Nuh’un gemisi: kitap

Abone Ol

Çağımız insanı tarihle irtibatını büyük ölçüde kopardığından bu yana kültürsüzleşmenin sancılarını çekmektedir. İnsanlık, şifahi bir dilin saydamlığında, sanal bir dünyanın basitliğinde vakarını koruyamamaktadır. Kitap bir toplumu zinde tutan önemli bir güçtür. Geçmişle olan irtibat yalın haliyle kitapla sağlanır. Çünkü kitap iyiyle kötüyü ve güzelle çirkini kayıt altına alır, tecrübeyi beraberinde taşır.  

Şifahi kültür unutulur ya da en iyi ihtimalle dönüşümler geçirerek yalın halinden, ilk halinden uzaklaşır. Fakat kitap kaynağın ilk halini, sabi halini muhafaza eder. Kitap ispattır bir nevi, kitap tarihe düşülmüş nottur. Kitap, geçmişi günümüze, günümüzü ise geleceğimize taşır. Böylece dünü anlama, zamanımızı anlamlandırma ve geleceğimizi bu anlamlar üzerine inşa etme süreci kitapla sağlanmış olur.

Fıtrat, asıl kaynağın sabi halinde gizlidir. İnsan bedeni çamurdan yaratılmıştır ve fıtratı ise dertle mayalanmıştır. Çünkü verilen her sorumluluk ve omuzlara vurulan her yük bir derttir. Kitaplar bu açıdan önemli vazifeler yüklenir. Kitabın varsa derdin de vardır. Kitaba gidersen derde talipsindir. Kitap, insana fıtratındaki gizli derdini hatırlatmaktadır, aslında gizli derdini yaşatmaktadır. 

Peygamberler tarihine baktığımız zaman, hep yaşanmış dertler, çekilmiş çileler görüyoruz. Peygamberler, kitapla birlikte insanlara dünya için rahat ve refah vaat etmediler. Peygamberlerin getirdiği kitaplarda, dert ve çile vardı. Kitaplar insanlara yük yükledi, dert verdi ve yol gösterdi.

Kitabı olan insan zamanını kendi tayin eder ve zamanını kendi yaşar. Yoksa insan, başkasının zamanında kaybolup gider. Başkasının zamanını yaşamak demek, başkasının kitabına tabi olmak demektir. Bu noktadan baktığımız zaman sıkıntı büyük aslında. Özüne yabancı, kitabına mesafeli arızalı insanlar olacaktır böyle ortamlarda. 

Kurgulanan zamanın içinde olmayan bir kavrama dönüştü kitap. Bu yüzden modern zamanların en büyük boşluğu kitapsızlık olsa gerek. Toplumumuzda kitapsız tabiri büyük bir hakaretin ifadesidir. Ne yazık ki, günümüzde toplumun bizzat kendisi kitapsızlaştı. İnsanlık, kitapla arasına aşılmaz duvarlar koydu. 

Kitaptan uzaklaşan insan derdini unuttu, heybesindeki yükleri boşalttı ve sorumluluklarını erteledi. Onun yerine kendine bir sürü meşguliyetler buldu. Medyanın esiri oldu, eğlence kültürünün tüketicisi oldu, zamanın en verimli anlarını uykuya sundu, hazza talip oldu ve hırsa kapıldı. Kitapsız yatan insan, anlamsızlığa uyandı.

İnsan, kalemle yazmayı öğreten Rabbinin kulu olduğunun bilincinde olmalıdır. Bu bilinç zinde kaldıkça, verdiğimiz sözlerimizi ve yüklendiğimiz sorumluluklarımızı hatırda tutacaktır. Kitaba sarılmak, dertle yoğrulmaya sarılmaktır. Kitaba sarılmak, kurtuluşa giden kapıya yönelmektir. Kitaba sarılmak olduğun yerden olacağın yeri tayin edebilmektir. Kitaba sarılmak anlama sarılmaktır.