Obamanın övgüsü ya da Sisi sevgisi

Abone Ol

Uluslararası ilişkilerde özellikle seçimlerin ardından açılan telefonların gerçek niyeti yansıtmaktan çok protokol gereği olduğu bilinir. Mısır’da Sisi’nin Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Türkiye’den telefonla tebrik edilmesi bunun bir örneğidir. Buna karşılık Mısır’da seçilmiş Mursi’ye karşı darbeci Sisi’nin ABD, İsrail ve yandaşları tarafından alkışlandığı, desteklendiği ve bu desteğin hâlâ sürdürüldüğü düşünüldüğünde ABD’nin bu seçim sonucundan duyduğu memnuniyeti dile getirmesi elbette bir ittifakın ifadesidir. Çünkü Mısır’da ABD, İsrail ve yandaşları İhvan’ın iktidarından rahatsız olmuş, bunun sonucu olarak darbecilere destek vermişler, hatta Sisi darbeye ABD ve yandaşları tarafından itilmiştir. Bunun içindir ki ABD ve yandaşları Mısır’da seçilmiş bir siyasi partinin iktidardan uzaklaştırılmasına darbe dememiş/diyememiş, Sisi’nin katliamlarına karşı bir tepki ortaya koymamışlardır. Kısacası bugünkü Mısır yönetimi, en azından şimdilik ABD’nin güdümünde ve yönlendirmesi altındadır. Bu bakımdan ABD’nin darbeci Sisi’ye övgüler düzmesinin anlaşılmayacak bir yanı yoktur. Ama, ABD Başkanı Obama’nın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından kutlama telefonu açarak, ”Siz Türkiye için bir şanssınız. Irak, Suriye ve Filistin konularında Türkiye bizim için kritik müttefik” nitelendirmesinin iktidar yanlısı gazeteler tarafından övgü olarak takdim edilmesini insan anlamakta güçlük çekiyor. Irak’ın ABD tarafından işgal edildiği, arkasından ülkenin parçalanma sürecine sokulduğu, sonuçta Kuzey Irak’ta ayrı bir Kürt devletinin ABD eliyle oluşturulduğu düşünüldüğünde Türkiye’nin Irak konusunda ABD’nin kritik müttefiki olmasının sanıyorum övünülecek bir yanı yoktur. Aynı şeyleri Suriye ve Filistin için de söylemek mümkündür. Özellikle Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarında bugüne kadar 2 bine yakın Filistinli hayatını kaybederken 10 bini yaralanmış ve buna karşılık ABD’nin İsrail’e verdiği destek sürüyor, BM’nin İsrail aleyhine karar almasını engelliyor. Tüm bunlar bilinirken Türkiye’nin ABD’nin bu konuda müttefiki olması düşünülebilir mi Suriye ise ayrı bir konu. Suriye’deki çatışmalar ilk başladığında Türkiye ABD’nin tutumuna bakarak en kısa zamanda Esad yönetiminin iş başından uzaklaştırılacağını düşünerek sergilediği tutumun altında kalmıştır. Bugün ülkemizde bir milyonu aşkın Suriyelinin bulunuyor oluşu Türk misafirperverliğinin bir sonucu olarak değerlendirilse bile mülteciler ile insanımız arasında gerilim giderek artmaktadır. Bunun yanında ABD, BM ve AB ülkemizdeki Suriyeli mültecilere yönelik insanı yardım konunda da ağırdan almakta, işin yükü Türkiye’ye yıkılmaktadır. İşin başında Türkiye ABD’nin gerçek müttefiki idiyse bile bugün bu müttefiklik Türkiye’nin başına külah olarak geçmiş/geçirilmiş bulunuyor. Kısacası, Obama’nın Erdoğan’a yönelik “Siz Türkiye için bir şanssınız “ sözlerini bir övgü gibi alıp bununla övünmek kendimizi kandırmak anlamına gelir. Bu bakımdan Obama’nın bu sözleri sadece protokol gereği söylenmiş olarak algılanıp millete de bakın Obama bile Erdoğan’ı ne kadar çok beğeniyor şeklinde hava atmanın anlamı yoktur. Çünkü sömürgeciler karşılıksız övmezler. Olayların gerçek yüzü görmezden gelinerek bir takım iltifatlara kanacak olursak büyük zarara uğrarız. İşin farkına varıldığında ise iş işten çoktan geçmiş olur. Kısacası, bölgemize yönelik gelişmelerde Türkiye’nin tutumunun bir takım dış telkinlere bakarak alkışlanması dolduruşa gelmek demektir…