Öğretim elemanlarının mali durumu

Abone Ol

21 üniversiteye yeni rektörlerin atanması yapıldı. Yeni kurulan üniversitelere kurucu rektörlerin atama süreci devam ediyor.Önümüzdeki günlerde yeni kurulan üniversitelere atamalar yapılacak. Eylül ayıyla birlikte yeni öğretim yılı birçok üniversitede başlayacaktır. Yüzbinlerce yeni öğrenci kayıt yaptırarak üniversite öğrencisi olacaktır.

Birçok yeni başlangıç olmasına rağmen, görünen o ki, üniversiteler geçmiş yıllarda bin birinci kez aynı kavramlar çerçevesinde yeni tartışma ve gerginliklerin odağına yerleştirilecektir. Seçimdi, özerklikti, demokratik üniversiteydi, bilimsel özgürlüktü, birtakım yasaklardı vb. tekrar ama belki de hiç bir yeni açılıma imkan vermeyecek tartışma konularını oluşturacaktır. Tabii YÖK ve konumu, oluşumu ve uygulamaları ortaya çıkacak tartışmaların hem nedeni, hem hedefi, hem de faili olmaktan kurtulamayacaktır.

Acaba üniversite olgusunu basite indirgeyerek, ortaya çıkan ya da çıkacak olan sorunları doğru tesbit ederek kendi bağlamlarında çözmeye çalışmak mümkün olamaz mı

Kurum olgusunu dikkate alarak üniversiteyi tanımlamaya çalışırsak, şu temel işlevi hemen tesbit edebiliriz: Evrensel nitelikte bilim üretmek. Evrensel bilim, dediğimiz anda bilim alanına ve bu alanda olmazsa olmaz nitelikleri haiz kuramları, farklı yöntem ve görüşleri hesaba katma durumunda kalırız.

Yönetimi, organizasyonu, mali imkanı, yatırımı vb. üniversite kurumunun amacı değil, amacı gerçekleştirmede başvurulacak değişkenleri oluştururlar. Amacı ve ona götürücü yolları doğru, verimli, uygun ve rasyonel temelde tesbit etmezsek, üniversite kavramı bizi kendi asıl gerçekliğine yakınlaştırma şöyle dursun uzaklaştırabilir, belki de kaybedilmesi sonucunu bile doğurabilir.

Üniversitenin amacını gerçekleştirmede öğretim elemanıyla öğrenci belirleyici dinamiklerdir ve canlıdırlar. Üniversitenin mekanı (yerleşkesi, derslikleri, labaratuarları, araç-gereçleri, müfredat ve programları, kitaplık ve yayınları vb.) öğretim elemanıyla öğrenciye göre biçimlenmek, düzenlenmek, gerekiyorsa değiştirilmek durumundadır.

Ne yazık ki, üniversite üzerinde yapılan tartışmalarda, değerlendirmelerde, öğrenci konusu bir dereceye kadar dikkate alınmış olsa bile, öğretim elemanı konusu, çoğunlukla teğet geçilen olmaktan öteye ilgi görmemiştir. Üniversite konusuda, sorununda tartışmaya katılan, eleştiride bulunan, değerlendirme yapan öğretim elemanları bile öğretim elemanını pek hesaba katmadan görüş ileri sürmüştür, sürmektedir.

Geçenlerde YÖK Başkanı Başbakana öğretim elemanlarının mali durumlarının düzeltilmesi konusunu sunmuştur. Mali durum hemen ve somut olarak maaşı akla getirir. Bir yönüyle böyledir de. Ecevit hükümeti döneminde, yani sekiz yıl önce mali durumun düzeltilmesinin ilk ayağı olarak öğretim üyelerinin maaşlarının yükseltilmesi için bir yasa çıkartıldı. İkinci adım atılmadığı için mali durumu düzeltelim derken içten içe kanayan bir adaletsizlik kural haline dönüştü. Sözkonusu yasada öğretim üyesi kavramı şartlı hükümler getirdi. Dolayısıyla aynı statüde, öğretim üyesi statüsünde olanların bir kısmı daha yüksek, çoğunluğu daha düşük maaş almaya başladılar. Oysa aynı işi yapıyorlar ama aynı ücreti alamıyorlar. Kaldı ki bu düzenleme geçiciydi, asıl yapılması gereken bir türlü sanal üniversite tartışmalarından yer bulamadan sürüp geldi.

Üniversite kurumu, özelde bilimsel çalışma kendi geliştirdiği teamüller temelinde ilerleyebilir. Oysa üniversitede "reform" adı altında girişilen düzenlemeler hep sil baştan mantığını ilerlemenin dinamiği gibi algılamıştır. Sözgelimi Yüksek Öğretim Kanunu hazırlanırken, 80 öncesinde uygulanan 1750 sayılı yasanın oluşturduğu birtakım teamüller gözetilmeliydi. Mali bakımdan 1750 sayılı yasa da üniversite tazminatı bütün öğretim elemanlarını kapsıyordu ve adaleti gözeten bir kuraldı. YÖK bunu kademeli hale getirmekle kalmadı özerklik ve yönetimde demokratikliği zedeledi. YÖKkanunu yürürlüğe girdiğinden bugüne özerklik, demokratiklik vurgulu tartışmaların temelinde aslında mali durumdaki çarpıklık yatmaktadır, denebilir. Araştırma görevlisiyle Prof. maaşı arasında beş-altı kat fark oluşmuşsa, üniversiteden evrensel bilim üretmesini, dünyada 500 üniversite arasına girmesini beklemek gerçekçi olmaz.

Özetle, Yüksek Öğretim Kurulu başkanı, öğretim elemanlarının mali durumunun düzeltilmesi hususunda mantıklı ve önemli bir adım atmıştır. Yeterli midir Hayır. Fakat sorunları genelleyerek değil, parça parça kendi bağlamlarıyla ele alarak bütünlüğü sağlayıcı çözüm, üniversite olgusunu gerçek konumuna oturtabilir. Bu da doğruya ulaşmada birşeydir.