Nimet, külfet!

Abone Ol

Baba erenlere sormuşlar: "Mevsimlerden yazı mı seversin, kışı mı " Baba erenler şöyle bir düşünmüş, "Yahu, bunun baharı, güzü yok mu " demiş. Malumaliniz, küresel ısınma, iklimlerin dengesinin bozulması derken, termometrelerin tavan yaptığı, cayır cayır yandığımız günlere geldik. İstisnasız tüm televizyonların ana haber bültenlerinin birinci haberleri, meteorolojik veriler. Ne olacak havalar Orhan Veli nin dediği gibi, "Bizi bu havalar mahvedecek!" galiba.

Meteoroloji yetkilileri pazartesi itibarıyla açıklama yapıyorlardı, "Salı ve Çarşamba günleri ortalık kavrulacak. Sıcaklık değerleri şu şehirlerde 45 i bulacak" diye. Çarşamba günü muhabirler ellerinde mikrofon halk arasında dolaşıp görüş alıyorlar Hava sıcaklığı da meteoroloji yetkililerinin tahminde bulunduğu değerleri yansıtmayınca, adamın biri mikrofona aynen şunları söylüyor: "Bundan anlamamız gereken şu. Benim işime karışmayın diyor" Röportajı burada kesmişler Adamcağız, aslında "Allah (c.c.) ın işine karışmayın mesajı vermek istiyor kendi lisanınca. Yüce Rabbi min işine karışmak kimin haddine Aslında bu adamcağız, hepimizin başına balyoz gibi inmesi gereken bir şeyi hatırlatıyor bizlere Yaşadığımız bunca hengame, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, tabiatın dengesinin bozulması "halife" sıfatıyla bu dünyanın nimetlerinden yararlanan insanın yaptığı bozgunculuğun yansımasıdır sadece. "Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz" buyuruyor bir ayet-i kerimede Allah (c.c.) Helal kazanç, helal rızık Kazandıklarımızdan infak etmemiz gerektiğini hatırlatıyor Sadaka ve zekat müessesesini kullarına ikram ediyor. Peki insanlık ne yapıyor Dünyanın dengesinin bozulduğu, ozon tabakasına en çok zarar veren, karbondioksit salınımının en yüksek olduğu ülkelere bakın Sanayileşme devrimini tamamlamış, konforizm ve refah boyutuyla insanların en az ikişer arabayı garajlarında hazır kıta beklettikleri batılı ülkelere bakın Üretim, habire üretim Ekolojik dengeyi gözetmeyen, çevre faktörlerini dikkate almayan fütursuzca bir rekabet, fütursuzca bir yarış, fütursuzca imalat Dilovası nda bir zamanlar, "Buraya fabrika yapılsın, işsizlik sorunu ortadan kalksın, karnımız doysun" diye çaba gösterenlerin bugün, "Yandık, bittik, mahvolduk, herkes kanser oldu" diye yakınmalarındaki paradoksu analiz etmek lazım. Nimet ve külfet dengesi İnsanlarına her türlü konforizmi sunan, dünyanın diğer ülkelerindeki yer altı ve yerüstü kaynaklarını sömüren Amerika nın, dengeleri düzeltecek hiç bir şeye imza atmamasını iyi analiz etmek gerek. "Parayı putlaştıran", egoizmi ve hedonizmi vicdanların merkezine yerleştiren anlayış, bu dünyanın Allah (c.c.) ın insanlığa hediyesi olduğunu, bir imtihan zemininde olduğumuzu, yaptığımız her şeyin, attığımız her adımın bir sonuç doğuracağını unutmuş görünüyor.

Dikkatinizi çekiyorsa, biz şu anda karşımıza çıkan sonuçlar üzerinden fikirler yürütüyoruz Oysa, bu sonuçları üreten sebepler konusunda fazlaca kafa yoran yok. Tamam, "Ozon delindiği için böyle oldu Karbondioksit gazı sera etkisi yaptı" gibi sebepler ortaya konuluyor ama Aması, dünyayı mahveden bu eşkıyalığın daha beter sonuçlar üreteceğini, mevsimlerin kimliğini bile bozan, kapitalizmden beslenen bu vahşiliğin insanlığın sonunu hazırladığını birilerine hatırlatmak gerekiyor...