Olayın üzerinden şu kadar gün geçmiş olmasına rağmen hâlâ sis perdesi aralanmamış değil sadece ülkemizin; belki de dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri Reyhanlı kuşkusuz ...
Reyhanlı saldırısı/patlamasıyla ilgili kamuoyu yeterli bilgi sahibi olamadı. Deliller “örtbas edilmesin” diye mi yoksa tersine “delilleri karartmak” için mi bilinmez alelacele “yayın yasağı” konduğu için ne olduğunu anlayamadık, deyim yerinde ise işin üstü örtüldü. Televizyon ekranlarından yapılan resmi açıklamalar ise hükümetin, Suriye politikasını aklamaya yönelik oldu.
Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Suriye sınırına en yakın yerleşim yeri. “Neden Reyhanlı ” sorusuna cevap vermeden önce Reyhanlı’nın yapısına ilişkin kısa bilgi vermekte yarar var.
***
Halkının tamamına yakını Sünni bedevi Araplardan oluşuyor. Hatay’da başka Araplar da var Sünni Kuseyr Arabı, Arap Alevileri, (Nusayriler) Hristiyan Araplar gibi. Ancak yalnızca Reyhanlı Arapları, düğünleri, taziyeleri, giyimleri gibi sosyal hayatları ile de Arap toplumun parçası gibiler. . Aşiret kültürü hâkimdir. Büyük bir dayanışma içindedirler. Arap olmanın verdiği asaletle cömertlikleriyle de ünlüdürler.
Karayoluyla hacca giden kasap hacı adaylarını, onarlı yirmi şerli gruplar halinde evlerinde günlerce misafir ederler. Deyim yerinde ise kültürel olarak da Arap olarak yaşamaktadırlar. Cilvegözü sınır kapısı cetvelle çizilmiş yapay sınırdır. Reyhanlı, Halep’in bir kasabası gibidir. Karşı taraftaki Suriye’nin sınır kasabası Sermeda kasabasının ikiye bölünmüş halidir. İlçe dışında en çok akrabaları Şam, İdlip ve Halep gibi çeşitli kentlerindedir.
Reyhanlı, Suriyeli mültecilere en fazla yardım yapan ve sahiplenen ilçedir. Bahsi geçen yapısı nedeniyle Suriye halkı için nefes borusu mesabesindedir. Geçtiğimiz Ocak ayında yaşanan Cilvegözü patlamasına kadar Suriyelilerin günübirlik seferleri ile bavul ticareti yoluyla karşıdaki halkın günlük ihtiyaçları buradan karşılanıyordu. Patlamayla kapıya kısıtlama getirildi, sadece tırlarla gümrüklenmiş araç çıkışlarına izin veriliyor. Reyhanlı saldırısından sonra ise günlük yalnızca 10 adet tırın çıkışın izin veriliyor.
İlçe, Cansuyu, IHH ve Yardımeli gibi yardım kuruluşlarının lojistik üssüdür. Pek çok derneğin seyyar hastanesi ve yardım depoları Reyhanlı’dadır. İlçede Türkçeden fazla Arapça konuşulur. Türkmen, Çerkez ve az sayıda Kürt kökenli vatandaşımız da bulunmaktadır.
***
Saldırıdan “maksat neydi ” sorusu yoruma açık. Olayın şoku henüz atlatılmadan halk, Suriyelilere ve Suriye plakalı araçlara saldırdı. Ancak işler normale dönünce yatıştı. Yeri gelmişken belirtelim kadim dostumuz Hakan Albayrak’ın iddiaları hayli abartılı, kanaatimizce kesinlikle doğru değil. Kendisi de daha sonra özür diledi. “Hükümetin politikasının kaç numara büyük geldiğini” köşesine bağlamak gerek.
Reyhanlı sokakları taziye çadırlarıyla dolu, halk metanetli, kadere rıza göstermiş durumda. Ölüler arasında Suriyeli sayısı az. Çünkü bir hafta önce yaşanan gerginlikten sonra Suriyeliler evlerine çekildi. Patlamanın yaşandığı yerdeki bulunanların önemli bir bölümü yanarak can verdiğinden cenazeler DNA testiyle teşhis edilebildi.
***
Patlamayı gerçekleştirenler içeriden mi dışardan mı Yeterli istihbarat alınamadı mı Alınıp önemsenmedi mi Koordinasyon sorunu mu yaşandı Faillerin amaçları ne Bir hafta önce yaşanan Suriyeli mülteciler ile Reyhanlılar arasında yaşanan gerginlik, patlamanın provası mıydı Birkaç gün önce Ehli Beyt Alevileri (Ehdav) Onursal Başkanı Ali Yeral’ın evine yapılan esrarengiz saldırı ile bu olayın ilgisi var mı Sn. Başbakan bölgeye güvenlik gerekçesiyle mi gitmedi Neden Amerika seyahati sonrası gidecek Bu soruların cevabını bilmiyoruz.
Resmi açıklamalarda faillerin yakalandığı ifade ediliyor. Gerçekten yakalandı mı yoksa hedef şaşırtmak için mi böyle söyleniyor Failler bu kadar hızlı yakalanabiliyor idiyse neden olaydan önce yakalanamadı Son olarak patlamanın yaşandığı yere birkaç mil mesafedeki Osmaniye semalarında savaş uçağının düşmesi bir tesadüf müdür Bu ve buna benzer pek çok soru zihinleri kurcalıyor.
Reyhanlı patlamasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçilmiştir. Artık ateş fiilen topraklarımızın içindedir.
Umarız akl-ı selimle hareket edilir. Patlama bahane edilerek, ne Suriye’yle savaş gibi bölgenin intiharı olacak “çılgın” bir eylemin içine girilir. Ne de sınır kapısını kapatıp, mültecileri kapı dışarı etmek gibi ucuz kahramanlık yapılır.
En kötü da senaryo faillerin yerli “Esatçılar” olduğu iddia edilerek Hatay’da alevi-sünni çatışması çıkarılır. Umarız, BOP projesinin ihalesini üstlenen müteahhitler, basiret gözüyle olan biteni görür, politikalarını gözden geçirirler.
Umarız!..