15 Temmuz 2016 gecesi…
Artık hiç tereddüt yoktu; bu TSK içinde bir cuntanın darbe girişimiydi…
Aynı saatlerde Milli Görüş’ün yegâne temsilcisi Saadet Partisi’nde de hızlı bir istişare ve telefon trafiği yaşanmaktaydı…
Saadet Partisi Genel Başkanı, Anayasa profesörü Mustafa Kamalak, bombalanan ve kurşunlanan, milli iradenin tecelli ettiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) hiç tereddütsüz gitme kararı aldı.
Alınan karara göre, Mustafa Kamalak beye Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları da eşlik edecekti.
Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu da kendi aracıyla gelecek ve TBMM’de Kamalak’a eşlik edecekti.
Bu şekildeki bir mutabakatın ardından Kamalak beraberinde Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Celal Asiltürk, Özel Kalem Sekreteri Şakir Kadıoğlu, koruması Halil Çakır ve makam şoförü Yaşar Altıner’le birlikte yola çıktı.
Ankara’yı bilenler bilir; Saadet Partisi’nin de yer aldığı Balgat’tan TBMM’ye giden yol adeta “askeri güzergah” gibidir. Kuvvet Komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığı hep bu yol üzerindedir.
Kamalak’ı taşıyan makam aracı TBMM yakınlarına geldiğinde ortalık toz dumandır. Yolların çoğu kapalıdır. Çevre ana baba günüdür. Genelkurmay önü ve TBMM’ye giden yol hınca hınç doludur…
Kamalak ve beraberindekiler Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın hemen yakınında durmak zorunda kalırlar.
Bundan daha ilerisine gitmek de zaten imkânsızdır.
TBMM’ye gitmek ve heyete dâhil olmak için aracıyla yola çıkan Temel Karamollaoğlu güvenlik duvarına takılır…
Kamalak, bombalar altında TBMM’ye doğru yürürken darbeci cuntacıların kullandığı bir F-16 savaş uçağı Meclis üzerinden alçak uçuş yapar. Müthiş bir ses kulakları adeta yırtar. Zira bu uçaklar alçaktan uçtuğunda bomba atmış gibi ses çıkarmakta.
Görüntülerden de çok açık ve net bir şekilde anlaşılıyor ki, Saadet Partisi Genel Başkanı, bu ahval ve şerait altında, milli iradeye sahip çıkma noktasında bir milim geri adım atmaz.
Hemen sonrasında Mustafa Bey şu demeci verdi, uzatılan mikrofona; “Askerin içindeki çürük elmaların temizlenmesi bakımından hayırlara vesile olur… Ne olursa olsun, hiçbir şekilde askeri darbeleri desteklemek bizim açımızdan kati şekilde mümkün değildir…”
***
Bu görüntüler şu anda milligazete.com.tr ‘de var. Bütün Türkiye’nin bu görüntüleri izlemesini şahsen arzu ederim…
Kim ne derse desin, kim neresinden nasıl bakarsa baksın, tarihe kara bir leke olarak geçecek bir gecede hiç tereddütsüz onurlu bir karşı duruşun muhteşem öyküsüdür, bu görüntüler…
Ben ilginç buldum, peki siz!
Dünyanın farklı bölgelerinde “kadife devrim ve darbeler”le anılan ünlü spekülatör Soros’la bağlantılı olduğu konuşulan “Açık toplum Vakfı” da, darbe girişimi hakkında açıklama yaptı.
Açıklamada, “Açık Toplum Vakfı olarak insan haklarına, çoğulcu toplum ilkelerine, iktidarın ancak seçimler ve milli iradenin tezahürü ile el değiştirmesi gerektiği ilkelerine her zaman sahip çıktık ve çıkmaya devam edeceğiz. Yapılan darbe girişimini şiddetle kınıyor, 15 Temmuz gecesi ve takip eden saatlerde yaşanan gelişmelerin ülkemizde insan hakları ve çoğulculuğa dayanan demokratik bir siyasi sistemin pekiştirilmesi için çok önemli bir fırsat oluşturduğunu düşünüyoruz.” denildi.
Ben bu açıklamayı üzerinde hiç yorum yapmadan sadece “ilginç” karşıladığımı ifade etmek istiyorum. Peki, ya siz!
Darbe olsa neler yaşanacaktı?
* Tüm özgürlükler rafa kaldırılacaktı.
* Devletin yönetimi, kendisine “Yurtta Sulh Konseyi” adını taktığı bir askeri cunta tarafından deruhte edilecekti.
* Milli irade yok sayılacaktı.
* Siyasi iktidara görevden el çektirilecekti.
* Parlamento ve Hükümet feshedilecek, Parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırılacaktı.
* Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilecekti.
* Yurt dışına çıkışlar yasaklanacaktı.
* Tüm ülkede sokağa çıkma yasağı konulacaktı.
* Ülke tam bir kaosa sürüklenecekti.
* Türkiye, sabah erken kalkanın darbe yaptığı 5. sınıf bir Afrika ülkesi konumuna düşecekti.
Bakanlıkta bir ilk!
Milli Savunma Bakanlığı’nda bir ilk yaşandı.
Bilindiği üzere, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın Özel Kalem Müdürü Kurmay Albay Tevfik Gök, darbe girişimine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
Bu göreve, Bakan Işık’ın Milli Savunma Bakanlığı’ndaki danışmanlık görevini yürüten Ahmet Akyol atandı.
Akyol, böylelikle Milli Savunma Bakanlığının ilk sivil özel kalem müdürü oldu.
Sadece subaylar tarafından yürütülen bu göreve yönelik atamalar geçmiş yıllarda Genelkurmay Başkanlığı’nca gerçekleştiriliyordu.
Bu arada Bakan Işık, emir subaylığını yapan Albay Abdulvahap Özkul’u da görevden aldı.