Öfke ve nefret

Abone Ol

Zaman giderek daralıyor, bir kapana doğru gidiyoruz.

Toplum kesimlerinin birbirlerine olan tahammülleri azalıyor. Büyük bir uçurumun

eşiğindeyiz. Taraflar gözlerini karartmış birbirlerini boğacak, kanını akıtacak

ânı bekliyor. Bir hamle bir kıvılcım dünyamızı ateşe verebilir. İnsanların

birbirlerini karalamaları, aşağılamaları süreci hızlanıyor.

Kimse kendisini gözden geçirmiyor.

Müslümanız. İnsana insan olarak bakmalıyız. Hangi

kesimden olursa olsun onlarla kurulacak bir ortak yan bir bağ bir ilişki nedeni

olabilir. İnsanın kurtarılması çabası, sevgi ve kardeşlik bağının

güçlendirilmesi gerekiyor. Toprağımızın sıcak ve sevimli bir ruhu var ve birlikteyiz.

İçinde bulunduğumuz karmaşa ve geçmişte gelişen kimi

olaylar bugün yaşananların habercisiydi. Herkes kendi penceresinden bakıyor.

Kimse karşı tarafın penceresinden dünyaya bakmayı düşünmüyor. Ya da birlikte

gün yüzüne çıkmayı, orada daha geniş bir açıdan bakmayı denemiyor. Kendi kör

pencerelerinden birbirlerine öfke ve nefret püskürtüyorlar.

Soğukkanlı ve nesnel bir bakıştan uzak bir ortamda

bulunuyoruz.

Gerilim için küçük nedenler yeterli. Ya da birikmiş küçük

nedenlerin zaman içinde çığ gibi büyümesi zamanla oluyor.

Bu kalemin sahibi epey bir zamandır bir çırpınış içinde.

Tehlikeleri sezdiğinden bazı uyarılarda bulundu. Beklenmedik olaylar birden

patladı.

Ülkeyi güllük gülistanlık göstermek, sadece bardağın dolu

olan yerini görmek gerçekçilikle bağdaşmaz. Boş taraf sürekli gözetilmeli.

Mazlumlar var, onların hakları korunmalı. Elbette başarılan şeyler var. Bunlar

yok sayılamaz. Yapılanlar zaten yapılması gerekenlerdir. Yapılanların

abartılması sağlıklı sonuçlara götürmez. Toplumda kangrenleşen kimi durumların

giderilmesi için bir görev ve bir bilinç gerekli.

Bastırılan duygular bir zaman sonra patlama getirir.

Siyasa adamlarını iktidara taşıyan sürece göz atılmalı.

Geçmişin sosyolojik yapısı, değişen durumlar yeniden tahlil edilmeli. Bu

süreçte, meyhanelere gidip oy dilenenler, insan için sakıncalı olan yerlere

girmeyi bile göze alanlar bugün ondan daha masum olan alanlara neden girmekten

kaçınıyorlar. İnsanların arasına girebilme yürekliliği, korumasız, duvarsız bir

yönetici insan portesi bize gerekli. Geçmişte olduğu gibi. Kibir ve öfke insan

için en tehlikeli olanı. İnsanın etrafında örülen duvarlar, insana ulaşmayı

engeller.

İnsan kaderine razı olmalı. Bu bir masum teslimiyet

gerektirir. Sevgili Efendimiz, Hz. Ali nin sakallarının kana bulanacağını ve

birileri tarafından şehit edileceğini ihsas etmişti. Hz. Ali de bunu biliyordu.

Hatta kendisini öldürmeye gelenle önceden yüzleşmişti. Onun kendisini

öldüreceğini bile biliyordu. Etrafında bulunanlar kendisine bu kişileri

yakalamayı ve onu itlaf etmeyi bile önerdiler. İslâm hukukunda olay

gerçekleşmedikçe ceza uygulanmaz infaz yapılamaz. Kendisine kılıç çeken

yakalandığında, kılıcına sürdüğü zehrin bir kasaba insanını öldürme etkisi

olduğu anlaşıldığında zbile infaz uygulatmadı. Çünkü henüz ölmemişti. Şehit

olduğunda bile öğütleri vardı. Önemli olan son ana kadar insanın

kurtarılmasıydı.

Haricilere karşı son ana kadar barış ve kardeşlik için

direndi. Onlar saldırmadıkça üzerlerine gitmedi.

Günümüz olaylarının benzer bir durum arz ettiğini belirtmeliyiz.

Müslüman kanı akıtılmamalı. Suriye olayları yaşandığından beri bunu söyleyip

duruyoruz. Mezhep gerilimi bugün için dolaylı olarak bize sıçradı. Bunu kimse

dile getiremiyor. Sadece bu değil başka nedenleri de buna eklemeli.

Sosyal medya diye nitelenen şeyin ne kadar etkili olduğu

gerçeği Arap-Amerikan baharından belliydi. Biz o zaman da iyimser değildik.

Okumayan, düşünmeyen akletemyen insan kitleleriyle karşı karışayız. Liseli

çocuklar okullarını kırıyor, sırtlarında okul çantaları ülkenin başbakanlarına

siyasa adamlarına nefret kusuyorlarsa bunun üzerinde düşünülmeli. Kaldı ki bu

çocuklara sağlanan eğitim olanakları mevcut iktidar döneminde çok fazla. Okul

kitaplarından, önlerine açılan kapılardan. O çocukların bir düşünme gücü

birikimi ve bilinci yok. Yok ama bu çocuklar neden sokağa dökülüyor ve nefretin

kurbanı olabiliyorlar Bunları düşünmek gerekmez mi