Obama-Erdoğan baharı

Abone Ol

Türkiye ile ABD arasındaki yakın ilişki 12 Temmuz 1947 de

Truman Doktrini nin uygulanması anlaşmasıyla başlar. Türkiye, 1952 deki NATO

üyeliğinden beri Somali den Afganistan a kadar en kritik görevlerde rol almaya

çalışmıştır. Afganistan da İSAF ın en aktif üyesi olarak görev yapan Türkiye,

İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Suriye, İran ve Irakla olan sınırlarından

dolayı, NATO nun stratejik doğu kanadında yeni ve tehlikeli bir dönemecin

içerisinde bulunmaktadır.

İşte bu noktada, Türkiye ile ABD ilişkileri AKP iktidarı

ile farklı bir mecraya doğru sürüklenmektedir. Dışişleri Bakanı John Kerry nin

24 Şubat 6 Mart tarihleri arasında ilk ziyaret edeceği ülkeler arasında

İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik

Arap Emirlikleri ve Katar ın olması dikkat çekicidir.

11 Ağustos 2010 da ABD Başkanı Barrack Obama, ABD nin

Türkiye ye yapacağı silah satışı Türk Hükümeti nin politikalarına bağlıdır

şeklindeki yaklaşımı bugünkü mevcut durumun adeta bir habercisi niteliğindeydi.

Sadece ekonomik alanda Başkan Obama ve Gül tarafından oluşturulan FSECC,

(Stratejik Ekonomik ve Ticari İşbirliği Çerçevesi) dâhilinde 2011 yılında ABD

ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi

yüzde 35 lik rekor bir artış göstermiştir. Türkiye nin

ABD den ithalatı 10,5 milyar dolardan, 14,6 milyar dolara yükselmiş,

Türkiye nin ABD ye ihracatı ise sadece 4,2 milyar dolardan, 5,2 milyar dolar

düzeyine ulaşabilmiştir.

Obama nın bu tutumu sonucunda, Türkiye nin dahil olduğu

NATO Füze Kalkanı Projesi kapsamında 2011 de Malatya, Kürecik e yerleştirilen

5000 km menzilli AN/TPY-2 X-band radar sistemi ve son olarak petriot

füzelerinin Adana, Gaziantep, Kahraman Maraş a yerleştirilmesi ister istemez

Türkiye ile komşu ülkeler arasındaki ilişkilerin bıçak sırtında yeni bir seyir

izlemesine neden oldu. İsrail e de Kürecik benzeri AN/TPY-2 band sisteminin

yerleştirilmesi ABD nin niyetini açıkça ortaya koymaktadır.

Bu gelişmelerden sonra, Daniel Dombey, Financial Times de

yayınlanan yazısında; Türkiye-ABD arasındaki uyum gerçek limitlerine

ulaşmıştır.

Başkan Obama yönetimindeki ABD, Arap dünyasıyla derinden

ilgilenecek ve Türkiye nin ABD ile birlikte bölgede göstereceği gayretler de desteklenecektir şeklinde

ifade etmiştir.

Bu arada, Council on Foreign Relations (Uluslararası

İlişkiler Konseyi) delaletiyle eski Dışişleri Bakanı Madeleine K.Albright, eski

Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen J.Hadley ve Steven A.Cook tarafından

hazırlanan Task Force Report(Görev Gücü Raporu) da Ortadoğu yu şekillendirmede

Türkiye nin yeni rolü çok çarpıcı bir şekilde ortaya konulmaktadır.

ABD nin en büyük planı sayılan, Greater Middle East

Initiative (Büyük Ortadoğu Açılımı), Atlantik Okyanusu ndan Batı Pakistan a ve

Güney de Yemen e kadar uzanan geniş spektrumlu bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu

planın en önemli sacayağı olan Ortadoğu da, Türkiye nin önderliğinde Middle

East Partnership Initiative (Ortadoğu Ortaklık Açılımı) ile Ortadoğu da

demokrasi ve sekülerizm açılımı için Bush yönetiminde çalışmalar başlatılmıştı.

Sadece 2002-2005 yılları arasında on beş Ortadoğu ülkesinde Amerika Ulusal

Güvenlik Stratejisi çerçevesinde 293 milyon $ harcamayla 350 farklı amaçlı

programlar faaliyete sokuldu.

ABD, sadece 2006 yılında Ortadoğu ya yönelik uydu

televizyon programlarının finansmanı için 85 milyon $ tahsisatta bulundu.

ABD nin bütün bu çabalarına rağmen, 2005-2006 yıllarında Zogby International ve

Gallup Center for Muslim Studies tarafından Ortadoğu da yürütülen kamuoyu

yoklamalarında deneklerin yüzde 65 i Ortadoğu da ABD nin gerçek amacının

demokrasi olmadığını beyan etmişlerdir.

11Eylül 2001 sendromundan sonra ortaya çıkan ve görünürde

demokrasi ve laiklik ihracını ön gören Büyük Ortadoğu Açılımı planı aslında

Ortadoğu da, ABD ve İsrail e yönelik tehdit unsuru oluşturabilecek tüm

yapıların zayıflatılarak, ABD yörüngesinde zayıf ve güçsüz yönetimler

oluşturarak, stratejik öneme sahip bu coğrafyanın üç önemli unsuru olan

Irano-Turco-Semitic (İran-Türk-Arap) gücünün bölgede etkisizleştirilmesi

hedeflenmektedir.

Bu nedenle bölgede ABD, GMEPI (Büyük Ortadoğu Ortaklık

Açılımı) planı çerçevesinde oluşturmaya çalıştığı Arap Baharı fikrine en

büyük desteği veren Başbakan Erdoğan, Türk-ABD Baharı nın da müsecceli olmuş

oldu.