O Mutlu Bir Kadındı

Abone Ol

    Büyük annem okuma yazma bilmezdi. O hayatı dağlarda öğrenmiş ve tabiatı bir kitap gibi okumuştu. Sabahın ilk ışıkları ile kalkar ve bir güne birçok işi sığdırırdı. Sabah namazında uzun uzadıya dua eder ve her işe besmele ile başlardı.

Hayvanları ile konuştuğu gizil bir dili vardı, bu dilin sırrına hiçbir şekilde vakıf olamazdık.  Düzenli, disiplinli ve sabırlı bir hanımdı.

Hayvanların günlük bakımını yaptıktan sonra önce mutfağa oradan da tarlaya geçer ve vakit israfına yer vermezdi. Her şeyin bir yeri vardı, her işin bir saati olduğu gibi.

Büyükannem bir asırlık ömrünü durmaksızın çalışan bir saat gibi geçirmişti. Hayatında hiç makyaj yapmamış, kuaföre, güzellik salonlarına gitmemişti. Cildinin pürüzsüz olduğunu fark eden gençler, bunun sebebini sorduklarında tek bir cevabı vardı.  “Abdest suyundandır yavrum, abdestsiz yere basmam” derdi.

Büyük annemin tatili yoktu.

Günün her saatini dolu dolu geçirir ve kendisine tatilden söz edildiğinde evlatlarımla geçirdiğim her saat benim için tatildir derdi. Yaşlı ve metruk evinde mutlu ve huzurluydu. 

Doğduğu şehirden dışarı çıkmamıştı. Sinema tiyatro, eğlence, kafe gibi kavramlar onun aşina olduğu kavramlar değildi.  Öyle uzun uzadıya hayalleri de yoktu. 

Çocukları, köyü ve babadan kalan evi mutluluğuna kâfi geliyordu. 

Büyükannem yoksul bir köy kadınıydı fakat yoksulluktan hiç şikâyet etmezdi. Kimi zaman bahçesinden topladığı otları kavurur, kimi zaman yazdan kuruttuğu ürünleri pişirir, kimi zaman hayvanların sütünü değerlendirir ve sofrayı donatırdı. 

Misafir ağırlamayı ve yardımlaşmayı pek severdi.

Her yemekten sonra hamdolsun layık olmadığımız halde  Allah yine karnımızı doyurdu der şükrederdi.  Büyük annem halinden hiç şikâyet etmez, yaşadığı sıkıntıları gündeme getirmezdi.

 İnsanlarla ilişkilerinde de her zaman çözüm odaklıydı.

 İnsanların kusurlarını araştırmaz, olayları daima olumlu yanından okurdu. Seksen yaşında gözlerini kaybettiğinde,  Allah bana yıllarca görmeyi nasip etti, nasıl nankörlük edebilirim demiş ve bu konuda soru sormamıza dahi fırsat vermemişti.

İnsanların peşinde koşturduğu mutluluğu o kendi yöntemleri ile elde etmişti. Hem de kolay yoldan…