Nihayet!

Abone Ol

İktidar sözcüleri, nihayet “hayat pahalılığını” kabullenmeye başladılar. Oysa yakın zamana kadar “hayat pahalılığını” asla kabul etmeye yanaşmıyor, yaptıkları “zamları” bile “fiyatların güncellenmesi” diye takdim ediyorlardı!

Hayat pahalılığını kabulleniyorlar ama hâlâ bu pahalılığın kendi eserleri olduğunu itirafa yanaşmıyorlar!

Hayat pahalılığının nedeni olarak “küresel krizleri” işaret ediyorlar.

Bunu doğru kabul edeceğiz ama bu “küresel kriz” dedikleri olayın niçin sadece bizim ülkemizi etkilediğini açıklamalılar.

Madem bir küresel krizden söz ediliyor, o zaman yerkürenin bütün ülkelerinin bundan etkileniyor olması gerekmez mi?

Evet, onlarda da enflasyon var ama onların enflasyon oranı tek haneli seviyelerde ve bizim ülkemizde olduğu gibi alıp başını giden bir hali yok!

Ekonomideki sıkıntıların kendilerinin almış olduğu yanlış kararlardan kaynaklandığını bir türlü kabul etmiyorlar.

Kendilerinin aldıkları ekonomik her kararın doğru kararlar olduğu inancı içindeler. Ekonomi yönetiminin hep “ehil ellerde” olduğu iddiasındalar. Bu iddialarını da kabul edeceğiz.

Ama bize ekonomi yönetiminde niye o kadar sık değişiklik yaptıklarını izah edebilmeliler.

Niye o kadar çok Hazine ve Maliye Bakanı değişti?

Niye o kadar çok Merkez Bankası başkanı değişti?     

Bu insanlar madem işlerinin ehilleriydi, niye ikide bir değişiklik yapma ihtiyacı hissedildi!

Ve hep işlerinin ehilleri görev başındaysa niye sürekli politika değişikliğine gidildi?

Aynı partinin göreve getirdiği isimler olarak birbirlerinin izledikleri politikaları sürdürmeleri gerekmez miydi?

Oysa birinin ak dediğine ötekinin kara dediği bir yönetim değişikliği yaşanıyor.

İktidar sözcüleri, milletin hayat pahalılığından bunaldığını belirterek, bunu da ancak kendilerinin düzelteceğini söylüyorlar.

İşleri bozan hep başkaları oluyor, düzelten ise hep kendileri! Bu masala herkesin inanması bekleniyor.

Yirmi yıldır iktidar koltuklarında kendilerinin oturduğunu unutarak konuşuyor olmalılar!