O Müthiş Kulis Programın Tam da Ortasına Düştü: O Başbakan Kim?

Abone Ol

Bir zamanlar Milli Gazetede efsane bir köşe vardı; ‘Kulis Ankara’.

Önemli ve ses getiren bir köşeydi…

Mustafa Kurdaş ve Mustafa Yılmaz birlikte hazırlardı. Birkaç kez burada da yazdım; keşke Mustafa Kurdaş ve Mustafa Yılmaz bu köşeyi beraber yine yazmaya başlasalar diye. Aynı şeyi yine tekrar etmek, yine söylemek istiyorum.

İşte bu iki Mustafa’dan biri, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, önceki gün TV5’te yayınlanan Buyurun Başlıyoruz programında son derece çarpıcı bir kulis bilgisini paylaştı. Şöyle ki;

* Eski başbakanlardan biri, farklı kanallardan Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’a bir mesaj yollar. Mesajın içeriği şöyledir; Milli Gazetenin birinci sayfasında biz de olmak isteriz, görünmek isteriz, zaman zaman. Bu mesajını birkaç kez yine farklı tarihlerde Mustafa Kurdaş’a iletir…

Merak ettim; “Peki, bu eski Başbakan’ın mesajı yerini buldu mu, gereği yerine getirildi mi?”

Kurdaş’ın cevabı netti; “Milli Gazetenin belli yayın ilkeleri var. Bu ilkelerden 50 yıldır taviz vermedik, vermeyiz de. Yayın politikamızı telefonlarla, mesajlarla oluşturmadık, oluşturmayız da…”

Mustafa Kurdaş o eski Başbakanın kim olduğunu programda açıklamadı, isim vermedi! Ama ben de merak etmedim değil, hani! Belki bir gün anlatırsa söz, burada yazarım…

Program YouTube’da var. Orijinal halini programdan izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=4e0qJAMa9MI linkinden izlemek mümkün.

Ve bir iç ses; Kulis Ankara yazarından kulis almak da güzeldi, hani!

***

Son söz; ve şu güçlü temennimi bir kez daha ifade etmek isterim;

* Gerek “kulis” gerekse “üslup” açısından benim şahsen Türkiye’de “birkaç kalem”den biri olarak tanımladığım Millî Gazete Ankara Temsilcisi Mustafa Yılmaz, “Kulis Ankara” yazılarına yeniden başlamalı…

ABD, NATO, KARANLIK PLANLAR!

Bir ara eski ABD Başkanı Trump, ülkesinin Suriye topraklarından tamamen çekileceğini açıkladı, hatırlayacaksınız!

Açıkladı da ne oldu? Açıkladı da inandık mı? Yook!

ABD, sözünde ne kadar duruyor ki, sahi? İsrail ne kadar sözünde duruyorsa, ABD de o kadar duruyor! Tek bir soru: Peşin ödediğimiz F-35 paraları ne oldu?

ABD, İsrail sorgulanıyor da NATO’nun burada yeri neresi?

Eski Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle’nin şu cümlesi hala belleklerde; “NATO aslında bir aldatmaca, Amerika’nın Avrupa’ya el koymasının bir kamuflajı!”

NATO’nun gizli örgütlenmesi üzerine araştırmalarıyla tanınan Daniele Ganser, ABD Başkanı Richard Nixon’un NATO ile ilgili itirafını şöyle aktarıyor: “NATO uluslararası alanda görülmemiş bir şekilde işleyen tek örgüttür. Çünkü bu askeri ittifaka biz öncülük ediyoruz.”

Son derece çarpıcı değil mi? Öyle kamuflaj falan da yok! Dümdük!

İngiliz Başbakanı Llyod George’un tarihe geçmiş şu sözünü bir kez daha hatırlatayım;

* “Hiç kimse söyleviyle bağlı olamaz!”

Yani, demeye getiriyor ki verilen sözler, yapılan vaatler bir gün gelir buharlaşır! Örmek mi? O kadar çok ki? Hangi birini saysak;

* ABD’nin sözde Ermeni soykırımına yaklaşımı ne olacak?

