Nur borsasına selam

Abone Ol

Zor günler yaşıyoruz. Evlerde, işyerlerinde, dairelerde, kışlalarda, karakollarda, üniversitelerde, kahvelerde hep siyaset konuşuluyor.

Canciğer arkadaşlar, birbirlerini kırıyor. Eşler ayrı düşünüyor bu düşüncelerini gönül kırma aracı olarak kullanabiliyor.

Onun için bu günlerde Sevgili peygamberimizin bir hadisini borsaya sokalım.

Herkes tanıdığına tanımadığına selam versin ve bir nur borsası oluşsun.

İslâm ı yaşamaya çalışıyorum diyen dostlarıma bazen sorarım: "Peki sabah namazında abdest alırken dişlerini fırçaladın mı Eve geldiğinde kapıdan girerken evdeki ailene "Selâm" verir misin " derim.

Genelde cevap olumlu ile olumsuz karışık olur. Ev halkına selâm konusu nerede ise unutulmuş gibi.

Halbuki Rabbimiz: "Ey iman edenler, kendi evinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız." buyurmuş. (Nur 27)

İslâm ı yaşamak, namazı kılmak, işyerinde, kahvede, akşam sohbetlerinde fikrine zıt bir adamla uzun uzun çekişmek olarak algılanmış.

Sabahleyin içiniz ve dışınız temiz olarak evden çıkarken evde kalanlara güler yüz, tatlı dille selam veriyorsunuz. Böylece ailenin selamette olmaları için, bir ismi de "Selâm" olan Allah a emanet etmiş oluyorsunuz.

Evden dışarı çıktığınızda ilk karşılaştığınız insana selam vereceksiniz.

Selâm vermek, gülün özündeki kokuyu saçarak çevresindekileri rahatlatması gibidir. Bülbülün şakıyarak yorgun argın hücrelerimizi dahi coşturması gibidir. Karşımızdakine dost olduğumuzun iletilmesidir. Devletlerarası güven mektubu gibidir, es-Selâmü aleyküm.

Başkası size selam verdiğinde siz, ondan daha güzel bir şekilde onun selamına karşılık vereceksiniz. Çünkü Rabbimiz:

"Bir selamla selamlandığınızda, ondan daha güzel selam verin veya aynıyla karşılık verin. Muhakkak Allah, her şeyin hesabını yapandır." (Nisa 86)

Halktan selamı sabahı kesenler, düşmana selam durmak mecburiyetinde kalırlar.

Onun için biz, selamı yayacağız.

Sevgili peygamberimiz, selam vermenin usulünü de belirlemiş:

"Yürüyen durana, duran oturana selâm versin. Küçük, büyüğe selâm versin. Binekli olan, yayaya selâm versin. buyurmuş (Buhari istizan 4)

Bu hadisi yaygınlaştırıncaya kadar biz, küçüğe de, büyüğe de, yürüyene de, oturana da selam vereceğiz.

"Selâm" kelimesi Kur an-ı Kerim de 33 defa geçer. Ama bunlardan yalnız bir tanesi (Haşr 23) Allah ın ismi olarak geçmektedir.

Onun için, her gördüğü Müslüman selam veren bir insan, bir günde bin defa selam vermişse bin defa Allah ı zikretmiş olur.

Bunun yanında binlerce insanın gönlünü almış olur ve "Barış" anlamına gelen "Selam" kelimesini çokça tekrarlamakla barışa da katkıda bulunmuş olur.

Müslüman kelimesiyle selâm, İslâm kelimeleri "Silm" kökündendir.

Efendimiz: "Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların selâmette olduğu/zarar görmediği kişidir" buyurmuş. (Buhari 1/9, Müslim iman bab 4, Ebu Davud Cihad Hadis 2481).

İnkar mikropları saçanlara, isyan okulları açanlara, harami çeteleri kuranlara dilinle ve elinle bir şey yapamıyorsan bari Müslümanlara dil uzatma.

İmam Kuşeyri: "Mü min kardeşinin bir ayıbını gördüğünde onu yetmiş çeşit ma zeret bularak temize çıkarmaya çalış. Eğer ma zeret bulamazsan sen yine de yetmiş ma zerete ikna olmadın diye kendini ayıpla" diyor. (Kuşeyri, et Tahbir fit Tezkir, s: 29)

Elimiz, dilimiz ve bütün organlarımız, bize Rabbimiz tarafından emaneten verilmiştir. Kirletmeden, pislikle günahla kirletmeden emaneti teslim edelim.