Öğretmen insan yetiştirme sanatçısıdır

Abone Ol

BUGÜN Öğretmenler Günü. Öğretmenlerimize

minnettarlığımızı sunacak, ideal bir öğretmenin nasıl yetiştirileceği konusunda

fikir jimnastiği yapmaya çalışacağız.

Bir toplumu ayakta tutan 4 önemli alan var: Siyaset,

eğitim, hukuk, ekonomi. Bu dörtlünün sağlam bir zemin üzerine oturması gerekli!

Siyaset toplumu yönetme, eğitim ise insan yetiştirme

sanatı. Hukuk adaleti sağlıyor, ekonomi iş hayatını düzenliyor.

Uygulama her alanda önde. Eğitim alanının sanatçısı ise

öğretmen. Eğitimin merkezinde öğretmen var. Çünkü öğretmen verici unsur,

öğrenci ise alıcı . Aktiflik öğretmende.

Öğretmenin ham maddesi insandır.  İnsanı bilgi yle donatır öğretmen. Eğitimse,

bilgiyi kullanma, faydalı hale dönüştürme sanatı. Eğitimde rehbere duyulan

ihtiyaç açık!

Öğretmenlik mesleğinin geçmişi ilk insana kadar

dayanıyor. Bu görevi ilk defa peygamberler yapmış. Peygamber mesleği

denilmesinin sebebi bu: Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi

kötülüklerden arındıran, size kitabı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi

size öğreten bir Resûl gönderdik. (Bakara, 151)

Eğitimin malzemesi insan! Öğretmen onu hamlıktan

kurtarır, olgunlaştırır. Yük ağır, görev büyük!

Önce insanı tanımakla başlıyor iş. Mimar, elindeki

malzemeyi tanımadan estetik bir yapı oluşturamıyor. Öğretmen de elindeki

malzemeyi tanıyacak önce. Yani insanı.

İnsan kainatın özü. Hem maddi, hem manevi boyutu var.

İnsanı insan yapan manevi boyutu! Bugünkü eğitimin eksikliği burada! Mesleğine

hâkim, gerekli donanıma sahip kaliteli öğretmenlere ihtiyacımız büyük.

ÖĞRETMEN HEDEFİNİ GÖZETMELİ

Öğretmen yaptığı görevin ulviyetinin farkında olmalı,

hedefini gözetmeli. Yaptığı işin kime yaradığını düşünmeli, milli kimliğimizi,

ulvî değerlerimizi unutmamalı. Biz buna şuur diyoruz.

Cumhuriyet in kurulduğu yıllarda John Dewey Türkiye ye

davet edilmiş, ondan eğitimle ilgili bir rapor istenmişti.  Bir Batılı olan Dewey in eğitime bakışı

materyalisttir. Eğitimimiz hâlâ Dewey in maddeci etkisinden kurtulamamıştır.

Bugün, öğrencinin daha okula başlarken kazanacağı parayı,  makam ve mevkii düşünmesinin sebebi budur.

Öğretmenlerimizin milli kimliğimize uygun ortak hedeflere yönelmesi şarttır.

Almanya da bir proje üzerinde çalışan Erbakan Hoca yı,

bir profesör arkadaşı evine davet eder. O gün evin oğlunun karne alma gündür.

Baba, eve gelince oğlunun karnesine bakar, mutlu olur. Oğlunu öper ve tebrik

eder.

Sonra karneyi Erbakan Hoca ya gösterir. Hoca karneyi

inceledikten sonra der ki: Bu karnenin sevinilecek nesi var; dersler zayıf,

orta şeklinde devam ediyor.

Alman arkadaşı şu açıklamayı yapar:

- Hocam, siz bir de karnenin sol üst köşesine bakın.

Orada, Hedefini gözetmesi: Pekiyi yazıyor. Biz her şeyden önce buna önem

veririz. Hedefi doğru olmadıktan sonra diğer bilgilerin ne önemi var

İşte bu şuur asıl biz Müslümanlarda olmalı.

KALİTELİ ÖĞRETMEN LAZIM

Eğitimin baş aktörü öğretmendir. Topluma yön verir,

insanı geleceğe hazırlar. Onun için şuurlu, idealist ve kaliteli öğretmenlere

ihtiyaç var. Devletimiz, değerlerimiz istikametinde ciddi bir öğretmen

Yetiştirme Projesi ne sahip olmalı. Bilmeyen öğretemez, insanı sevmeyen onu

yetiştiremez, kâmil olmayan olgunlaştıramaz.

Öğretmenliğin ne anlama geldiğini Amiral Togo olayıyla

anlamaya çalışalım:

Amiral Togo Japonların efsanevi bir komutanıdır. Rus -

Japon Savaşları nda ülkesi adına büyük yararlıklar göstermiştir. Savaş

bitiminde Japonya Başbakanı Amiral Togo yu milli bir kahraman gibi karşılar.

Kürsüden şu övgüleri yapar:

- Yapmış olduğunuz kahramanlıkları, bu topraklarda

yaşayan hiç kimse unutmayacaktır. Millet olarak size çok şeyler borçluyuz. Şu

andan itibaren ister emekli olup aileniz ve sevdiklerinizle beraber kalan

ömrünüzü değerlendirirsiniz; isterseniz kaymakamlık, valilik, milletvekilliği

veya herhangi bir mevkide talip olacağınız her kapıyı size açmaya hazırız.

Togo kürsüye çıkar ve şöyle der:

- Sayın Başbakanım ve sevgili konuklar! Tarafıma

göstermiş olduğunuz ilgi, alâka ve gösterdiğiniz tüm makam ve mevkiler için

hepinize teşekkür ederim. Hiçbir savaş insan yetiştirme mücadelesinden daha

önemli değildir. Meydanlardaki savaşları kazanmak isteyen milletler önce insan

yetiştirme mücadelesi ni kazanmak zorundadırlar. İnsan yetiştirme mücadelesinin

komutanları öğretmenlerdir. Bana bir ödül vermek istiyorsanız, beni ülkemin

herhangi bir köşesinde, herhangi bir okuluna öğretmen olarak görevlendirin ki,

ömrümün kalan yıllarında yeni Togo lar yetiştireyim. (Milli Şuur, Mustafa

Aydın, Mart, 2015, Sayı: 33)

Bu duyarlılıkta bir toplum inşa etmeye çalışan sabırlı ve

fedakâr öğretmenlerimize minnet borçluyuz. Allah onlardan razı olsun!