Nureddin Zengi’nin Kişiliği, Hedefleri ve Mirası

Abone Ol

Nureddin Mahmud Zengi, soylu bir aileden gelmesi hasebiyle daha çocukluğundan itibaren mükemmel bir şekilde yetişti. Siyasetten ekonomiye, hadis ilminden şehir planlamasına kadar birçok alanda tam bir uzmandı. Bütün bunlarla beraber en ön plana çıkan kişisel özelliği ise ahlâk ve adaletidir. Büyük tarihçi İbn-i Esir onun hakkında; “4 halife ve Ömer Bin Abdülaziz'den sonra onun kadar ahlâklı ve adaletli birisi gelmemiştir” demişti. Yaşadığı devir boyunca halkı tarafından “Adil Sultan” unvanı ile anılmıştı. Nureddin Zengi, tarihte ilk defa adalet sarayı kurdu ve üstelik hâkimler ile beraber davalara katıldı. Adil Sultan’ın en büyük isteği adil bir devlet düzeni kurmaktı.

Nureddin Zengi kendisinden sonraki İslam devletlerine örnek olacak çok önemli kurumlar kurmuştu. Özellikle kurduğu Darü’l Hadis Medresesi Osmanlı Devleti'nde kurulanlara örneklik teşkil etmişti. İslam dünyasında hem siyasi hem de dini olarak büyük bir fitne oluşturan Şii Fatimi Devleti’nin etrafa saçtığı zehirli fikirleri engellemek için özellikle hadis ilminin gelişmesine büyük katkılar sağladı.

Büyük bir depremle yıkılan kuzey Suriye ve Antakya/Hatay bölgesini yeniden ayağa kaldırmıştı. Birçok şehrin yeniden kurulmasında bizzat plan ve projelerin içinde oldu.

Halkını ekonomik açıdan zengin bir hale getirmişti. Döneminde gözle görülür bir şekilde halkın refahı arttı. Özellikle de vergileri kaldırması, halkın iktisadi olarak rahatlamasında büyük katkı sağladı. Birçok eser yapmış ve bunları kurduğu vakıflar ile desteklemişti.

Zengi’nin özelliklerinin tamamını yazmaya kalksak sayfalar alır. Bu nedenle gelin biz, hayatını 3 alanda ayırıp özetleyelim.

Hedefleri;

1-İslam birliği kurulacak ve cihat edilecek.

2- Kudüs ve işgal altındaki topraklar kurtarılacak.

3-İstanbul fethedilecek.

Kişiliği;

1-Hükümdar ailesi bir soydan geliyordu.

2-Son derece adil bir yönetici idi.

3-Ahlâklı ve affedici idi, güzel ahlâk ve zarafette onun gibisi yoktu.

4-Halkının iyi yaşamasına ömrünü adamıştı.

5-Tüm dünyaya huzur ve mutluluk getirmek ve bunun için zalimler ile mücadele etmek ana gayesi idi.

6-Düşmanlarına karşı amansız bir hırs ve cesaret sahibi idi.

7-Ne olursa olsun yolundan ve hedefinden asla geri dönmezdi.

8-Son derece mütevazı idi.

9-En önemli metodu ikna idi. Gerektiğinde kendine göre çok daha güçsüz bir liderin ayağına kadar gidip birlik olmak için ikna ederdi ve asla kibir göstermezdi.

10-Son nefesine kadar mücadeleden asla geri durmadı.

11-Son derece samimi bir Müslüman’dı ve İslâmî ilimleri âlim düzeyinde bilirdi.

Dönüm Noktası Olayları;

1-Tamamen dağılmış ve kendi içinde ihtilaflara düşmüş İslam dünyasını büyük ölçüde birleştirdi.

2-İslam dünyasında kaybolan cihat ruhunu yeniden ayağa kaldırdı.

3-Oluşturduğu teşkilat ve büyük hedef ile kendisinden sonra Kudüs ve işgal altındaki toprakların kurtarılmasına vesile oldu.

Değerli okurlarım… Şimdi bütün bu özellikleri okuduktan sonra başlığı, yani Nureddin Zengi ismini bir kaldırdığımızı düşünelim. Bu hedefleri, kişiliği ve dönüm noktası olaylarını yazdığımız kişi kimdir diye bir soru sorduğumuzda, zihninizde beliren ilk kişi kimdir acaba? Evet evet. Verdiğiniz cevabı duyuyorum. Ve hepinize katılıyorum… Dirilişin liderleri tabi ki birbirine benzer. İlk olanı da son olanı da…

Nureddin’in Mescid-i Aksa Minberi ve Hazin Sonu

Nurettin Zengi, Kudüs'ün kurtarılacağına o kadar inanmıştı ki daha Halep'te iken şaheser bir minber yaptırdı. Ve bu minberi Kudüs’ü fethettiğinde Mescid-i Aksa'ya koyacaktı. İşte inanç böyle bir şey. Önce bir davaya inanırsınız ve sonra tüm zorluklarına rağmen yılmadan yürürsünüz. Ve zafere ulaşırsınız. Nureddin Zengi de davasına ve hedefine bu kadar inanmıştı. Ya kendi zamanında ya da kendinden sonra… Ancak mutlaka… Kudüs fethedilecekti. Tam da düşündüğü gibi oldu. Kudüs kendinden 20 yıl sonra öğrencisi Selahaddin Eyyubi tarafından fethedildi. Ve o minber, Nureddin Mahmud’un minberi, Selahaddin tarafından Mescid-i Aksa'ya konuldu…

Ancak tarihler 1969’u gösterdiğinde fanatik bir Yahudi, Mescid-i Aksa’yı ateşe verdi ve bu şaheser minber maalesef yakılarak küle döndü. Bu alçak eylemde bir numaralı hedef Kudüs’ün özgürlüğünün simgesi olan bu minber olmuştu…

Selahaddin Eyyubi tarafından mescide getirilen ve yangında kül olan 800 yıllık Zengi minberi, Ürdün Kralı İkinci Abdullah tarafından, orijinaline sadık kalınarak 2 Türk ustanın da bulunduğu sanatçı grubuna yeniden yaptırıldı ve 2007 yılında yerine konuldu.