Obama; ezilenlerin hayal kırıklığı

Abone Ol

Obama ABD Başkanlığı’na ilk seçildiği günler ve aylarda dünya ezilenleri için bir umut olmuştu. Mazlumlar Obama’nın kökenine bakarak geçmişini unutmayacağı, bu sebeple de dünya jandarmalığına soyunmuş ABD’nin başına geçmesi ile artık ezilenlere el uzatacağı umuduna kapılmıştı. Çok geçmeden Obama’nın da geçmişte ABD Başkanlığı yapmış ve zalimlikleri ve İslam düşmanlıkları ile tanınmış olanlardan fazla bir farkı olmadığı anlaşıldı. O da daha öncekiler gibi belli güç odaklarının belirlediği politikaları uyguluyor, O da öncelikli olarak Siyonistlerin, daha sonra da ABD’nin çıkarlarını en önemli değer görüyordu. Özelliklede başkanlığa ikinci dönem seçilmesinin ardından yaşananlar karşısında mazlumlar sessizce ‘Sende mi Brütüs ’ anlamına ‘Sende mi Obama ‘ demekten kendilerini alamadılar. Bu köşede Obama’nın kökenine bakarak mazlumların ümide kapılmaması gerektiğine, çünkü belli odaklarca hazırlanan politikaları yürütmekle görevli olacağına dikkat çekmeye çalışmıştık.

Libya’da Kaddafi’ye yönelik cinayetin öncülüğünü yapan Obama, Mısır’da diktatör Mübarek’in devrilmesi ile Mısır halkının hak ve özgürlüklerine kavuşmasını sağlamak için çaba gösteriyor gibi bir görüntü vermişti. Bu görüntünün yanıltıcı ve geçici olduğu kısa zamanda ortaya çıktı. Çünkü Mısır’da Mübarek’in devrilmesini ABD’nin hâkim güçleri de istiyordu ama onun yerini İhvan’ın almasını istemiyorlardı. Bir bakıma Mısır’a yönelik hesapları tutmayınca Sisi denen biri eliyle İhvan’a karşı darbe yaptırdılar. Yaptırdılar diyorum hâlâ seçilmiş bir başkanın devrilerek yerine darbecinin oturmasına karşılık ABD ve yandaşları yaşananları bugüne kadar darbe olarak nitelendirememiş, darbeyi geçmişte bizim de yabancımız olmayan demokrasiyi yerleştirme hareketi diye nitelendirerek darbecilere desteklerini ilan etmişlerdir.

Obama ve yandaşlarının zalimlerin yanında saf tutmaları sadece Mısır’daki darbeyi darbe olarak nitelendirmekten kaçınmakla kalmamış, seçilmiş Başkan Mursi ve arkadaşları aylardan beri zindanda tutulmakta, özgürlük ve demokrasi şarkısını dillerinden düşürmeyen Batılılardan ses yoktur. Gelinen noktada Mısır’daki darbecilerin oluşturduğu mahkeme 20 dakika süren bir duruşma sonunda 529 Müslüman Kardeşler üyesini idama mahkûm etmiş bulunuyor. Buna karşılık başta ABD ve yandaşları sessizliğini koruyorlar. Kısacası Batı dünyası Sisi’ye işleyebildiği kadar cinayet işlemek üzere açık çek vermiş bulunuyor. Darbecilerin yargısının verdiği bu kararlar uygulanır mı bilmek mümkün değil. Ancak, Mısır yargısının verdiği bu 529 idam kararının uygulanabileceğini düşünmek bile istemiyorum ama demokrasi şampiyonlarının(!) sessizliği insanı düşündürüyor. Belli ki, sömürgecilerin emrinde ve onların çıkarlarını koruyan yöneticilerin seçilmiş ya da darbeci olması fazla bir anlam ifade etmiyor. Hatta Müslümanlar söz konusu olduğunda insan hakları ve özgürlükler anlam değişikliğine uğruyor.

Bu noktada Ukrayna ve Kırım’da yaşananlara da dikkat çekmekte yarar var. Kırım, tüm dünyanın gözü önünde Rusya tarafından ilhak edildi. Ukrayna bir süre Kırım’ın Rusya’ya geçmesine demokratik dünyanın tepki vermesini bekledi. Bunun için de Kırım’daki Ukrayna üslerinde direnmeye çalıştı. Tek başına bırakılmış olduğunu gören Ukrayna sessizce Kırım’ı Rusya’ya teslim edeceğini açıkladı. Buna karşılık Obama Avrupa ile bir olup, Rusya’ya bedel ödeteceklerini açıklamakla yetindi. Nasıl bir bedel ödetecekler, gerçekten böyle bir niyetleri var mı oda belli değil. El altında Rusya ile gizli bir anlaşma yapılmış ise -şahsen böyle bir anlaşmanın olduğunu düşünüyorum- daha önce açıklanmış olan bazı Rusların Batılı bankalardaki paralarına el konulmasının ötesine geçmeyeceğini söylemek yanlış olmaz. Kısacası, Obama sadece İslam dünyasına yönelik değil, Ukrayna’yı da diğer emperyalist güç Rusya karşısında yalnız bıraktı.