ABD Başkanı Obama’nın İsrail ağırlıklı Ortadoğu ziyaretiyle ilgili olarak basında pek çok haber ve değerlendirmeye rastlıyoruz. Ama eminim, bunlar içerisinde sizin de en çok dikkatinizi çeken yazılardan biri “En Turistik Ziyaret” başlıklı haber olmuştur. Öyle bir haber ki, söz konusu ziyaret “turistik”, Başkan Obama da bizim şu meşhur “Turist Ömer”...
Obama’nın ikinci döneminde Türkiye’yi arka plana iten, buna karşılık İsrail’i ön plana çıkartan bir ziyaret, açıkçası ancak bu kadar önemsiz bir hale getirilmeye çalışılabilir. O yüzden bu tür haber ve değerlendirmelere peşinen “şapka çıkartmak” ve “saygı duymak” gerekiyor...
Açıkçası, pes! Oysa, bırakın Obama Türkiye’yi ziyaret etmek, eminim Türk hava sahasından geçecek olsa bile, bu bir şekilde allandıra ballandıra kaleme alınır ve Obama nezdinde ABD’nin Türkiye’ye verdiği önem medyada hem de ön sayfalarda ve “canlı, canlı”, “flash” haber olarak ekranlardaki yerini alırdı. “Obama bize şöyle el salladı, böyle mesajlar gönderdi” diye. Dolayısıyla, normal karşılamak gerek. Özellikle de başta “randevu krizi” olmak üzere Ankara-Washington hattında yaşanan son gelişmeler ve “örtülü kriz” itibarıyla...
“Retorik saldırı”, “çakıl taşı” ve “beyzbol sopası” gibi bir takım sinyalleri-mesajları göz ardı etmesini başarabilen basının bir kesiminin İsrail’e yönelik bu ziyareti “magazinleştirmeye” yönelik bu çıkışına ABD basınının bir kısmını ortak etmesi de, açıkçası takdire şayan...
Merak edenler için öncelikle söz konusu haberdeki ilgili kısmı dikkatlere sunmak istiyorum. Haber aynen şöyle: “...Obama’nın programında tarihi ve kültürel mekânların çokluğu dikkat çekiyor. Bazı Amerikan gazeteleri Obama’nın gezisini bir tür halkla ilişkiler faaliyeti olarak görürken, bazıları Obama’nın turistik bir ziyaret yaptığına dikkat çekiyor. Obama, İsrail ve Filistin ziyaretlerinde Yahudi ve Müslümanların kutsal mekânlarına uğramayacak. Programına Mescid-i Aksa ve Ağlama Duvarı’nı almayan Obama, Hıristiyanlarca kutsal kabul edilen Doğuş Kilisesi’ni gezecek. İsrail Müzesi, Holokost Anıtı, Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in ve suikast sonucu öldürülen eski İsrail Başbakanı İzak Rabin’in kabrini ziyaret edecek olan Obama, önceki Başkan George Bush’un aksine, İsrail Parlamentosu yerine İsrail Uluslararası Kongre Merkezi’nde üniversite öğrencilerine hitap edecek.”
Bu habere göre, Obama Yahudi ve Müslümanların kutsal mekânlarına uğramayacak fakat İsrail Müzesi, Holokost Anıtı, Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in ve suikast sonucu öldürülen eski İsrail Başbakanı İzak Rabin’in kabrini ziyaret edecek.
Açıkçası burada sormak lazım, bırakın turistik gezi kapsamındaki “müze”, “anıt” ziyaretlerini, bu “kabir” ziyaretlerine ne demeli
O yüzden gerçekçi olalım! Bu ziyaret birçok yönüyle başta Türkiye olmak üzere, İslam dünyasına yönelik önemli mesajlar içermektedir.
Her ne kadar ziyaret, Oslo Barış Süreci’nin mimarlarından biri olarak ön plana çıkartılan ve kendisine yönelik radikal Yahudiler tarafından gösterilen tepkiler karşısında, “Siz Filistinlilere karşı savaşan bizler, bugün sesinizi açıkça duyduk, kan ve gözyaşları yeter, yeter!” sözleriyle cevap veren Rabin’in kabir ziyaretiyle dengelenmek istense de, diğer taraftan Rabin’in geçmişi de göz ardı edilememektedir.
Filistinlilere karşı başvurduğu yöntemler itibarıyla kendisine “kemik kıran” lakabı verilen ve “Demir Yumruk” politikalarıyla da ön plana çıkan Rabin’in kabrinin ziyareti, bu açıdan ikili bir anlam taşımaktadır.
Dolayısıyla, söz konusu “turistik kabir ziyaretleri” ile Obama “Siyonizm” noktasındaki duruşunu ortaya koyarken, uygulama noktasında İsrail’in yöntemlerine olan dolaylı desteğini de teyit etmektedir.
Burada, özellikle Herzl’in kabrinin ziyareti oldukça önemli mesajlar içermektedir. Öncelikle Obama, iktidarı uğruna (ya da Amerikan İmparatorluğu’nun çıkarları adına) Siyonizm’in gücüne öyle ya da böyle boyun eğmek zorunda kalmıştır.
Bu noktada, Obama’nın ziyaretinden bir gün önce MOSSAD’a yakınlığıyla bilinen “DEBKAfile” adlı sitede yayınlanan Porter Stansberry imzalı, “The End of Barack Obama” (Obama’nın Sonu mu ) başlıklı analiz oldukça dikkat çekici olmuştur.
Bunun dışında, Middle East Forum’da Alex Joffe tarafından kaleme alınan “Why on earth is Obama going to Israel ” başlıklı analiz de oldukça önemli tespitler ortaya konulmaktadır. Örneğin Joffe, bu ziyaretle birlikte ABD-İsrail ilişkilerinde “emsali görülmemiş bir güvenlik işbirliği” beklentisine dikkatleri çekmektedir ki, bu birinci Obama dönemi Ortadoğu politikalarının sonu anlamına gelmektedir.
Obama, ayrıca, Netanyahu ile kendisi arasındaki ilişkilerde var olan kimya bozukluğunun aslında İsrail ile bir ilgisinin olmadığını Siyonizm vurgusunu ön plana çıkartmak suretiyle vermeye çalışmaktadır ki, bu “turistik kabir ziyaretinin” Başbakan Erdoğan’ın Siyonizm’le ilgili çıkışı sonrasına “tesadüf et(tiril)mesi” de bir başka “ince ayar” olarak değerlendirilmektedir...