruz.

Ortadoğu da iki büyük ve güçlü Müslüman ülkenin, ABD ve Siyonistlerin entrikaları yüzünden savaşmasını, milyonlarca Müslümanın ölmesini istemiyoruz.

Vatanımız, devletimiz, halkımız için gerekiyorsa savaşa elbette evet diyoruz. Lakin gerekmeyen, lüzumsuz, başkalarının hesabına yapılan yapılacak savaşlara hayır diyoruz.

Aşağıda madde madde sayacağım şu hususları kimse hatırından çıkarmasın:

(1) İsrail bir "Tarihî ârızadır", yıkılmaya mahkumdur.

(2) Amerika, Sovyetler Birliği gibi çökecek ve dağılacaktır. Bırakın bir savaşı, bir süper devlet Katrina şiddetinde 10 kasırgaya, onun yanında 10 büyük depreme, ona ilaveten 10 volkan patlamasına bile dayanamaz.

(3) Siyasetlerini ve "meşruiyetlerini" ABD ve İsrail dostluğuna dayandıranlar çok yanlış hesaplar yapmakta, kaygan ve çürük zeminlerde kuruntu ve hayal şatoları inşa etmektedir.

(4) Bu memlekette, elbette bir gün gelecek ve milyarlarca doların hesabı sorulacaktır. Kimler tarafından, nasıl, ne şekilde, ne zaman .. Bunları bilmem. Bildiğim tek şey, kesin olarak sorulacağıdır.

Meclis in çatısı altında Türk halkını temsil eden sayın milletvekilleri, vicdanlarının seslerini dinlesinler yeter.

Şayet, mutlaka Lübnan a asker gönderilmesine olumlu oy verecekse, sayın milletvekili, askerlik yaşındaki ciğerparesini gönüllü olarak göndermelidir. O zaman, yanlış düşünse de, yanlış oy verse de, samimiyetini isbat etmiş olur.