Nice Yedi Yıllara!

Abone Ol

Milli Gazete ailesi için Kasım önemli bir aydır. “Aylık kadın ve aile dergisi” Maaile yedinci yaşına bastı. Dile kolay… “İsmi ne olsun” diye yapılan istişare toplantılarından, “Bu ay hangi kapak konusunu ele almalıyız?” denilen zamanlara ulaştı. Yazar kadrosunun tamamının hanım yazarlardan oluşan dergi, Milli Görüş ailesinin en genç üyelerinden. Milli Görüş teşkilatlarında eğitim almış, çeşitli kuruluşlarda hizmet etmiş hanım teşkilat mensuplarımızın meseleyi bir adım daha öteye götürerek yazılı cihat noktasına taşıması ile tarihe geçecek.

Aile müessesemiz toplumumuzun en büyük kanayan yarası haline geldi. Düşen evlilik oranları, bunun aksine artan boşanma oranları, dünyada en genç nüfusa sahip olmakla övünürken düşen doğurganlık oranları (bu, gözden kaçırılmaya çalışılsa da bu meselede tehlike çanları çalıyor), aile arası iletişimsizlik, akraba bağlarının gitgide zayıflaması, ailenin ilk adım destekçisi olan komşuluğun bitmesi, aileden başlayarak yaşanmaz hale gelen koskoca bir ülke!

En son Anayasa değişikliğinde de aileyi korumak adına bazı çalışmaların olduğu haberlerini de Milli Gazete okuyucuları takip ediyorlardır, muhakkak. Bazı kişiler sanki aile yeni yeni tahrip olmuş gibi meydanlara çıksa da aile meselemiz uzun süredir sinyal veriyordu. Hiç unutmam iktidar partisinin Anayasa’yı değiştirecek güçte olduğu günlerde  (2005-2006) yaptıkları Avrupa Birliği uyum süreci sebebiyle Saadet Partisi’nin özellikle aileyi tahrip edecek yasalar konusunda uyardığında kulaklarının üzerine yattığını. Ve haliyle iktidara oy verenlerin de Saadet Partilileri “iktidarı çekememekle” suçladığını. Ev sohbetlerinde, sivil toplum kuruluşu ziyaretlerinde zinanın suç olmaktan çıkarılmamasını ifade ettiği zamanlar Milli Görüşçülere, “Biz zina yapmıyoruz ki! Kanundan bize ne?” diye cevap veren iktidar destekçilerini. Şimdilerde hepsinin ağzında bir “aileyi koruyalım” türküsü! Aile açısından durum biraz “badel harab’ül Basra” (Basra harap olduktan sonra…) durumunda.

Ailenin bu duruma nasıl geldiğini, nereden geldiğini ve hangi amaçlarla çökertilmeye çalışıldığını tüm yönleriyle iyi tahlil etmek gerek. Bu da ülkede yaşayan bu ülkeyi dert edinen, gelecek nesilleri dert edinen, ümmeti ve insanlığı dert edinen herkesin üzerine vazife. Oturduğumuz koltuklarda söylem üretmekten öteye geçmek zorundayız. Öyle bir kaç aile okulu açmakla, aile uzmanları atamakla, psikologlarla, birkaç hocanın sohbetiyle çözülemeyecek bir seviyede. Gençler evlenemiyor artı evlenmiyor, yeni kurulan aileler uzun ömürlü olmuyor… Gelinen şartlardan ne gençler memnun ne yaşlılar… Çocuklar çok küçük yaşlarda kreşlerde, ihtiyarlar huzurevlerinde, gençler iş bulma kuyruklarında, anneler çocuklarından ayrı, baba evinden ayrı, aileler memleketlerinden uzak. Maaile’nin 2019 Ocak sayısında kapağına taşıdığı gibi: “Evde kimse kalmadı.”

Özellikle son yıllarda evlerimiz bir pansiyon gibi işlev görmekte. Anne, baba ve çocuk aynı sofrayı, aynı öğünü paylaşamamakta. 2000 önceleri bir aileyi geçindirmek için tek maaş yeterli iken şimdi hayatta kalmak için ailenin tüm üyeleri çalışmak zorunda. Bir yandan tüketim toplumunun tüketim dayatmaları diğer yandan kentlerde yaşamanın zorlukları… 1980 sonrası hızlı geçiş yapılan neoliberal ekonomik programları gerçekleştirmek için dönüştürülen bir toplum.

Aile bizim en son kalemiz. İnsanın insan kalabilmesi, her taraftan gelen saldırılara karşı insanı koruyabilmemiz için aileyi korumalıyız. Küresel güçlerin bütün planlarının hedefi artık aile ve insan teki.

Bu cendereden faizli ekonomik modellerle, uluslararası kurumların dayattığı kanunlarla/sözleşmelerle çıkamayız. İnsanlar mesleksizleştirilirken, evsizleştirilirken, topraksızlaştırılırken yapılan aileyi kurtarma mitingleri bir yaraya çare olmuyor.

Dünyada ve ülkemizde aile bu minval üzere iken Maaile dertlerimizi dile getirmeye, çözümün kendi inanç değerlerimizde olduğunu, insanın Allah’ın yeryüzünde “halife” olarak yaratılması hasebiyle halifeliğini gerçekleştirecek iklimin sağlanması gerektiğini söylüyor. Müslümanların insanlar içinde halife olduğu için dünyada meydana gelen kötülüklere, çirkinliklere, yanlışlara, zararlara ve adaletsizliklere karşı mücadele etmesi gerektiğini ilk sayısından itibaren sayfalarına taşıyor. Müslümanların içlerinden bir topluluğun da iyilik için, güzellik için, doğruluk için, faydalı olmak için ve adaleti ayakta tutması için çalışması gerektiğinin altını çiziyor.

Maaile için emeği geçen herkese genel yayın yönetiminden sayfa tasarımcısına, baskı işçilerinden dağıtımcılarına, okurlarından yazarlarına… Gönlü ve duası dokunan herkesten Allah razı olsun. Nice yıllar “Hakk’ı” savunmaları duasıyla…