Zaman giderek daralıyor, bir kapana doğru gidiyoruz.
Toplum kesimlerinin birbirlerine olan tahammülleri azalıyor. Büyük bir uçurumun
eşiğindeyiz. Taraflar gözlerini karartmış birbirlerini boğacak, kanını akıtacak
ânı bekliyor. Bir hamle bir kıvılcım dünyamızı ateşe verebilir. İnsanların
birbirlerini karalamaları, aşağılamaları süreci hızlanıyor.
Kimse kendisini gözden geçirmiyor.
Müslümanız. İnsana insan olarak bakmalıyız. Hangi
kesimden olursa olsun onlarla kurulacak bir ortak yan bir bağ bir ilişki nedeni
olabilir. İnsanın kurtarılması çabası, sevgi ve kardeşlik bağının
güçlendirilmesi gerekiyor. Toprağımızın sıcak ve sevimli bir ruhu var ve birlikteyiz.
İçinde bulunduğumuz karmaşa ve geçmişte gelişen kimi
olaylar bugün yaşananların habercisiydi. Herkes kendi penceresinden bakıyor.
Kimse karşı tarafın penceresinden dünyaya bakmayı düşünmüyor. Ya da birlikte
gün yüzüne çıkmayı, orada daha geniş bir açıdan bakmayı denemiyor. Kendi kör
pencerelerinden birbirlerine öfke ve nefret püskürtüyorlar.
Soğukkanlı ve nesnel bir bakıştan uzak bir ortamda
bulunuyoruz.
Gerilim için küçük nedenler yeterli. Ya da birikmiş küçük
nedenlerin zaman içinde çığ gibi büyümesi zamanla oluyor.
Bu kalemin sahibi epey bir zamandır bir çırpınış içinde.
Tehlikeleri sezdiğinden bazı uyarılarda bulundu. Beklenmedik olaylar birden
patladı.
Ülkeyi güllük gülistanlık göstermek, sadece bardağın dolu
olan yerini görmek gerçekçilikle bağdaşmaz. Boş taraf sürekli gözetilmeli.
Mazlumlar var, onların hakları korunmalı. Elbette başarılan şeyler var. Bunlar
yok sayılamaz. Yapılanlar zaten yapılması gerekenlerdir. Yapılanların
abartılması sağlıklı sonuçlara götürmez. Toplumda kangrenleşen kimi durumların
giderilmesi için bir görev ve bir bilinç gerekli.
Bastırılan duygular bir zaman sonra patlama getirir.
Siyasa adamlarını iktidara taşıyan sürece göz atılmalı.
Geçmişin sosyolojik yapısı, değişen durumlar yeniden tahlil edilmeli. Bu
süreçte, meyhanelere gidip oy dilenenler, insan için sakıncalı olan yerlere
girmeyi bile göze alanlar bugün ondan daha masum olan alanlara neden girmekten
kaçınıyorlar. İnsanların arasına girebilme yürekliliği, korumasız, duvarsız bir
yönetici insan portesi bize gerekli. Geçmişte olduğu gibi. Kibir ve öfke insan
için en tehlikeli olanı. İnsanın etrafında örülen duvarlar, insana ulaşmayı
engeller.
İnsan kaderine razı olmalı. Bu bir masum teslimiyet
gerektirir. Sevgili Efendimiz, Hz. Ali nin sakallarının kana bulanacağını ve
birileri tarafından şehit edileceğini ihsas etmişti. Hz. Ali de bunu biliyordu.
Hatta kendisini öldürmeye gelenle önceden yüzleşmişti. Onun kendisini
öldüreceğini bile biliyordu. Etrafında bulunanlar kendisine bu kişileri
yakalamayı ve onu itlaf etmeyi bile önerdiler. İslâm hukukunda olay
gerçekleşmedikçe ceza uygulanmaz infaz yapılamaz. Kendisine kılıç çeken
yakalandığında, kılıcına sürdüğü zehrin bir kasaba insanını öldürme etkisi
olduğu anlaşıldığında zbile infaz uygulatmadı. Çünkü henüz ölmemişti. Şehit
olduğunda bile öğütleri vardı. Önemli olan son ana kadar insanın
kurtarılmasıydı.
Haricilere karşı son ana kadar barış ve kardeşlik için
direndi. Onlar saldırmadıkça üzerlerine gitmedi.
Günümüz olaylarının benzer bir durum arz ettiğini belirtmeliyiz.
Müslüman kanı akıtılmamalı. Suriye olayları yaşandığından beri bunu söyleyip
duruyoruz. Mezhep gerilimi bugün için dolaylı olarak bize sıçradı. Bunu kimse
dile getiremiyor. Sadece bu değil başka nedenleri de buna eklemeli.
Sosyal medya diye nitelenen şeyin ne kadar etkili olduğu
gerçeği Arap-Amerikan baharından belliydi. Biz o zaman da iyimser değildik.
Okumayan, düşünmeyen akletemyen insan kitleleriyle karşı karışayız. Liseli
çocuklar okullarını kırıyor, sırtlarında okul çantaları ülkenin başbakanlarına
siyasa adamlarına nefret kusuyorlarsa bunun üzerinde düşünülmeli. Kaldı ki bu
çocuklara sağlanan eğitim olanakları mevcut iktidar döneminde çok fazla. Okul
kitaplarından, önlerine açılan kapılardan. O çocukların bir düşünme gücü
birikimi ve bilinci yok. Yok ama bu çocuklar neden sokağa dökülüyor ve nefretin
kurbanı olabiliyorlar Bunları düşünmek gerekmez mi