O beni iyi bilir

Abone Ol

Edep dairesinde tartışan insanları seviyorum.

Düzeysizlik yapmadan düşüncelerini, yaklaşımlarını, gördüklerini, göremediklerini dillendiren insanları değerli buluyorum.

Etrafımda kimi insanların en kaba tabiriyle, “Yahu sen niye bunları yapıyorsun, ayıp değil mi? Günah değil mi?” diye başkalarını mercek altına aldıklarında bazı kişilerin, “Beni, o iyi bilir!”, “Kalbim temiz,  niyetim halis...” deyip, işin içinden çıkıp kendini paklama telaşlarını da gülümseyerek karşılıyorum.

“O beni bilir” sözünde ki “O” bizi yaradan, kâinatın sahibidir elbet.

Kimimiz o denli işi sıcak hale getiriyoruz ki, “O, beni bilir. Kalbimi bilir. Kalbim paktır” derken Rabbimizi sıradanlaştırdığımızın farkında değiliz.

Dahası işin sadece kalple sınırlı olmadığını, fiile dökülmeyen herhangi bir davranışımızın karşılığının olmadığını bilmek gerekiyor.

İyiliğin de kötülüğün de fiili hali sorgulanır.

Hayata dönüşmemiş hiçbir davranış iyi de olsa kötü de olsa, karşılığı yoktur, yaptırımı da yoktur.

Kalp temizliği elbet mühimdir, değerlidir.

Yüce Allah, kalbimizi de istikbalimizi de bilmektedir.

Lakin bizim Rabbimizi bilmek, anlamak, emirlerini idrak gibi bir görevimiz vardır.

Bu hâl, ıstılahta, farz olarak karşımıza çıkıyor.

Hepimiz emir ve yasakları,  doğruları ve yanlışları bilmekle sorumluyuz.

Beşer sistemlerde ki ceza hukukunu bilmemek, işlediğiniz bir yanlıştan sizi kurtarmıyor.

“Efendim, benim kanunların, cezaları, hukukun bu yaptırımından haberim yoktu” demek sizi kurtarmıyor.

Onun içindir ki bazılarının içki sofralarında, kimilerin zulüm yollarında, adaletsizlik çukurunda halka dönüp, “Ey ahali; namaz niyaz bilmem. Oruç tutmam. Zekât mı, o de neymiş ki? Hac mı? Buradaki fakir fukaraya para verir, o işi de hallederim” hezeyanlarını, kalbinin temizliğiyle örtbas etmesi mümkün değildir.

Her türlü naneyi yemek kalbinin temizliğiyle yok olmuyor.

Kaldı ki, İslam zahire bakar.

Kalp açmaz. Kalbi açıp bakmaz.

Kalbin ritimlerine, niyetlerine göre davranmaz.

“O, beni bilir”  diyor adam da, kadın da siz işinize bakın.

En kötü pozisyonda dahi; toplumların, beşer sistemlerin bile kınadığı kimi fiilleri işleyenlerin, savunma mekanizmasını oluşturarak, nice abuk sabuk yollara başvurduklarını görünce kahkahalarla gülmek istiyor insan.

Her terazi yanlış ve haram tartıyor.

Adam faizin her çeşidine sarılarak sermaye büyütüyor.

Adam hemcinslerin sırtına binerek varlığını devam ettiriyor.

Kadın ya da erkek ben adam diyorum.

Her türlü pisliği yutuyor etrafına kötülük yayıyor. Sonra da hiç utanmadan sıkılmadan, “Ne yapayım, benim yaptığıma değil kalbime bakın” diyor.

Bizim iyi yüreklerin beslediği iyiliklere, sulha, barışa, adalete, şerefli yaşamlara, insanca hayat sürmelere, gelirin adaletli dağıtıldığı bir sisteme, yaklaşıma ihtiyacımız var.

Kupkuru kapalı, “Laf olsun, torba dolsun” kalıbından, “Beni, O bilir. Benim kalbim temizdir” safsatalarına ihtiyacımız yoktur...