Nükteler ve mizah

Abone Ol

Türk Edebiyatında hazır cevabın, nüktenin ve mizahın ayrı

bir yeri vardır. Bazı şairlerin ve mısraı bercestesi, yazarların da hazır cevap

ve savunmaları dilden dile dolaşmakta ve insanların dünya görüşlerini canlı

tutmaktadır. Gerek mizah olsun ve gerekse nükte ve unutulmaz bir mısra olsun

insanların kültür seviyesi, bulunduğu ortam, hayat hikâyesi ve psikolojiyle de

ilgilidir. Bütün bu yaşanılanlar kendi çağının bir ürünü olmakla birlikte uzun

süren etkileri nedeniyle kendi dönemleri dışında da kendine bir yer bulur.

Bugün Karagöz ve Hacivat tiplemesi unutulmuş değildir. Bu işin ustaları bir

bakıma mizahlarını çağın durumlarına göre uyarlayarak bu sanatı icra ediyorlar.

Mizah, nükte bir zekâ ürünüdür. Hazır cevaplık bir Allah

vergisidir. Şairlik de öyledir. Bir kısım insanlar Mehmet Akif’i horlamaya

çalışsalar da; şiirlerini haksız yere eleştirmeye çalışsalar da hakikat

değişmez o bir İslam şairidir. Hem şiirlerin de hem de fıkra gibi kabul gören

nüktelerinde incelikler vardır.

“Sözüm odun gibi olsun hakikat olsun tek” diyen Mehmet

Aki’in Neyzen Tevfik’le dostluğu bilinir. Neyzenin hallerinden pek de hoşnut

olmayan Akif, Neyzen’le bir arada bulunduğu bir gün Mehmet Akif elini

yıkadıktan sonra Neyzen Tevfik’in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce:

-Hayır, diye bağırmış; elimi yeni yıkadım.

Zamanın gençlerinden biri, bir toplantıda Akif’i küçük

düşürmeye çalışmış ve :

-Siz baytardınız değil mi Demiş.

Akif hiç istifini bozmadan cevabı yapıştırmış:

-Evet bir yeriniz mi ağrıyordu

Nefi, hiciv ustalarımızdan biridir. Kaside alanında da

başarılı eserler de vermiştir

Nefi, övgü ve yergi sanatını  bir arada kullanarak büyük bir başarı elde

etmiştir. Hicivlerinden dolayı ona genç yaşta “Zari” mahlası

verilmiştir.”Zari”nin manası; “zararlı, faydası dokunmayan” anlamlarını iktifa

eder.

Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, Nefi’nin

şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu   şaire

Nef’i “Nafi” yararlı” mahlasını vermiştir. Fakaf Nefi, yazmış olduğu

hicivleriyle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekmeyi

başarmıştır.

 Şair Nefi bir

toplantıda konuşurken, düşmanlarından biri içeri girmiş, fakat herkese selam

verdiği halde kendisine:

-Merhaba canım! Demiş.

Nefi  hemen cevabı

yapıştırmış:

-Derhal çıkıyorum.

Bir dönemin tanınmış isimlerinden Tahir Efendi bir gün

Nef’i ye kelb der. Nefi’nin bu sataşmaya verdiği cevap unutulmayan bir

dörtlüktür;

Tahir Efendi bana kelb demiş

İltifatı bu sözde zahirdir

Mâlik’i mezhebim benim zira

İtikadımca kelb Tahirdir.

Hiciv denince akla gelen ünlü şairlerden biri de Şair

Eşref’tir. Kâmil Paşa, Kıbrıs’a geziye gidecektir. Eşref’e “Bir isteğin varsa

getireyim “ der. Eşref buna çok sevinir: “Paşam görüyorsunuz artık yaşlandım,

yürüyünce yoruluyorum yokuş da çıkamıyorum. Bana bir Kıbrıs eşeği getirirseniz

ömür boyu size duacıyım” der.

Kâmil Paşa’yı dönüsünde, Eşref de karşılamaya gitmiştir.

Pasa, Eşref’i görünce: “Aaa, Eşref, affedersin istediğini getirmeyi unutmuşum,

seni görünce eşek aklıma geldi “ der. Eşref de:

“Aman Paşam, üzülmeyin, o eşek gelmese de olur, siz

geldiniz, ya, sağ olun.” der.

Şair Eşref’in Kamil Paşa ile ilgili nükteleri bununla da

kalmaz. Şair Eşref, bir gün eşeğe binmiş, yolda giderken arkadan İzmir Valisi

Kâmil Paşa’nın arabası ile gelmekte olduğunu görür ve yol vermek için kenara

çekilir. Yolun kenarında ise büyük bir çukur vardır. Kamil Pasa espri olsun

diye:

“Eşref, çok kenara çekilme, çukura düşersin” der. Eşref:

“Merak etme Paşam, eşek Kâmildir” cevabini verir.

Halk ile iç içe olurken hakikatten ayrılmamak, halkı

ilgilendiren konularda mizahi üslupla cevap vermek ve yönlendirmek ve insanı

güldürürken düşündürmek kolay bir sanat olmasa gerek. Büyük bir kavrayışın

ürünü olan bu sanat itikadi yönüyle de topluma sunulmalı ve hoşgörü

çerçevesinde yapılmalıdır.

Toplumsal aksaklıkları mizahi bir üslupla ele alanlar

nüktelerle taşı gediğine koyanların toplumun milli ve manevi duygu ve

fikirlerini gözetmeleri beklenir.

Günlük hayatımızın bir parçası olan nükte ve mizah İslami

anlayışa göre yapılmalı ve İslam kültürü göz ardı edilmemelidir. İnceliği,

zarafeti, toplumda saygıya dayalı bir esprisi ve mantığı olmalıdır.