Obama?nın Hindistan Ziyareti

Abone Ol

Obama nın Hindistan Cumhuriyet Günü ne katılacağının ilk

açıklandığı andan itibariyle alınması öngörülen güvenlik önlemleriyle gündeme

oturan ziyaret, iki gündür küresel siyaset açısından bir game changer olması

hasebiyle büyük tartışmalara kapı araladı.

Gerçekten de ziyaret esnasında savunma ve güvenlik

konularından ticari ilişkilerin genişletilmesine, nükleer tartışmalardan

küresel ısınma politikalarına kadar birçok önemli meselede, bazı aktörleri

rahatsız edecek olsa da, stratejik ortaklık temelinde işbirliği kararları

alındı.

Aslında ABD-Hindistan diyaloğunun temeli, ABD de Bush ve

Hindistan da Kongre iktidarı mevcutken atılmaya çalışılmıştı. Daha sosyal

demokrat politikalar takip eden Kongre nin özellikle nükleer meselede ABD ye

çıkarmış olduğu zorluklar sonucunda ittifak zımni olarak ertelenmişti.

İlginç bir şekilde Hindistan da artık Kongre iktidarı yok

ve Hindu milliyetçiliği güden BJP ve Başbakan Modi öncülüğünde yepyeni bir

diyalog süreci başlatılıyor. Geçen sene Modi nin ABD ziyaretiyle temelleri

atılan bu süreç, Obama nın ülkeyi iade-i ziyaretiyle en üst seviyeye çıkartıldı.

İki tarafın da ortak değer ve çıkarlara sahip olduğunun

sık sık dillendirilmesiyle devam eden görüşmelerde ortaya çıkarılmak istenen

görüntü, iki tarafın da işbirliğiyle bölgesel ve küresel anlamda önemli

meselelerde arzu edilen sonuçları elde etmek.

Tabi böyle bir ittifak durumunda ittifakın tarafları

açısından kendisini ötekileştirilmiş hisseden başta Çin ve Pakistan gibi önemli

aktörlerden gelecek cevap ileriki günlerde siyasetin bizleri nereye doğru

sürükleyeceğini tahmin etmek açısından önemli olacaktı. Nitekim verilen

memnuniyetsiz demeçlerin ötesinde, Pakistanlı General Şerif in Pekin de

meslektaşlarıyla bir araya gelerek savunma ve güvenlik konularında toplantı

yapmaları bile Çin ve Pakistan ın gelişmelere nasıl yaklaştığını anlamamız açısından

yeterli oldu.

Kısacası ABD ve Hindistan arasında yaşanan ve 21.

yüzyılın model ittifakı olarak adlandırılan yakınlaşma, yeni bir müttefik

zincirinin yanında kendi ötekilerini de dolaylı yoldan ortaya çıkarıyor.

Ama Obama nın Sakız Diplomasisi adı yakıştırılan lakayt

tavırlarından ve ABD nin inşa etmeye çalıştığı yeni dış politikasından

rahatlıkla anlaşılıyor ki, bu yeni realist ve kültüralist dış politika

Demokratların iktidarında daha fazla ilerleyemeyecektir.

Dolayısıyla Obama devrinin sona ereceği önümüzdeki

dönemde Obama-Modi ittifakının yerini, (Torun) Bush-Modi ittifakı gibi

Cumhuriyetçi ve muhafazakâr bir bütünleşmenin alması takip edilen politikalar

açısından hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

Böyle bir durumda küresel siyaset sosyolojisi buna nasıl

cevap verir ya da tüm aktörler Amerikan periferisinde mi toplanır başlı başına

büyük bir tartışma konusu.