Aradan şu boşluğu çekip alalım. Aradan şu umutsuzluğu... Sessizliğin orada bir ağaç gür dallarıyla güpgür yapraklarını yeşertecek. Orada bir rüzgâr kendi etrafında orada uzak evlerin ölgün ışıkları… Yaza gömülü günlerden getirilen bir gökyüzü. Belki bir ırmak düşü kenarlarında ufkun kızıllığı kaybolurken… Sabah sabahlığıyla taptaze orada, orada yıldızlardan yapılma bir çocukluk… Serazat umarsız gençlik günlerine taptaze bir merhaba. Kahırlı akşamlarla kahırsız dostluklarla. Dağılmamış kervanlarla dağılmaz sapasağlam yollarla.
Bulut yarası mıdır gözlerimiz maviyi beklerken muttasıl. Aradan şu saatleri alıp koyalım bir tarafa. Şu dakikaları şu saniyeleri şu saliseleri bir tarafa. Aklımızı alıp koyalım aradan. Aradan bütün resmiyetleri bütün efendimleri aradan küsülmüş vakitleri kırılmış içimizi aradan. Aradan kayıp gitmiş hüzün ikindilerini aradan otobüsü kaçırılmış durakları aradan. Aradan öğrenci biletlerini aradan suskunluk monografisini aradan. Aradan gecenin bir yarısı kalkıp gelmeleri aradan. Aradan yarasına merhem diye doktora gitmeyip türkü dinleyenleri aradan. Gel ey bütün bunlarla bunlarlabunlarla şu aradan.
Aradan şu boşluğu çekip alalım. Neyimize yarayacak deme alalım. Alalım dost yüzü görünsün. Görünsün aramızda habersizce büyüyen bahçeler. Görünsün elden ele uzayıp giden güller. Elden ele gizlice gönderilmiş mektuplar. Gönderilmiş gitmeyen günler. Gitmeyen dertler gitmeyen dertlerim. Gelsin ki gitmesin dertlerim. Ben bir derdim ben bir derdim. Birdir şu birlik bütünlük. İyi günler sevgili ölümlülük.
Ölümsüzlük demeliydim belki de… Aradan şu angaryaları alıp koyalım bir tarafa. Şu kavgaları şu dönme dolapları şu tartaklanmış karanlığı. Aradan bütün mesai saatlerini bütün dolap beygirlerini aradan. Aradan çekip gitmiş öyle olsun bakalımları aradan biraz düşün istersenleri aradan. Aradan ilk adım atılmış merdivenleri aradan yüzü gölgelenmişleri aradan. Aradan kuşluk vaktinde iki poğaça iki simit aradan. Aradan uzaktan uzağa seni seviyorumlar aradan. Aradan şık bir merhaba gibi duran dolukmuşluğu. Dolunaydan yapılmış umudu.
Aradan şu boşluğu çekip alalım. Gönül gönle karşı susmuyor alalım. Alalım hatırın geniş göğü örtünsün. Örtünsün aramızda tütmüş kalmış günleri. Örtünsün için için içinden dağılanları. İçinden kaynayanları türkü dinlerken. Söylerken yağmurları da söyleyen. Aradan saklı vakitlerden kalan aradan. Umudu umut ederken dağlardan dağlara aradan. Aradan bir heyhey zılgıt durumu aradan. Aradan bir Sivas türküsüdür aradan. Aradan bu türküyü dinleyen taşır mı boşluğu aradan:
“Yüce dağ başında yanar bir ışık
Düşmüşüm derdine olmuşum âşık
Ağ buğday benizli zülfü dolaşık
Dividim kalemim yazarım
Böyle bir yavrunun derdi var bende
Oy bende yâr bende
Aha ben gidiyom sen hemen ağla
Yan ağla dön ağla”
İnsan bu türküyü dinler de gecenin bir vakti gönle karşı olan gönlü aramaz mı. Konuşmaz mı. Sigara içmez mi. Odada bir öte bir beri volta atmaz mı. Nedensiz bir şekilde kalkıp göğe bakmaz mı. Sigarayı tersinden yakmaz mı. Üstü üstüne yakmaz mı. İnsan bu türküyü dinleyip sonra kendisi söylemez mi.
“Yüce dağ başında yanar bir ışık”.