O şimdi İsrail’de asker

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Erdoğan demişti ki:

"Sanmayın ki, İsrail Gazze’de duracak. Sanmayın ki, Ramallah güvenlik içinde olacak. Bu azgın devlet, bu terör devleti, eğer durdurulmazsa 'vadedilmiş topraklar' hezeyanıyla gözünü er ya da geç Anadolu'ya dikecek."

Bir BOP Eşbaşkanı sıfatı ile işin içyüzünü de çok iyi bilen Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri elbette gerçeği yansıtıyor. Bu bilgi ile İsrail-Filistin savaşına baktığımızda İsrail’i desteklemek vatana ihanet sayılmaz mı? Elbette sayılır.

Son günlerde yazılıp çizilenlere ve o cepheden gelen haberlere baktığımızda, Filistin’e karşı acımasız bir katliam gerçekleştiren İsrail ordusu içinde çok sayıda Türkiye vatandaşı mevcut olduğu anlaşılıyor. Bu sayının 5 bin, 10 bin, hatta daha fazla olduğunu söyleyenler var. Bu vatandaşlar kesin olarak vatan ihaneti suçu işlemektedirler. Bugüne kadar bu ağır suçu işleyenler için iktidar yetkililerinden, başsavcılıklardan ya da hukuk çevrelerinden bir girişim, bir tespit, bir açıklama, bir değerlendirme ya da bir çağrı yapıldığını duymadık. Bu suçluların Türk vatandaşlığı devam mı edecek? Geldiklerinde turistik seyahatten dönmüşler gibi halaylarla mı karşılanacaklar? Yoksa yakalanıp adalete mi teslim edilecekler?

Peki bu suçlular kimler olabilir?

Bilindiği kadarıyla Türkiye’de bu sayıda asker çıkaracak kadar Yahudi vatandaş yok.

Geriye hangi ihtimal kalıyor?

Bunların çoğunluğu Yahudi olmayan Türk vatandaşlarıdır.

20 sene önceye baktığımızda, bizzat o günün başbakanı Erdoğan’ın, övünerek anlattığı imar kanunu değişikliğini hatırlıyoruz. Demişti ki; mevcut imar kanunundaki “cami” kelimesini “ibadethane” olarak değiştirdik. Çünkü Müslüman olmayan vatandaşlarımızın da kilise veya havra talepleri olursa bunları karşılayabilelim.

Yine hatırlıyoruz ki o tarihlerde birdenbire “misyonerlik” faaliyetleri zirve yapmıştı. Mahallelerde ve sokaklarda “apartman kiliseleri” ya da havraları yapılıp veya dönüştürülüp açılmaya başlanmıştı. Bir fanatik Hıristiyanlık misyoneri şu açıklamayı yapmıştı:

“2020 yılına kadar Türkiye nüfusunun yüzde 10’unu Hıristiyanlaştırmayı hedefliyoruz.”

Türk Silahlı Kuvvetleri dahil konuya hassas olan kurumlar ayağa kalkmışlar, raporlar hazırlanmış, uyarılar yapılmıştı. Konu hakkında yeni gelişmeler neler oldu, bilmiyoruz. Bir tedbirin alındığını da işitmedik.

Şu gelişmeler olmuş olabilir mi?

Bu Hıristiyan misyonerler atağa geçmişler, eğitim kurumlarında “deizm, ateizm” gibi kasırgaları ile beyni iyice karıştırılmış bulunan gençlerimizin birçoğu bunların ağına düşerek, bugün Hıristiyanlığın en tehlikelisi sayılan “Tanrı’yı kıyamete zorlamak” gibi bir sapık ideali bayraklaştırarak, Siyonizm ile iş birliği içinde olan “Evangelist” bataklığına sürüklenmiş olduklarını düşünmekteyiz. Genç beyinlere bu ideolojiyi aşılamak demek, onları gönüllü olarak rahatlıkla İsrail ordusuna gönderebilmek demektir.

Geçenlerde okuduğumuz şu haberle irkildik. Bir misyonere soruyorlar: “Milyonlarca İncil dağıttık, gençlere ulaştık, çalışıyoruz’ diyorsunuz, peki gençleri Hıristiyan yapabildiniz mi?”

Cevaba bakınız:

“Belki çoğunu henüz Hıristiyan yapamadık ama onlar artık Müslüman da değiller.”

İçimde yangın var dostlar:

İsmailağa’ya sıkı sıkı bağlı olan öz kardeşim ve ailesi; yeğenimi o medreselerde bin bir heves ve ihtimamla hafız olarak yetiştirttiler, hayata verdiler. Geçen gün ailesine, “Ben artık Müslüman değilim” deyivermiş.

Üzüntü ile ifade edelim ki, bu yangın her yere sıçradı. Alevler bacayı sardı.

Bizim aile geleneğimizde imanlı ve vatansever olarak yetiştirilen gençler askere gönderildikten sonra, “O ŞİMDİ ASKER!” diye iftiharla adları anılırdı.

Bundan sonra o iftihar cümlesi şöyle değişmek üzere: O ŞİMDİ

İSRAİL’DE ASKER!

Düşündükçe kahroluyoruz…

 KINA

 Gaflet uykusu bugün doğum yaptı,

Bir ucube geldi ıkına ıkına;

Tohumu o gün yutturulan haptı,

Kına yakmalı aymazlar, kına!

 Ekrem Şama