* ABD’nin Doğu Akdeniz meselesine yaklaşımını nereye koyacağız?

* ABD’nin terörü ve PKK’yı -PKK terör örgütü demesine rağmen- yıllardan beri desteklemesine ne diyeceğiz?

* ABD’nin Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ambargo koymasını ne yapacağız?

* ABD’nin İsrail’in zulümlerini desteklemesi ne olacak?

* ABD’nin askeri darbelerin arkasında olmasına ne diyeceğiz?

* Amerika’nın Mısır’daki Sisi darbesine destek vermesi ne olacak?

* Peki, o zaman, ABD’nin PYD ve YPG’ye desteği çöp mü olacak? Binlerce TIR mühimmatı nereye koyacağız? Hemen sınırımızda ‘stratejik müttefik!’in, bir terör devleti kurmak için büyük bir gayretin içinde olmasını nasıl karşılayacağız? Bu karanlık planları yerle bir etmek için her daim teyakkuzda olmayacak mıyız?

* ABD’nin 15 Temmuz darbesi ve FETÖ’ye ilişkin tutumunu ne yapacağız?

* Bölgede ABD tarafından kurulan onlarca üs ne olacak?

* ABD’nin yolladığı 5-6 bin TIR silah ve mühimmat ne olacak?

* Bölgedeki Eğit-Donat çalışmaları buharlaşacak mı?

***

Ezcümle: Önemli olan verilen sözler değil, ortaya konan tutumlardır…

CHP’Lİ VEKİLE HATIRLATMA; AGD DEMEK BU DEMEK…

* AGD’de ahlâk ve maneviyat var.

* AGD’de kardeşlik duyguları var.

* AGD’de vatana millete ümmete sahip çıkma var.

* AGD’de dayanışma ve yardımlaşma var.

* AGD’de aileyi koruma güdüsü var.

* AGD’de nesillerin korunması gailesi var.

* AGD’de tüm kötü alışkanlıkları elimin tersiyle itiyorum kararlılığı var.

* AGD’de Allah ve peygamber aşkı var.

* AGD’de anne babaya ve büyüklere saygı var.

* AGD’de merhamet duygusu var.

* AGD’de vicdan ve adalet duygusu var.

* AGD’de sahicilik var.

* AGD’de sahiplenme var.

* AGD’de sorumluluk duygusunu aşılama var.

* Kısaca, AGD’de İslam var, ümmet var, devlet var, vatan var, millet var ve tüm bu değerlere ihanet etmeme, sırtından hançerlememe var...

***

Şimdi, TBMM kürsüsünden Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı’na (MGV) ve de olumlu çalışmalar yaptığını bildiğimiz çok sayıda STK hakkında yakışıksız cümleler kuran, atıp tutan CHP’li vekile şunu sormak isterim; “Sayın vekilim yukarıdaki hangi madde sizi rahatsız etti?”

***

Bu milletvekiline, AGD-MGV Genel Başkanı Salih Turhan ne dedi? Okuyalım;

* “Bu ülkenin mayası kıymetli kurumlarımızı, sivil toplum kuruluşlarını Meclis kürsüsünden itham eden, inancından geçmişinden, tarihinden, örfünden habersiz, hadsiz açıklamaları kabul etmiyoruz. Yapılan bu iftiraların hukuk nezdinde takipçisi olacağız.”

* Saadet Partisi Konya Milletvekili, Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı Abdulkadir Karaduman da, bu milletvekilinin, sarf ettiği cümlelerden dolayı TBMM kürsüsünden özür dilemesi gerektiğini ifade etti.

***

Edindiğimiz bilgilere göre, bu milletvekili, Abdulkadir beyin konuşmasından hemen sonra söz talep edip TBMM kürsüsünden bu ifadelerini düzeltti. Doğrusunu yaptı bence… Zira, hatadan dönmek erdemdir…