Obamanın yemini ve Birinci Meclis

Abone Ol

Dün taşla, sapanla kovduklarımızı, bugün kırmızı halılarla

karşılıyor olmamız nasıl mümkün oluyor Ülkemize yerleştirilmek istenen Patriot

füzelerinin kirli ve tehlikeli bir oyunun parçası olduğu nasıl perdeleniyor

Demek ki, son dönemde köprünün altından o kadar sular akmış ki, iktidarın

politikalarının, milletimizin tarih boyunca ortaya koyduğu asalet ve

kararlılıktan çok uzak olması kimsenin umurunda değil.

Patriotların, Türkiye’yi korumak için değil, İslam

ülkelerini birbiriyle savaştırmak için getirildiği açıktır. Çünkü NATO barışın

değil, küresel emperyalizmin silahlı gücüdür. Girdiği yere, kan ve zulümden

başka hiçbir şey götürmemiş olması da bunun ispatıdır. Ne yazık ki, İslam

âleminin kendi arasında gerekli kurumları bu güne kadar kuramamış olmasından

dolayı, bu hadiselere nasıl yaklaşılacağı ve nasıl bir yol izleneceği hususunda

batılılardan medet umma haricinde bir yol düşünülememektedir.

Patriotlarla birlikte, Kahramanmaraş’a Alman askerlerinin,

Adana’ya Hollanda askerlerinin, Gaziantep’e ise Amerikan askerlerinin gelmesi bir tevafuk olabilir

mi   Halen ülkemizde 28 NATO üssünün

bulunması, Malatya’ya füze kalkanı yerleştirilmesi, Hava Kuvvetlerimizin İzmir’deki

NATO karargâhına bağlanması yetmezmiş gibi yeni savunma mekanizmalarının

kurulması, her şeyden öte halkımızı savaşa ısındırma girişimi olarak yetmez mi

Komşularıyla sıfır problemi olsun isteyen bir anlayış komşularına karşı bu

düzeyde bir savunma içine girmesi kabul edilemez bir durumdur.

Bu durum, kirli ve tehlikeli plan gereğidir. Bu çerçevede,

Afganistan ve Irak’tan sonra başta İran ve Suriye olmak üzere bölge ülkeleri

tek tek zayıflatılmaya ve bertaraf edilmeye çalışılıyor. Bütün bunlar dikkate

alındığında, Türkiye’nin ve Arap Birliği’nin izlediği politikaların batının

değirmenine su taşıdığı açıktır. Yaşanan gerginlik en çok İsrail’i memnun

etmektedir. Suriye’ye bir askeri müdahalenin çılgınlık olacağı aşikârdır.

Bunca göstergeler ortada iken, hiçbir zaman düşmanından

medet ummayan milletimizin, korkakça yaşamaktansa, cesurca ölmeyi seçmesinin

altından da çok sular akmış olmalı ki, bu toprakların, NATO toprağı değil,

İslam toprağı olduğu vurgusu fazla seslendirilmemiştir. Bu topraklarda, Rasmussen’lerin

değil, Şehit Kamil’lerin, Seyyit Çavuş’ların kanı olduğu yeterince

vurgulanamamıştır. Bu şuur yeterince olsa idi ABD’nin kalkanına da, NATO’nun

patriotuna da ihtiyacımızın olmadığı her yerde haykırılmış olabilirdi.

Hadiselerin bütününe baktığımızda, bu toprakların sahipsiz

olmadığı gerçeğinden hareketle, yerin üstündekiler harekete geçmediği takdirde

yerin altındakilerin harekete geçeceği malumdur. Yaşadığımız hadiseler doğru

teşhis edilemediği, doğru çözüm yolu bulunmadığı takdirde başka bir güvencemiz

de yoktur. Bu hadiselerin arkasında “baba”lar ve “papa”lar varsa, bu

toprakların altında da “ata”lar vardır. Biz yürüyüşümüze devam edelim. Çünkü bu

yürüyüş milli yürüyüştür.